Biden ziyaretinin anlattıkları

Obama yönetiminin Türkiye'nin IŞİD konusundaki desteğine bu kadar ihtiyaç duyduğu bir dönemde Türk demokrasisine sahip çıkmasının nedeni bir sabah uyanıp 'liberal ruhunu' yeniden keşfetmiş olması değil. Peki sebep ne?

ABD Başkan yardımcısı Joe Biden’in Türkiye ziyaretinin anlattığı önemli bir şey var.

Biden’in Türkiye’de yaptığı görüşmeler, Davutoğlu ve Erdoğan ile gerçekleştirdiği toplantıların içeriği, Amerika’nın Türkiye’yi yeniden Soğuk Savaş yıllarında gördüğü perspektiften görmeye başladığını gösteriyor.

Soğuk Savaş yıllarında ikili ilişkiler bütünüyle güvenlik odaklı bir çerçeveye indirgenmişti.

İlişkilerin genel çerçevesini belirleyen konu Sovyet tehdidiydi.

Amerika, Türkiye ile ilişkilerinde bu tehdidi ortadan kaldırmaya, etki alanını sınırlamaya konsantre olmuştu.

Washington’ın gözünde Türkiye, bölgesel siyasi nüfuzundan  faydalanacağı bir aktörden ziyade askeri bir güçtü.

Türkiye içindeki dinamikler, iç siyasette yaşananlar Washington için bu amaca hizmet ettiği ölçüde anlamlıydı.

Bugün Türk-Amerikan ilişkileri benzer bir kulvara girmiş durumda.

Amerika yeniden Türkiye’ye bütünüyle güvenlik penceresinden bakıyor.

Bu kez tehdit IŞİD.

Biden, Erdoğan ve Davutoğlu ile saatlerce süren görüşmelerinde bu konuya odaklanmış görünüyor.

Görüşmenin ana ekseni bütünüyle Ankara’nın Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede  nasıl daha etkin bir rol oynayacağı.

Amerikalı yetkililerin Wall Street Journal’e söylediklerine göre Biden, Davutoğlu ve Erdoğan ile Suriye’deki çatışmaya siyasi çözüm bulma çabalarını konuşmamış.

Bununla birlikte Biden’ın PYD’yi PKK’dan ayırması ve Türkiye’nin ‘PYD gelirse ben çekilirim’ tehditlerine rağmen Cenevre görüşmelerine PYD’nin de katılımını desteklemesi, Washington’ın Türkiye’yi Suriye meselesine siyasi çözüm arayışlarında etkili bir aktör olarak görmediğini gösteriyor.

Amerika Türkiye’ye sorunların diplomatik çözümünde rol oynayabilecek bir aktör olarak değil askeri bir güç olarak bakıyor.

Biden aksini söylese de Amerika bir süredir Türkiye’yi ‘stratejik müttefik’ olarak değil ‘operasyonel müttefik’ olarak görüyor.

Washington Ankara’ya IŞİD odaklı bir pencereden bakıyor.

Washington’ın bu bakış açısının sebeplerinden bir tanesinin altında Obama yönetiminin Suriye ve Irak’a IŞİD eksenli bakması.

Fakat tek sebep bu değil.

Bir diğer neden Türkiye’nin bölgede iyice izole olmuş, bölgesel meselelerin diplomatik çözümünde oynayabileceği rolün kısıtlanmış olması.

Rusya ile yaşanan gerilimin de ardından  Türkiye dört bir taraftan kriz içinde olduğu komşularla çevrelenmiş durumda.

Ankara’nın bölge genelindeki durumu da parlak değil.

Türkiye’nin 4 Ortadoğu başkentinde (Mısır, Libya, Suriye ve İsrail) büyükelçisi yok.

Türkiye bölgede bu kadar izole olmuşken Amerika’nın Türkiye’ye bölgesel meselelerin diplomatik çözümü konusunda sırtını dayayabileceği, etki alanından yararlanabileceği bir aktör olarak bakmaması normal.

Biden’ın sivil toplum kuruluşlarıyla, işten atılan gazetecilerle görüşmesini ve Türkiye’nin demokratikleşme sorunlarına kuvvetli bir şekilde vurgu yapmasını ‘liberal bir refleks’ olarak okuyabilirsiniz.

‘Amerika Türkiye’ye sadece güvenlik çerçevesinden değil ‘değerler perspektifinden’ de bakıyor’ diyebilirsiniz.

Fakat bence Biden’ın demokrasi vurgusu da Amerika’nın güvenlik çıkarlarını korumak istemesi refleksinden kaynaklanıyor.

Bugüne dek Obama yönetimi Türkiye’deki demokrasi ihlallerini bölgedeki güvenlik çıkarları uğruna görmezden geldi.

Bu nedenle hem Türkiye’de hem Washington’da bazı çevrelerce çok eleştirildi.

Obama yönetiminin Türkiye’nin IŞİD konusundaki desteğine bu kadar ihtiyaç duyduğu bir dönemde Türk demokrasisine sahip çıkmasının nedeni bir sabah uyanıp ‘liberal ruhunu’ yeniden keşfetmiş olması değil.

Sebep, Obama yönetiminin, Türkiye demokrasisinde yaşanan sorunların Suriye’de, Irak’ta ve bölgede Amerika’nın güvenlik çıkarlarını tehdit ettiğini nihayet kavramış olması.

Washington’da katıldığım toplantılarda Amerikalı yetkililerce artan bir sıklıkta sorulmaya başlanan şu sorular bu bağlantının daha sık yapılmaya başlandığına işaret ediyor:

‘Daha demokratik bir Türkiye IŞİD gibi örgütlerin palazlanmasında oynadığı rolü oynayabilir miydi? Daha demokratik bir Türkiye, haber alma özgürlüğü elinden alınmamış bir halk, başka bir ülkenin iç savaşına silah taşıyan TIR'lara daha sert bir yanıt verir miydi? Daha demokratik, Kürt meselesini halletmiş bir Türkiye Suriye ve Irak’ta çok daha yapıcı bir rol oynayabilir miydi?’

Biden’ın demokrasi vurgusu Washington’da başlayan bu sorgulamanın Amerikan yönetimi nezdinde de yapılmaya başlandığının işareti.

Başa dönelim…

Amerika bugün Türkiye’ye Soğuk Savaş yıllarında baktığı dar, güvenlikçi pencereden bakıyor.

Washington tıpkı o yıllarda olduğu gibi Türkiye’yi diplomatik/siyasi bir güç olmaktan ziyade ‘askeri bir kas’ olarak görüyor.

Biden’ın demokrasi vurgusu da bu ‘askeri kas’ın güvenlik fonksiyonlarını eksiksiz yerine getirebilmesi için atması gereken adımları sıralıyor…