Kürtlerin Bağdat'la vardığı anlaşma Türkiye ve Irak için ne anlama geliyor?

Bağdat, Erbil'e federal bütçeden alması gereken payı vermeye başlayacak, Peşmergelerin maaşlarını ödeyecek. Bu durum aylardır kamu çalışanlarının maaşını ödeyemeyen, bu nedenle Türkiye'den borç alan Barzani'ye nefes aldıracak.

Nihayet geçen hafta İran, Amerika ve Avrupa’nın aylardır imzalatmaya uğraştığı anlaşma imzalandı.

Erbil ve Bağdat, petrol üretimini ve gelir paylaşımını düzenleyen anlaşmayı imzaladı.

İran, Amerika ve Avrupa’nın Erbil ve Bağdat arasında bu anlaşma için mekik dokuması boşuna değil. Anlaşma Irak’ın geleceği için önemli. Varılan mutabakatın Türkiye için de önemli sonuçları olacak.

Anlaşmanın Irak’ın toprak bütünlüğü için ne anlama geleceğiyle başlayalım.

Petrol, Irak’ın geleceğini belirleyecek en önemli faktör. Ülkeyi bölebilir de bir arada da tutabilir. Mesele petrol gelirlerinin nasıl paylaşıldığı, Sünnilerin, Kürtlerin ve Şiilerin taleplerinin nasıl finanse edileceği.

Şiiler merkezi hükümetten kendi kontrolleri altındaki petrol üreten bölgelere yatırım istiyor.

Sünniler kendilerini IŞİD’e karşı korumak için Ulusal Muhafız Teşkilatı’nın kurulmasını istiyor.

Kürtler Bağdat’ın petrol gelirlerinin yüzde 17’sini ve peşmergelerin maaşlarının merkezi hükümet tarafından ödenmesini istiyor.

Irak’ın bütünlüğü ve istikrarı bu taleplerin karşılanmasına bağlı. Tüm bu taleplerin karşılanabilmesi ise ancak Irak ekonomisinin belini doğrultmasıyla mümkün. Bunun için de petrol gelirleri kritik önemde.

Bu nedenle Kürtler ve merkezi hükümet arasında imzalanan anlaşmaya kulak kabartmak lazım.

Anlaşma sadece petrol gelirlerinin dağılımını düzenlemiyor, aynı zamanda petrolden yeni gelir elde etme yolları öneriyor. Yani anlaşmayla hem Kürtlerin hem de Bağdat’ın cebi dolacak.

Kürtler bu anlaşmanın altına imza atarak sadece sattıkları petrolün gelirini Bağdat’la paylaşma sözü vermiyor. Bir anlamda Bağdat ile nikah da tazeliyor. Yani bağımsızlık hayallerini ertelediklerinin taahhüdünü veriyor.

Bu durum bağımsız bir Kürdistan’a karşı çıkmış, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan Amerika ve İran için memnuniyet verici.

Avrupa da bu durumdan kârlı çıkabilir. Bağdat ve Erbil enerji konusunda güç birliği yapıp ortak hareket ederse Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynayabilir. Bu durum Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltabilir.

Erbil ve Bağdat arasında varılan anlaşmanın Türkiye açısından sonuçlarına gelince…

Resim biraz karmaşık...

Bir yandan iki tarafın bir anlaşmaya varmış olması Türkiye için önemli bir komplikasyonu ortadan kaldırıyor.

Türkiye Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Bağdat’ın onayı olmadan petrol anlaşmaları imzaladı. Kürtler petrolünü kendi kontrolleri altındaki bölgeden inşa ettikleri boru hattıyla Ceyhan’a gönderiyor. Kürt petrolü buradan dünya pazarına açılıyor.

Fakat Bağdat bunun Irak anayasasına aykırı olduğunu, Kürtlerin Bağdat’tan bağımsız petrol satışı yapamayacağını, yaptığı takdirde taraflar hakkında yasal süreç başlatacağını söylüyor.

Türkiye Bağdat’ın misillemesinin hedefi olmamak için yaratıcı çözümler buldu.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile yürütülen petrol anlaşmaları özel bir şirket üzerinden yapıldı, Kürtlerin petrol geliri Halkbank’ta bir hesaba yatırıldı ve Kürtlere Bağdat ile anlaşma sağlanıncaya dek gelirin sadece yüzde 17’si verildi.

Erbil ve Bağdat arasında imzalanan anlaşma ile tüm bu komplikasyonlar sona erecek.

Türkiye ile Kürtler arasındaki petrol ticareti Bağdat’ın hışmına uğrama tehdidi olmadan devam edecek. Kürtler petrolünü dünya pazarıyla buluşturacak, Türkiye ucuza petrol alacak ve ‘enerji hub’ı olma hayaline doğru bir adım daha atmış olacak.

Bu iyi haber…

Fakat meselenin bundan daha az parlak bir yönü daha var.

Son bir kaç yılda Barzani Türk hükümeti için iyi bir müttefik oldu. ‘Kürt açılımı’, PKK’nın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması ve Suriye muhalefetinde PYD’nin elinin zayıflatılması gibi konularda Türkiye’nin politikalarını destekledi. Üstelik bunu bölge Kürtlerince ‘Türkiye’nin maşası’ olarak suçlanma pahasına yaptı.

Barzani’nin Türkiye ile bu kadar yakın bir ilişki kurmasının altında yatan temel neden Bağdat ile yaşadığı gerginlik ve bunun tetiklediği ekonomik darboğaz. Barzani için ekonomik darboğazdan çıkışın tek yolu petrolünü Türkiye üzerinden dünyaya satmaktı.

Geçen hafta imzalanan anlaşma bu durumu değiştirebilir.

Bağdat Erbil’e federal bütçeden alması gereken payı vermeye başlayacak, Peşmergelerin maaşlarını ödeyecek. Bu durum aylardır kamu çalışanlarının maaşını ödeyemeyen, bu nedenle Türkiye’den borç alan Barzani’ye nefes aldıracak.

Yani Erbil ve Bağdat gerginliği bu anlaşmayla sona erebilir.

Şüphesiz Türkiye ile ticaret Erbil için hala çok önemli.

Fakat artık Kürtlerin tek ümidi Türkiye değil. Bağdat’tan gelecek gelir Kürtlerin hareket alanını genişletecek.

Bu, Türkiye için şu anlama geliyor: Barzani Türkiye’nin her dediğini yapma konusunda yıllardır olduğu kadar gönüllü olmayabilir, Ankara’nın Ortadoğu politikasında bugüne kadar oynadığı aktif rolü oynamayabilir.

Sırtını güvenlik alanında İran ve Amerika’ya, enerji altyapısının inşası konusunda Batı’ya ve ekonomik darboğazın aşılmasında Bağdat’a dayamış bir Barzani artık bütünüyle Ankara’nın avucunda değil.