Erivan'ın ufkunda Ağrı Dağı yok

Bugün sandık başına giden Ermenistan'ın gündeminde Türkiye ilk sırada değil. Peki, 2015 tarihine sembolik önem veren Ermenistan ile ilişkilerde Türkiye'yi ne bekliyor?
Erivan'ın ufkunda Ağrı Dağı yok

Ararat. Yolunuz Ermenistan’a düşerse en çok duyacağınız kelime şüphesiz ki bu olacaktır.
Evet, Ağrı Dağı’nın Ermenistan’daki adı Ararat. Ama Ermenistan’dakiler için bir dağdan çok daha fazlası demek. Yalnız su şişelerinden, Futbol Federasyonu’nun logosuna kadar hayatın içinde olmasından değil. Uluslararası üne sahip bir konyak markasına adını vermesinden de değil. Ararat, Ermenistan’ın Olimpos’u. Ermenistan’dakiler için sınırın öte tarafında kalan gerçek bir dağdan çok kendi içlerinde yaşadıkları bir mistisizm.
Dört yıl önce futbol diplomasisiyle başlayan Türkiye-Ermenistan yakınlaşma sürecinde Erivan’a ilk kez gelmiştim. Ararat ya da Ağrı Dağı, Soykırım Anıtı’nın ufkunda tüm görkemiyle görünüyordu. 

Ermenistan’ın dünyaya açılan penceresi sayılan bu müze ve anıt Türkiye’den gelen gazetecileri ağırlıyor ve Ermeni politikacılarla iki ülke arasındaki normalleşme süreci konuşuluyordu.
Görünüşte her şey güzeldi. Cumhurbaşkanı Gül, milli maç için Erivan’a gelmiş, resmi olarak en üst düzeyde ağırlanmıştı. Sonrasında Ermeni heyeti Bursa’da iadei ziyarette bulundu. Bunu İsviçre’de imzalanan protokoller izledi.
Sonrasında futbol diplomasisi, orta sahada top çevirmeye döndü. Protokoller imzalanır imzalanmaz Ermenistan’daki milliyetçi Daşnaksütyun Partisi koalisyon ortaklığından ayrıldı. Ardından iki ülke arasında protokolleri kimin önce meclise taşıyacağı tartışması başladı. Derken Türkiye, Ermenistan’ın Karabağ konusunda adım atmasını talep etti. Ermenistan ise her zaman cepte duran soykırım kartını gösterdi. Ve protokoller rafa kalktı. 

Seçim ufkunda Türkiye 
Ermenistan’da 3 milyon kişiyi ilgilendiren bugünkü seçimden önce yine Ararat’ı izlemek için bu kez Erivan’daki başka bir müzeye gittim. 50 metrelik Ermenistan’ın Anası heykeli ve müzesi tıpkı Soykırım Müzesi gibi Ararat manzaralı. Ama arada önemli bir fark var. Ermenistan’ın koruyucusu sayılan heykel, elindeki kılıç ile Türkiye’ye doğru bakıyor. Heykelin altında duran Sovyetler zamanından kalma füze ve tanklar da öyle. Fakat çok yakınımızda olan Ağrı Dağı sisli hava sebebiyle bu kez görünmüyor.Bu durum aslında seçimleri de özetliyor. Ermenistan’ın seçim ufkunda Türkiye hayli sisli bir manzara yaratmış vaziyette. Üç yıl önce tüm siyasal partilerin ana gündemi olan Türkiye ile normalleşme süreci, yerini ekonomik kriz, seçimin şeffaflığı gibi konulara bırakmış. 2008 seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 50’sini almasına rağmen koalisyon kurmak zorunda kalan Sarkisyan’ın Cumhuriyetçi Partisi bu kez de seçimin favorisi olarak gösteriliyor. Partinin ileri gelenlerinden Artak Zakaryan “Bu seçimde siyasal sistemin form tuttuğunu söylemek mümkün. Daha az parti seçime giriyor. En önemli mesele sorunsuz bir seçim yaşanması” diyor. 

Muhalefet ve yeni medya 
Sorunsuz seçim temennisinin ana nedeni 2008’de yaşanan olaylar. Dört yıl önce seçimlerin adil olmadığını düşünen muhalifler eski başkanlardan Levon Ter Petrosyan’ın desteğiyle Erivan’da meydanlara dökülmüş, protestoların dokuzuncu gününde silahlı kuvvetlerin müdahalesi sonucunda 10 kişi hayatını kaybetmişti.
Arap Baharı’ndan üç yıl önce meydana gelen bu olayın farklı sonuçları olmuş. Olayın sorumluları tespit edilemezken medya üzerinde özellikle televizyonlara yönelik siyasal baskılar artmış. Ancak kanlı biten muhalif gösteriler internet ve yeni medyanın gelişmesi için bir fırsat yaratmış. Meydandan sürülen muhalifler Facebook’ta organize olurken bağımsız internet medyası da sesini yükseltmeye başlamış.
Bugün Ermenistan’da internet medyasının etkisi basılı gazetelerin ötesine geçmiş durumda. Ermenistan’ın gazeteciler cemiyeti sayılan Erivan Basın Konseyi’nin bu yılki Basın Özgürlüğü Ödülü’nü de bir internet sitesi kazandı. Bu güç siyasal hayata da yansımış durumda. Seçimlerdeki az sayıdaki bağımsız kadın adaylardan biri olan Satik Sevanyan, editörlüğünü yaptığı internet sitesi sayesinde siyasete atılmış.
Yerkir televizyonundan Gegham Manukyan, “Televizyonların yarısı hükümet yanlısı. Diğerleri de her haberi yapamıyor. Gazeteler görece daha bağmsız ama kamuoyunda etkili değiller” sözleriyle Ermenistan’da internetin gücünü anlatıyor. Seçimler konusunda televizyonlara özel bir uygulama da var. Bütün televizyonlar seçim sürecinde her partiye eşit süre ayırmak durumda. 

Güreşçi, işadamı ve siyasi 
Ermenistan’da seçimlerin ana gündemini işsizlik ve ekonomik krizden çıkış gibi konular oluşturuyor. Ekonomi konusundaki vaatleriyle en popüler isim Müreffeh Ermenistan Partisi’nin lideri Gagik Zarukyan. Eski bir güreşçi olan Zarukyan aynı zamanda önemli bir işadamı. Beyaz spor kıyafetleriyle seçim meydanında farklı bir imaj yaratan Zarukyan, Türkiye’ye göre çok sönük geçen seçim atmosferinin tek renkli ismi sayılabilir. Seçim analistleri Zarukyan’ın kamuoyunda “Ekonomik sorunları ancak başarılı bir işadamı çözer” algısı yarattığını söylüyor. Bu bakımdan Sarkisyan’ın en büyük rakibi durumunda.
Türkiye-Ermenistan arasında protokollerin imzalanmasıyla koalisyondan ayrılan milliyetçi Daşnaksütyün Partisi de kamuoyunda etkisini sürdürüyor. 

Muhalefet ve yeni medya 
Seçimlerde öne çıkan diğer önemli parti de Miras. Diyaspora Ermenisi Raffi Hovassyan’ın liderliğindeki parti, siyasal çizgisini ulusal-liberal olarak tanımlıyor. Bu konuda bir kavram kargaşası olduğu aşikâr. Partinin uluslararası hukuk uzmanı sözcüsü Stefan Safaryan ekonomi konusunda serbest piyasayı desteklediklerini anlatıyor. Ama konu Türkiye’ye geldiğinde biraz karışıyor. Miras Partisi muhalefette olmasına rağmen 2009’daki Türkiye-Ermenistan yakınlaşması ve protokolleri desteklemiş. Fakat Türkiye’nin Karabağ konusundaki çıkışıyla hemen geri adım atmış. Safaryan, “Çözüm ve normalleşme farklı kavramlar. Ya soykırım dahil bütün meseleleri masanın üstüne koyar çözümü tartışırız ya da hiçbirini tartışmaz, sınır açar ve ilişkilerin geleceğine bakarız” diyor. Politik açıdan bu sözlerin meali “Arada Türkiye olmasa, Türkiye’yle ilişkileri hemen düzeltiriz” şeklinde yapılabilir. Ancak liberal Miras Partisi’nin dış politika algısı da daha çok içeriden oy toplamaya yönelik gözüküyor.
İktidardaki Cumhuriyetçi Parti de Türkiye ile ilişkilerde bekleme döneminin süreceği mesajını veriyor. Artak Zakaryan, “Bugün her şey Türkiye’ye bağlı. Biz protokollere ilişkin Anayasa Mahkemesi sürecini tamamladık. Yeni parlamento bu sürecin devam edip etmeyeceğine karar verecek. Türkiye Meclis’ten geçirsin, biz de geçiririz” diyor. Oysa Ermenistan’dan önce havlu atan Türkiye protokollerin hangi rafa kaldırıldığını bile unutmuş durumda.
Anlaşılan o ki futbol diplomasisiyle başlayan Ermenistan-Türkiye normalleşme sürecinde top şimdilik ortada kalmış vaziyette. İki ülke arasındaki ilişkiler Fransa ya da ABD gibi üçüncü ülkelerin soykırım iddialarına bağlı olarak gelişiyor. Ermenistan seçimlerinden de benzer bir manzara çıkıyor. Ufukta Türkiye’yle ilişkilerin düzelmesine yönelik “bekleme”den başka bir opsiyon görünmüyor. Erivan’ın bir sonraki gündemi 2015 tarihine kadar Ararat’ın sisi kalkacak mı? Göreceğiz.


Nerede Türkiye’deki seçimler
Erivan’da birkaç afiş dışında seçime yönelik pek bir emare yok. Ne binadan binaya dizilen bayraklar ne de yüksek perdeden ‘Oyunuzu bize verin’ diye bağıran arabalar. Miting meydanlarındakiler de daha çok dans etmek için gelmiş gibi. En büyük coşku parti liderinin konuşmasından sonra verilen konserlerde yaşanıyor. Sakin geçen mitinglerdeki tek olay önceki gece meydana geldi. İktidardaki Cumhuriyet Partisi’nin mitinginde helyum gazı dolu balonların alev almasıyla yaralananlar oldu.

Ermenistan’ın Anası 
Bugün elinde 11 metrelik kılıcıyla Türkiye sınırına doğru bakan devasa Ermenistan’ın Anası heykeli 60 yıl önce Sovyetler Birliği’nin haşmetini simgeleyen başka bir heykel durumundaymış. 50 metrelik heykelin üst kısmındaki kadın figürü yerine ‘halkın sarsılmaz lideri’ Josef Stalin’in heykeli bulunuyormuş.