Türkiye'de ilk defa, gerçek anlamda "koalisyon" konuşuyoruz

2010'lar Türkiye'si, 1990'lardan çok farklı, hatta o dönemin zıttı: Vesayetten bağımsızlaşmış siyasi partilerin oturup koalisyon tartışmaları yapabilecekleri, ve, hür iradeleriyle karar verebilecekleri bir Türkiye. Bu noktanın altını çizelim.

Bu başlığı okuyanlar, hemen, 1970’leri, özellikle de, 1990’ları hatırlayacaklar, ve, böyle bir şey söylenir mi diyecekler.

Doğru, Türkiye siyasi tarihinde koalisyon hükümetleri oldu.

1990’lar, koalisyon, hatta zayıf koalisyon hükümetleriyle dolu. 

Ama soralım; 1990’lardaki koalisyon hükümetleri gerçekten partilerin uzlaşması ve hür iradeleriyle oluşmuş koalisyonlar mıydı?

Hiç zannetmiyorum.

O dönemdeki koalisyon hükümetleri, güçlü askeri vesayet altında, devlet bürokrasisinin siyasi partilerden, ve, atanmışların seçilmişlerden çok daha güçlü ve etkin olduğu bir dönemde yapılmışlardı.

Koalisyondan ziyade, devlet aktörlerinin ve atanmışların yürüttüğü “siyasi mühendislik projeleri”ydiler.

Siyasi parti liderlerine telefonlar geliyordu, birileri onlara telkinlerde bulunuyorlardı, ve, koalisyon yapmaya zorlanıyorlardı.

Güçsüz koalisyon hükümetleri, gerçekte, güçsüz partiler ve etkisiz liderler tarafından kurulan hükümetlerdi.

Güçsüz koalisyon hükümetleri, aslında, başarısız olmaya mahkum olmuş siyasi mühendislik projeleriydi.

1990’lar böyle geçti; ekonomik krizlerle, yolsuzluklarla, mafyalaşmayla, Güney Doğu’da düşük yoğunluklu savaşla, enflasyon ve trafik canavarıyla, post modern darbeyle, Susurluk'la, ve, sonunda 2001 ekonomik kriziyle.

Bugünse, tam tersi bir durumla karşı karşıyayız.

Son onüç yılda Türkiye, güçlü çoğunluk hükümeti ve “egemen parti”yle yönetildi; vesayet rejimi bitti, ya da, büyük ölçüde etkisizleşti; seçilmişler atanmışlardan daha güçlü oldu; ekonomide istikrar sağlandı; Çözüm Süreci başlatıldı; özellikle Anadolu’da kentleşme ve orta sınıflaşma süreci hızla gelişti.

Siyasi mühendislik projelerinin işlerliği kalmadı.

2010’lar Türkiye’si, 1990’lardan çok farklı, hatta o dönemin zıttı: Vesayetten bağımsızlaşmış siyasi partilerin, hem siyasi, hem ekonomik olarak güçlü bir temel üzerinde, oturup koalisyon tartışmaları yapabilecekleri, ve, hür iradeleriyle karar verebilecekleri bir Türkiye. Bu noktanın altını çizelim. 

Bu nedenle de, “koalisyon”, hatta, “azınlık hükümeti” olasılıklarını tartışırken, 1990’lara referans vermenin hatalı olduğunu düşünüyorum.

7 Haziran seçiminden, halkın, “uzlaşın ve koalisyon ya da azınlık hükümeti kurun” mesajı çıktı.

Halk, erken seçim istemiyor, siyasi partilerden, sorunlarına çözüm bulacak hükümet kurmalarını istiyor.

Türkiye siyasi tarihinde ilk defa gerçek anlamda koalisyon tartışmalarının yapılacağı, belki de, gerçek anlamda bir koalisyon hükümetinin kurulacağı bir döneme giriyoruz.

Siyasi partiler, aslında, bu söylediğimin farkındalar. Onlar, ilk defa koalisyon görüşmeleri yapacaklarının farkındalar, en azından bunu hissediyorlar.

AK Parti, CHP, MHP, HDP; Türkiye’nin yararına olan ile kendi parti çıkarları arasında denge oluşturacak bir formül üzerinde çalışıyorlar. Kurulması zor bir denge…

Partiler kendi çıkarlarını ön plana koyarlarsa, erken seçim olasılığında halk tarafından cezalandırılacaklarını biliyorlar.  Türkiye’nin yararına hareket ederlerse, kendi seçmen tabanlarını kızdırabilme riski olduğunu düşünüyorlar.

Bu durum onları, koalisyon temelinde kırmızı çizgilerden konuşmaya, taleplerini yükseltmeye yönlerdiriyor.

Kendi seçmenini kızdırmadan Türkiye’nin yararına karar vermek? Siyasi partilerin kafasındaki temel soru…

AK Parti-CHP; AK Parti-MHP; AK Parti-HDP; CHP-MHP-HDP; HDP destekli, CHP-MHP; HDP ve MHP destekli CHP azınlık hükümeti; HDP destekli AK Parti azınlık hükümeti..

Bu olasılıkları, yukarıdaki soru temelinde tartışabiliriz.

Benim düşüncem, AK Parti-CHP büyük koalisyonunun, hem Türkiye’nin yararına, hem de, bu partilere oy verenlerin kabul edeceği bir koalisyon olduğu yönünde. Belki de, en olabilir ve iyi formül. Ekonomi’de istikrarın, IŞİD’e karşı güvenliğin, ve çözüm sürecinin devamının bu koalisyonla mümkün olabileceğini düşünüyorum…