Charlie Hebdo ve medeniyetler çatışması

Sadece geçen ay Irak'ta radikal İslamcı gruplarca öldürülen Müslüman sayısı 1100. Aralıkta Taliban'ın Peshawar'daki okul saldırısında öldürdüğü Müslüman sayısı 141. Yemen'de öldürülen Müslüman sayısı 30. Yani mesele İslam ve Batı medeniyetlerinin çatışmasından çok İslam medeniyetinin kendi içindeki, kendisiyle yaşadığı çatışma. Yani radikal İslamcı hareketler Hristiyanlardan çok Müslümanları öldürüyor.

Charlie Hebdo saldırısının ardından bilindik tartışma başladı.

Paris’te 7 Ocak’ta olup bitenler bazıları tarafından İslam medeniyetiyle Batı medeniyetinin çarpışması olarak tanımlandı.

Tartışmanın Batı cephesindekiler İslam’ı Batı’nın demokratik ideallerini sindirme yetisi olmayan, değişime, dönüşüme, ilerlemeye kapalı durağan bir öze indirgediler.

İslam’ın sosyal bir fenomen olarak tarihselliğini, çeşitliliğini hiçe saydılar.

Onu yüzlerce yıl önce uzak bir coğrafyada ortaya çıktığı haliyle dondurup bütün bir medeniyeti bu kalıp üzerinden değerlendirdiler.

Onlara göre Charlie Hebdo’yu basıp 12 kişiyi öldüren Kouachi kardeşler silahlarını Batı medeniyetinin ideallerine, özgürlüklerine doğrultmuştu. Kouachi kardeşler için başka bir alternatif yoktu çünkü İslam liberal, Batı ile barışık bir alternatif üretmiyordu, üretemiyordu.

Tartışmanın karşı cephesi ise Batı medeniyetini benzer bir perspektiften okudu.

Onlara göre Batı, ahlaki çürümüşlüğün, ruhsuz bir materyalizmin ve kibirin pençesinde kıvranıyordu.

Batı medeniyeti bilimin peşinde koşarken ruhunu yitirmiş, Doğu’nun mistisizminden nasibini almamış, tahakküm etmiş, kendinden olmayan herkesi aşağılamış/dışlamış ve Kouachi kardeşleri yaratmıştı.

Bu bakış açısına göre 7 Ocak’ta Paris’te asıl kurban Said ve Serif Kouachi, kurban eden ise Batı medeniyetiydi.

Birbirine zıt gibi görünen bu iki bakış açısı aslında aynı madalyonun iki yüzü.

Her ikisi de dünyayı ötekileştiren, ayrıştıran, toplumları durağan ve uzlaşamaz yapılar olarak gören bir perspektifin uzantısı.

Yani göçmen karşıtı politikasıyla bilinen, milliyetçi sağ Front National (Ulusal Cephe Partisi) başkanı Marine Le Pen’in saldırılardan Müslüman göçmenleri sorumlu tutmasıyla, Sayın Çavuşoğlu’nun terörizmi İslamafobi ile ilintilendirmesi aynı bakış açısının farklı tezahürleri.

Ve bu özcü, toplumlar ve medeniyetler arasındaki çatışmayı kaçınılmaz varsayan bakış açısı tam da Huntington’ın ‘medeniyetler çatışması’ söyleminde savunduğu şey.

Yani medeniyetler çatışmasından dem vuranlar söylemleriyle medeniyetler çatışmasının ekmeğine yağ sürüyorlar.

Oysa Charlie Hebdo saldırısında Kouachi kardeşler tarafından öldürülen Müslüman polis memuru Ahmed Merabet, büyük resmin medeniyetler çatışması tartışmasındaki iki cephenin gördüğü gibi siyah-beyaz olmadığının kanıtı.

Gerçek çok daha gri...

Ahmed Merabet, saldırıyı İslam adına yaptığını iddia eden saldırganlara Müslüman olduğunu söylemesine rağmen öldürüldü.

Cezayir asıllı Mustafa Ourrad Charlie Hebdo’nun editörlerinden bir tanesi. O da öldürüldü.

Sadece geçen ay Irak’ta radikal İslamcı gruplarca öldürülen Müslüman sayısı 1100, bunlardan 700’ü sivil.

Aralık ayında Taliban’ın Peshawar’daki okul saldırısında öldürdüğü Müslüman sayısı 141.
Yemen’de radikal İslamcılar tarafından yürütülen saldırıda öldürülen Müslüman sayısı 30.

Yani radikal İslamcı hareketler Hristiyanlardan çok Müslümanları öldürüyor.

Yani?

Yani mesele İslam ve Batı medeniyetlerinin çatışmasından çok İslam medeniyetinin kendi içindeki, kendisiyle yaşadığı çatışma.

Dolayısıyla her türlü sapkınlığı, şiddeti, çatışmayı Batı’ya ve islamafobiye bağlayanlar bunu bir kez daha düşünmeli...

Diğer taraftan Müslümanları genetik olarak şiddete, terörizme eğilimli görenlerin, Müslümanların demokrasiyi, demokratik değerleri içselleştiremeyeceklerini söyleyenlerin de düşüncelerini yeniden tartması lazım çünkü İslam, Charlie Hebdo’yu basıp 12 kişiyi katleden Said ve Serif Kouachi’den ibaret değil. Bir de onları durdurmaya çalışan Ahmed Merabet var...

Ahmed Merabet Tunuslu bir ailenin çocuğu. 8 yıldır polislik yaptığı ve kısa bir zaman evvel başarılarından ötürü terfi ettiği söyleniyor.

Ahmed de Kouachi kardeşler de silahlı.

Üçü de, Huntington’ın tanımıyla, İslam medeniyetinin üyesi.

Fakat Kouachi kardeşler silahlarıyla demokratik ideallere saldırırken Ahmed Merabet silahıyla o idealleri korumaya çabalıyor.

Yani?

Yani mesele Huntington’ın, Marine Le Pen’in ve her belayı bütünüyle İslamafobi’ye bağlayan Müslüman liderlerin inanmamızı istedikleri gibi bir medeniyetler çatışması değil.

Yazıyı John Kerry’nin Charlie Hebdo saldırılarının hemen ardından yaptığı konuşmadan bir alıntıyla bitirelim:

‘Bugünkü yaşanan katliam daha büyük bir çatışmanın parçası. Hayır, medeniyetler arası bir çatışmanın değil, medeniyet ve ona karşı çıkanlar arasındaki bir çatışmanın. Katiller Charlie Hebdo öldü dediler, yanılıyorlar...’