Genç Siviller konformist

27 Nisan e-muhtırasında ünlenen Genç Siviller, 12 Eylül ve 28 Şubat soruşturmaları alevlenirken neden sessiz? Yoksa düzene mi uydular?
Genç Siviller konformist

12 Eylül konusunda darbeyle kendi içinde hesaplaştığını söyleyip sessiz kalmayı tercih eden Süleyman Demirel, 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde protesto kültürünü anarak “Nerede bu ODTÜ’lüler?” demiş, bayağı da tartışılmıştı.
Bir ay kadar sonra darbeder siyasal hayatımıza yeni bir güneş gibi doğan e-muhtıra yayımlanmıştı. İşte tam bu dönemde Demirel’in kastettikleri mi bilinmez bir grup ODTÜ’lü genç öne çıkıp kendinden söz ettirmişti.
Muhtırayla dalga geçerek gündeme gelen Genç Siviller girişiminden bahsediyorum. Askeri vesayete karşı yayımladıkları mizahi bildirilerle, postalın yerine konmuş Converse ayakkabılı logolarıyla o dönemde hayli ünlendiler.
Fakat her nedense 12 Eylül davasının başladığı, 28 Şubat’ın soruşturulduğu bu günlerde Genç Siviller’den ses çıkmıyor. 

Ne yaptılar, ne yapamadılar? 
Birikim dergisinin nisan sayısında Yasemin Berrak Tuna, Genç Siviller hareketinin dönüşümünü yazmış. Hareketin içinde yer alan 20 kişiyle söyleşi yaparak grubun neyi başardığını ve neden işlevini yitirdiğini sorgulamış.
Genç Siviller hareketinin başlangıcı 1999’a dayanıyor. ODTÜ İletişim Topluluğu’ndaki bir grup genç, internet üzerinden örgütlenip ‘müesses nizam’a karşı bir girişim başlattı.
19 Mayıs törenlerinin militarizm etkisinden kurtulması için alternatif bir kutlama önerdiler. Cumhuriyet gazetesi meşhur ‘Genç subaylar rahatsız’ manşetinde bu konuyu gündeme getirince kendi sloganlarını buldular: Genç Siviller Rahatsız!
Lakin biz onları 27 Nisan e-muhtıra sürecinde yayımladıkları bildiriyle tanıdık. Mizahi dilleriyle medyada hemen yer buldular. Vesayet rejimine karşı duruşlarıyla sivrildiler: Bülent Ersoy’un anti-militarist çıkışını ‘Biji Diva’ sloganıyla desteklediler, “Tek sevdiğimiz paşa Zeki Müren” dediler, İstanbul Barosu’nu protesto için ‘Carl Schmitt-Nurenberg Barosu’ çelengi yolladılar.
Şöhretlerini arttırırken devlet katında makbul bir ‘muhalif’ girişim olmayı başardılar. 

Sivil ayakkabılar sustu 
Mesela Converse ayakkabılarıyla Çankaya resepsiyonuna katıldılar. Kemalist-ulusalcı sistemin dönüşümü sırasında anti-militer söylemleriyle muhalefet yaparken iktidarla muhalif konuma düşmediler. Hatta geçen yılki seçimlerde bir üyelerini iktidar partisinden Meclis’e gönderdiler.
Fakat ülkenin politik atmosferi değişirken kendi söylemlerini değiştirmediler. Tekel işçileri eylemi gibi ekonomik altyapısı olan sorunlarda sessiz kaldılar. Darbelere karşı doğal olarak destekledikleri Ergenekon sürecinin gazeteci tutuklamalarına dönüşmesine de ses çıkarmadılar.
Bir süredir ortada yoklar. Belki müesses nizamın yıkıldığına dair bir fikre ulaşıp huzura kavuştular. Belki hâlâ yenik düşmüş düzene karşı muhalefet yapmaya devam ettiklerini fark edip “Sussak daha iyi olur” dediler. Belki de sivil muhalefetten vazgeçip rahata erdiler.
Yasemin Berrak Tuna’nın makalesinde konuştuğu üyelerinden biri şöyle diyor: İnternet üzerinden gruba ait olma gevşeklik yaratıyor. O gevşeklik rahatlatan da bir şey, üzerimizde koskoca bir kurum yükü yok ama bir taraftan da bu bir sorun, ufuksuzluk yaratıyor.
Peki, bu ufuksuzluk ya da rahatlık bize ne anlatıyor? Sanırım sadece postalın yerine konulan Converse ile sivil olunamayacağını anlatıyor.