Amerika ve Türkiye, Suriye'de bir orta yol mu buldu?

Brookings'in Ortadoğu uzmanı Charles Lister, Özgür Suriye Ordusu'ndan İdlib operasyonuna katılmış bir kaç kişi ile konuşmuş. Söylediklerine göre Özgür Suriye Ordusu'nun El Nusra'nın öncülüğünde yapılan operasyona katılma kararı Türkiye ve Amerika'nın Antakya'daki ortak operasyon odasından gelmiş

Haftalardır Batı medyasında Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriye’deki cihadi gruplara destek vermek için anlaşmaya vardığı ve bu anlaşmadan Amerika’nın rahatsız olduğu yazılıyor.

Oysa durum pek de öyle olmayabilir.

Tam aksine Amerika en sonunda Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar ile Suriye’de bir orta yol bulmuşa benziyor.

Yıllarca Amerika ve Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’ın Suriye’de El Nusra gibi gruplara destek vermesinden rahatsız oldu.

Fakat El Nusra öncülüğünde oluşturulan Fetih Ordusu’nun Hatay Yayladağ'ın hemen karşısındaki İdlib'i ele geçirmesi ve muhaliflerin son aylarda rejime karşı kazandığı askeri başarılar artık durumun değiştiğine işaret ediyor.

İdlib operasyonunun detaylarına bakalım.

Pek çok askeri uzman bu operasyonun hem sahadaki gruplar hem de onları destekleyen dış aktörler arasında yoğun bir koordinasyon gerektirdiği konusunda hemfikir.

Fakat daha da önemli olan bir başka faktör var.

Batı medyası İdlib operasonunu El Nusra gibi cihadi örgütlerin yürüttüğünü söylüyor fakat Washington’ın desteklediği Özgür Suriye Ordusu da operasyonda önemli bir rol oynadı.

Amerika’nın önemli düşünce kuruluşlarından Brookings’in Ortadoğu uzmanı Charles Lister, Özgür Suriye Ordusu’ndan İdlib operasyonuna katılmış bir kaç kişi ile konuşmuş. Söylediklerine göre Özgür Suriye Ordusu’nun El Nusra’nın öncülüğünde yapılan operasyona katılma kararı Türkiye ve Amerika’nın Antakya’daki ortak operasyon odasından gelmiş.

Yani Amerika Suriye’deki cihadi gruplara ilişkin tavrını değiştirmişe benziyor.

Daha evvel kendi desteklediği gruplara silah yardımını cihadilerden uzak durmaları koşuluyla yapıyordu ve cihadi gruplarla ortak hareket etmeyi reddediyordu. İdlib operasyonu gösteriyor ki Washington artık bu gruplarla çalışma konusunda daha esnek.

Washington’ın tavrında bir başka değişiklik daha var.

Washington radikal grupların eline geçmesi endişesiyle muhalefete uçaksavar verilmesine karşı çıkıyordu.

Suriye Ulusal Koalisyonu başkanı Halid Hoca, birkaç gün evvel Facebook sayfasında muhaliflere uçaksavar vermeme kararının değiştiğini duyurdu. Bazı uzmanlar bu sayede muhaliflerin korunaklı alanlar oluşturabileceğini düşünüyor.

Kısacası Washington, Suriye’de Türkiye ve Katar’ın pozisyonuna bir parça yaklaşmış gibi görünüyor.

Bunun karşılığında Türkiye, Suudilerin de onayıyla, El Nusra’ya El Kaide ile bağını kesmesi konusunda baskı yapıyor. Aynı zamanda Ahrar El Sham ve Jaish el-Islam gibi grupları bir araya getirerek hem rejime hem de El Kaide’ye karşı ortak bir İslamcı cephe oluşturmaya çalışıyor.

Bu formülle Amerika ve Türkiye’nin ‘Suriye’de asıl düşman kim’ tartışması yatışmışa benziyor. Türkiye Amerika’nın istediği gibi IŞİD ile de savaşacak, Amerika ise Türkiye’nin rejimi devirmek için oluşturacağı İslamcı cepheye destek verecek.

Aylardır süren ‘IŞİD’le mi rejimle mi savaşacaklar’ tartışmasının ve neredeyse kopma noktasına gelen pazarlığın ardından birkaç gün evvel Savunma Bakanı Carter’ın eğit-donat programının bu hafta içinde Türkiye’de başlayacağını açıklaması bu çerçevede değerlendirilebilir.

Washington’ın Suriye’de Sünni müttefiklerinin çizgisine yaklaşmış olması Amerika’nın cihadi korkusunun bittiği, Suriye politikasını bütünüyle değiştirdiği anlamına gelmiyor. Tüm bunlar Amerika’nın Sünni müttefikleriyle arasındaki gerginliği azaltmak ve Suriye’de oyunun dışında kalmamak için taktiksel olarak attığı adımlar.

Peki Washington, Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar arasındaki bu uzlaşı Suriye’deki çatışmayı nasıl etkiler?

Suriyeli muhalifler bir süredir rejime karşı önemli askeri başarılar kazanıyorlar.

Bu başarıların altında Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’ın zorlamasıyla Suriye muhalefetinin nihayet eşgüdümlü çalışmayı becerebilmiş olması yatıyor.

Eğer Türkiye ve Katar İslamcı cepheyi birleştirebilirse, muhaliflere söylenildiği gibi uçaksavar verilirse, Suudiler muhalefete finansal desteğini artırırsa, Batı destekli Özgür Suriye Ordusu da bu koalisyonla hareket etmeyi sürdürürse askeri denge muhaliflerin lehine değişebilir.

Fakat son aylarda muhaliflerce kazanılan askeri başarıların Esad için sonun başlangıcı olduğunu söylemek için erken. Rusya ve İran Esad’ı desteklediği sürece rejim savaşmaya devam edecek gibi görünüyor.