Antarktika'nın tepesine adı verildi, üniversite-sanayi işbirliğini tetiklemeye geldi

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan 36 yıllık ABD, daha doğrusu Stanford hayatını bırakıp, Türkiye'ye döndü. 36 yıl içinde bir dolu akademik başarıyı da sığdırmış.

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan 36 yıllık ABD, daha doğrusu Stanford hayatını bırakıp, Türkiye’ye döndü. 36 yıl içinde bir dolu akademik başarıyı da sığdırmış.
Antarktika’da 2 bin 400 metre yükseklikteki bir tepe, onun adını taşıyor.
“Uzay fiziği salt kâğıt-kalem ile değildir” diyor.
42 doktora tezinde imzası buluyor, 65 milyon dolarlık proje üretimi sağlamış. Yine onun imzasını taşıyan yedi kıtada, atmosferde elektromanyetik dalgaları ölçen aletler çalışıyor.
Dünya liginde Türkiye’ye dönmek gayet radikal bir karar.
“Koç, beni buldu” diyor.
Şu cümlesi de önemli:
“15 sene önce dönmeye kalksam, buradaki üniversitelere sığamazdım.”
Üç somut hedeften söz ediyordu, dünkü buluşmamızda:
Akademik kalkınmayı tetiklemek.
Üniversite-sanayi işbirliğini tetiklemek.
Ar-Ge çalışmalarını tetiklemek.
Maalesef ki bu ülkede, 1990’lardan beri üniversite-sanayi işbirliğinden söz ediliyor. Edilen sözün, binlerde biri hayata geçirilebildi.
Prof. Dr. Umran İnan, “Şirketlerin problem listeleriyle, bizim beceri  listelerini eşleştireceğiz” diyor.
Türkiye’de Ar-Ge‘den de fazlasıyla söz ediliyor. ‘Araştırma-geliştirme’ önemine vurgu yapmayan yok da, devletin teşvik sisteminde hak ettiği yere gelemiyor.
Prof. Dr. Umran İnan‘ın iyimserliğini taşımak da yanlış olmaz:
“Türkiye’de devlet de, holdingler de, salt şirketler de Ar-Ge’nin öneminin farkında. Türkiye’nin gelişmesinde, sıçramasında önemli bir rolü olduğunu herkes kabul etmiş durumda. Zaten açlıkla beklenen bir şey olduğunu görüyorum. Ekonomiye yansıması da zaman içinde olacaktır.”

Turist Türkiye’nin neyini seviyor?
Turizm, Türkiye’ye gelen yabancılar gözünde sınıfı fazlasıyla geçiyor. Türklerin sıcakkanlılığı özellikle Avrupalı turiste açık ara önde puan verdiriyor.
Almanlar, ‘çocuklara gösterilen sevgide’ birinci sırayı Türkiye’ye veriyor.
İngilizler, Türklerin sıcakkanlılığından  memnun olduklarını ifade ediyorlar.
Hollandalılar ‘arkadaş canlısı’ buluyor.
Avusturya AB savaşında soğuk davransa da ülkemize gelen Avusturyalıların yüzde 90’a yakın kısmı Türkleri ‘sempatik’ veya ‘çok sempatik’ buluyor. Japonlara göre Türkiye ‘sıcak ve dost’ bir ülke. Biz hep kendimiz için “hisafirperver” deriz, “hoşgörülü” deriz. Birbirimize karşı ‘hoşgörülü’ olmayı bırakalı çok oldu ama en azından hala yabancılara misafirperver olmaya devam ediyoruz.

‘Antarktika’yı özleyeceğim’
Bir bilim insanı olarak başarılarınızdan dolayı Antarktika‘da bir tepeye adınızın verilmesi nasıl bir duygu acaba? Mesela insan, o tepenin fotoğrafını cüzdanında taşır mı!
Prof. Dr. Umran İnan, kendi adını taşıyan tepeye hiç çıkmamış. “Ulaşılmaz bir noktada” diyor. 3 bin metre karın olduğu bir kıta, zaten yaz mevsiminde gidilebiliyor.
Prof. Dr. Umran İnan, 13 kere gitmiş, Antarktika’ya, özleyeceğini söylüyor. Altı ay gece, altı ay gündüzün yaşandığı kıtayı birkaç dakikalığına da olsa bir kez daha yaşıyor, Prof. Dr. Umran İnan:
“Gecenin ikisinde uyandığım oluyordu. Güneş yukarıda, ne bir kuş var, ne bir böcek yine de muhteşem bir yer.”
Bir başka anısını dinliyoruz.
Colombia uzay mekiğinin dünyaya geri dönüş yolunu tamamlayamadan infilak etmesinden birkaç saat sonra Houston’a davet edilmiş, Prof. Dr. Umran İnan. ‘Yukarı doğru çakan şimşek’ olgusunu keşfetmiş olması nedeniyle.
Generaller, astronotlarla birlikte mekiğin yukarı doğru çakan şimşek nedeniyle infilak etmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuş. Zaten, daha sonra kesinleşmişti ki mekanik bir arıza olmuştu, mekikte.
‘Yukarı doğru çakan şimşek’i bizim anlayabileceğimiz dilde anlattı, Prof. Dr. Umran İnan. 40 metre yükseklikte etkili olan sistem.