Ukrayna-Kırım krizi: Türkiye'nin iktidar kavgası yapma lüksü yok

Türkiye'nin Ukrayna-Kırım krizinden olumsuz etkilenme riski yüksek. Bu, doğalgaz ve enerji bağımlılığımız içinde, kuraklık sorunumuzu da arttırabilir.

Türkiye, 30 Mart’la başlayacak seçimler sürecine kilitlendi.
Mitingleri izliyor, liderleri dinliyoruz. Daha doğrusu, Erdoğan’ı sürekli dinlerken, muhalefeti dinlemek için özel çaba harcıyoruz. Medya, onların mitinglerini sansürlüyor.

İktidar ve muhalefet, seçim stratejileri, tümüyle ‘Erdoğan için güvenoyuna’ ve AK Parti-Cemaat iktidar kavgasına indirgemiş durumda.
Erdoğan sürekli konuşuyor; muhalefet ve Gülen Hizmet Hareketi’yse sürekli Erdoğan’ı konuşuyor.

Türkiye’de endişeyle bu kavgayı izliyoruz. Tüm dünyaysa, endişeyle, gözlerini ve dikkatini, Ukrayna-Kırım krizine çevirmiş durumda. Kuzeyimizde çok ciddi bir kriz var.

Rusya lideri Putin’in Ukrayna’ya asker gönderme kararı alması ve Ukrayna ve Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesi olasılığı, Türkiye’yi de çok olumsuz etkileyecek ‘bölgesel-küresel ölçekte bir kriz’in başlaması anlamına geliyor.
Ukrayna-Kırım krizi, Batı ile Rusya arasında ‘İkinci Soğuk Savaşı’ başlatabilir; Karadeniz, bu savaşın manevra alanına dönüşebilir.
Stratejik-çıkar-güvenlik ekseninde, Ukrayna-Kırım’ın, bölgesel ve küresel dengeler için Suriye’den çok daha kritik ve önemli olduğunu biliyoruz.

2008’de Rusya’nın, Güney Osetya için Gürcistan’a müdahalesi ‘soğuk savaş’ın tekrar başlama riskini oluşturmuştu. Bugünse, Rusya’nın Ukrayna-Kırım’a müdahalesi, ‘ikinci soğuk savaşı’n başlaması riskini taşıyor. Bundan şüphe yok.

Güçlü aktörler dahil, herkes çok endişeli. Suriye krizinden farklı olarak, Ukrayna-Kırım krizi için BM Güvenlik Konseyi ve NATO acil toplanıyor. Amerika-AB Rusya’yı, Obama’ysa Putin’i geri adım atmaya zorlamaya çalışıyor.

Herkes biliyor: Eğer aşılamazsa Ukrayna-Kırım krizinin hızla Gürcistan’a, sonrası Belarus’a kadar yayılma riski var.
Mısır’ı şimdilik bir tarafa bıraksak bile, güneyinde Irak ve çok ciddi Suriye krizlerini yaşayan Türkiye’nin, kuzeyinde Ukrayna-Kırım kriziyle karşılaşması, bugünden çok daha zor günlerin bizi beklediğini gösteriyor.

Artık, iktidar kavgaları ve ciddi kuraklık ve susuzluk sorunlarımıza ek, Ukrayna-Kırım sorunumuz da var. Türkiye, Irak ve Suriye’den sonra, Ukrayna-Kırım krizini taşımakta çok zorlanır. Hele, kendi içinde, iktidar savaşları tarafından rehin alındığı ve seçimlere kilitlendiği bir zamanda.

Geçen sene, altı kişilik ‘Uluslararası Demokrasi ve Seçim İzleme ve Değerlendirme Grubu’nun üyesi olarak, Kiev’de bir hafta bulunmuştum. Cumhurbaşkanı, Başbakan, muhalefet partileri, devlet kurumları, medya, sivil toplum, sendikaların üst yöneticileriyle uzun görüşmeler yapmıştım. Ukrayna-Kırım krizi, ülkenin bölünme riski ve Rusya’nın müdahale olasılığı o günden belliydi. Grup olarak çok endişelenmiştik. Türkiye’ye döndüğümde, arkadaşlarıma, “Demokrasiden, kutuplaşmadan şikâyet ediyoruz ama Ukrayna bizden çok çok daha kötü” dediğimi hatırlıyorum.

Ukrayna-Kırım, enerji ve jeopolitik olarak çok önemli ama otoriter ve kutuplaşmış bir ülke. Büyük aktörlerinin çıkar savaşı yaptıkları bir alan. İktidar strancının bir aracı.

Irak-Suriye-Ukrayna-Kırım ekseni, Türkiye’yi, tekrardan, bölgesinde ‘yapıcı kilit aktör’ yapabilir. Ama bu küçük bir olasılık; çünkü ancak yolsuzluk iddiaları ve iktidar kavgaları tarafından rehin alınmış değil, aksine, kendi içinde demokratikleşen ve istikrarlı bir Türkiye bu yapıcı rolü oynayabilir.

Türkiye’nin Ukrayna-Kırım krizinden olumsuz etkilenme riski yüksek. Dahası, bu risk, doğalgaz ve enerji bağımlılığımız içinde, kuraklık ve susuzluk sorunumuzu da arttırabilir.

Bu riskler içinde, Türkiye’ye çok büyük zarar veren bu iktidar kavgasının artık bitirilmesi gerekiyor. Eğer siyaseti, Türkiye’ye hükmetmek değil; aksine, Türkiye’yi yönetmek olarak düşünüyorsak.