Hiç deniz görmemiş İstanbullu çocukların Boğaz sefası

İstanbul'da 3 bin okul ve ilk-ortaöğretimde 2.5 milyon öğrenci var. Bunların 150 bini hiç Boğaziçi'ni görmemiş. İçinden deniz geçen şehirde yaşayıp, denizin mavisine uzak duruyorlar. İstanbul'da yaşayanların da 1.5 milyonunun kendi 'getto'larında yaşayıp, hiç deniz görmediği ortaya çıkmıştı, Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı araştırmada.

İstanbul’da 3 bin okul ve ilk-ortaöğretimde 2.5 milyon öğrenci var. Bunların 150 bini hiç Boğaziçi’ni görmemiş. İçinden deniz geçen şehirde yaşayıp, denizin mavisine uzak duruyorlar. İstanbul’da yaşayanların da 1.5 milyonunun kendi ‘getto’larında yaşayıp, hiç deniz görmediği ortaya çıkmıştı, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptırdığı araştırmada.
23 Nisan’da TURMEPA-DenizTemiz Derneği, İDO ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile el ele verdi, 3 bin çocuğa Boğaz sefası yaptırdı.
İstanbulluların oylarıyla modeli seçilen, yılbaşında hizmete giren Fatih vapurundayız. Muhteşem bir gürültü, çocuk sesi. Güngören, Habipler, Esenler, Bağcılar, Arnavutköy (Boğaz semti olmayan), Sarıgazi‘den çocuklarla birlikte gezintiye çıktık.
TURMEPA Yönetim Kurulu üyesi, Zihni Denizcilik‘in sahibi Asaf Güneri “Kalktım Bodrum’dan geldim, sırf çocuklarla birlikte bu mutluluğu yaşamak için” diyor. Dönüp, TURMEPA Başkanı Tezcan Yaramancı‘ya “Derneğin 14 yılda yaptığı toplamından çok daha önemli bir proje bu. Organizasyonu yapanlar çok dua alacak” diye sesleniyor.
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer anlatıyor:
“Sevgi Köprüsü adı altında Güneydoğu’dan 5 bin öğrenciyi İstanbul’a getirmiştik. Urfalı bir çocuk daha sonra mektup yazmış, ‘Ailem İstanbulluların ahlaksız olduğunu, Güneydoğu insanını ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü anlatırdı. Şimdi artık İstanbul’da bir ailem, bir kardeşim var.’ Bu çocuklara da bu ülke için değerli, önemli ve özel olduklarını hissettirmemiz lazım.”
Tezcan Yaramancı, söze giriyor:
“Biz denizleri temizleye çalışıyoruz. Bu çocuklara denizi sevdirirsek, 10 yıl-15 yıl sonra seçmen olduklarında talep edecekler siyasilerden, denizlerin temiz tutulmasını, kanalizasyonların denizlere boca edilmemesini.”
Temizlemek, temiz tutmaktan çok daha maliyetli, çok daha zor.
Tezcan Yaramancı, “2010 eğitim yılında, müfredata çevre ve deniz temizliği konularını koydurmaya çalışıyoruz” diye konuşuyor.
O ara TURMEPA Genel Sekreteri Levent Ballar, ekibiyle birlikte çocuklara kumanya dağıtıyor. Sonra, vapur klasiği simit. Biz de simitlerimizle birlikte çaylarımızı yudumlarken, Ata Özer başlıyor proje üretmeye:
“İzlenimlerini almak için resim, şiir, öykü, kompozisyon yarışması düzenleyelim.”
Asaf Güneri devam ediyor:
“Yarışmada birinci olanlara benden, senden para toplayalım, eğitim hayatı boyunca burs verelim.”
Çocukluğumdan bu yana en keyifli 23 Nisan’ı yaşadım.

‘Bugün bayram abicim’
Boncuk gözlü, 10 yaşında bir kız çocuğu. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, “Niye gözlerine kalem, rimel sürdün” diye soruyor. Kız çocuğu hazırcevap: “Bugün bayram abicim.”
Ata Özer kahkahayı basıyor: “Tamam ablacım bir şey demedik.”
Sohbette kız çocuğunun ablasının spor ayakkabısıyla geldiğini öğreniyoruz.
Ondan önce de hemen arkamızda oturan kızlardan biri “Bizim
okula yardım edin, çoğumuzun ayakkabısı yok. Benimki de yırtık” diyor. Bir an susuyor, devam ediyor:
“Ama sadece bana verirseniz, kabul etmem. Tüm arkadaşlarıma da verin.”
Ata Özer, telefona davranıyor. Ender Spor‘dan 100 çift spor ayakkabısının sözünü alıyor.
Bir akşam önce tansiyonu 19’a vurmuş. İlaçlarını alıp, gelmiş.
Öyle keyifli ki. Sordum iki torunu varmış. Çevresindeki çocukları da torunlarıymış gibi öpüyor, kokluyor, birlikte fotoğraf çektiriyor.
Abicim diyen kız çocuğuna hadi tanışalım diyor. Önce onun adını öğreniyor: “Ben de İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer.”
Kız çocuğunun boncuk
gözleri kocaman açılıyor: “Aaa, sen müdür müsün?” 

Vapur sefası
İstanbullar için en büyük keyiftir, vapurla seyahat. Vapurda denizin sesini dinlerken, martılara simit atmak. 3 bin çocuk üç seferde Boğaz turu yaparken, İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy‘un da keyfine diyecek yok. Birlikte Fatih vapurunu geziyoruz. Başlıyor sıralamaya:
“Bakın şu ahşap döşemenin güzelliğine, bakın artık insanlar vapur iskeleye yanaştığında atlamasın diye güvenlikli kapı yaptık, bakın engelliler artık engelsiz binebilecek vapurlara, bakın içeride oturanlar, dışarıda oturanların ensesini görmek zorunda kalmayacak, alçak platform kurduk.”
Sonra ön tarafına geçiyoruz:
“Dalgaların sesini duyuyor musunuz, sevgililer şöyle oturup, çaylarını yudumlarken, romantizmi yaşayacaklar.”
Bir de sitem ediyor:
“Bizim için, ‘vapurları hizmetten kaldıracak’ diyenler vardı. Aleyhimizde kampanya yapmışlardı. Hatırlıyorsunuz değil mi?”
İDO ekibi de çocuklara ‘Mavi Sulara Seyir’ adı altındaki ‘Efsane Gemi ve İskeleler, Denizcilik Tarihimiz ve Temiz Çevre’ adlı üç kitabı hediye ediyor.