Netanyahu'nun seçim zaferi Abbas'ın elini güçlendirebilir

Son aylarda Washington ile iyice tırmanan gerginliğin ardından Netanyahu'nun seçim öncesi Filistin ile ilgili yaptığı açıklama Washington'ın verdiği bu diplomatik desteği sona erdirebilir.

Seçimlerden önce yapılan pek çok kamuoyu yoklaması İsrail Başbakanı Netanyahu’nun seçimleri kaybedebileceğini söylüyordu.

Beklenen olmadı.

Geçen hafta yapılan genel seçimlerden Netanyahu zaferle çıktı.

Seçimlere birkaç gün kala ‘İktidarım döneminde bir Filistin Devleti olmayacak’ açıklaması sağcı seçmeni harekete geçirdi ve Netanyahu’yu İsrail’in başbakanlık koltuğunda en uzun oturan siyasetçisi yaptı.

Netanyahu’nun seçimleri dördüncü kez kazanması bir iç politika zaferi olabilir.

Fakat Netanyahu liderliğindeki İsrail’i dış politikada yalnız, daha da izole olmuş günler bekliyor.

Meseleye bu çerçeveden baktığımızda aslında Netanyahu’nun seçimleri kazanması Filistin’in diplomatik olarak elini güçlendirecek bir gelişme.

Nasıl mı?

Netanyahu’nun seçimlerden önce Filistin devletinin olmayacağına dair yaptığı açıklama zaten iyice gerilmiş Washington-Tel Aviv ilişkilerini onarılması güç bir noktaya getirdi.

Obama yönetimi Netanyahu’nun açıklamasının ardından İsrail ile ilişkilerini ‘yeniden değerlendireceğini’ söyledi.

Peki ‘İsrail ile ilişkileri yeniden değerlendirmek’ ile kastedilen ne?

Amerika’nın İsrail’e yaptığı askeri ve finansal yardımın kesilmesini beklemek gerçekçi değil. Obama Netanyahu ile yaşadığı tüm sorunlara rağmen başkanlığı döneminde İsrail’e yapılan askeri yardımı artırdı.

Fakat Washington’ın İsrail’e koşulsuz sunduğu ve en az askeri destek kadar önemli bir destek daha var: diplomatik destek.

Onlarca yıl, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimler İsrail’i Filistin politikası nedeniyle maruz kalabileceği uluslararası diplomatik baskılardan, yaptırımlardan korudu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail’i yerleşke inşasını durdurmaya ve Filistin ile iki devletli bir çözüm için masaya oturmaya zorlayacak inisiyatiflerini veto etmekle tehdit etti; İsrail’i protesto etmek için yaptırım uygulamak isteyen Avrupa ülkelerini yatıştırdı; Filistin’in uluslararası örgütlerdeki tanınma çabalarını baltaladı.

2011’de İsrail’in yerleşke inşasını durdurmasını talep eden ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 14 üyesinden destek alan bir önerge Amerikan vetosu yüzünden reddedildi.

Daha birkaç ay evvel Washington, Filistin’in BM’nin Güvenlik Konseyi’ne getirdiği ve İsrail’in üç yıl içinde işgal ettiği topraklardan geri çekilmesini talep eden önergeyi veto edeceğini söyledi.

İsrail’e karşı daha sert bir politika yürütme yanlısı Avrupa ülkeleri hep karşılarında Amerika’yı buldular.

Filistin’i bir devlet olarak tanıyan Avrupa ülkeleri Washington’ın eleştirisine maruz kaldılar.

Yani Amerika verdiği askeri destekle İsrail’i Hamas’ın roketlerinden korurken, diplomatik destekle de İsrail’e uluslararası alanda siper oldu.

Fakat bu durum değişeceğe benziyor.

Son aylarda Washington ile iyice tırmanan gerginliğin ardından Netanyahu’nun seçim öncesi Filistin ile ilgili yaptığı açıklama Washington’ın verdiği bu diplomatik desteği sona erdirebilir.

İşte Obama yönetiminin ‘İsrail’le ilişkilerimizi yeniden değerlendireceğiz’ beyanı bu anlama geliyor.

Ve bu beyan, İsrail karşıtı bir dizi diplomatik girişime ivme kazandıracak.

Filistin yönetimi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde İsrail’e Gazze’de işlediği insanlık suçlarından dolayı dava açmaya hazırlanıyor.

Fransa, İngiltere ve Almanya İsrail’i Birleşmiş Milletler’de sıkıştırmak için kolları sıvadı.

İsveç’in ardından İspanya, İrlanda, İngiltere, Fransa ve Belçika parlamentoları da Filistin’i tanımak için hükümetlerine baskı yapıyor.

Böyle bir dönemde İsrail’in Amerika’nın diplomatik desteğini yitirmesi Tel Aviv kötü haber.

Buna bir de onlarca yıl İsrail ile yakın ekonomik ve stratejik işbirliği içinde olmuş Mısır ve Ürdün’ü ekleyin.

Netanyahu’nun kuracağı aşırı sağ koalisyon ve İsrail-Amerika gerginliği Mısır ve Ürdün’ü İsrail ile arasına mesafe koymaya itebilir.

Netanyahu’nun zaferi Ankara ile de gerginliğin süreceği ve hatta haziranda yapılacak genel seçimler öncesinde bu gerginliğin daha da tırmanabileceği anlamına geliyor.

Kısacası Netanyahu’nun zaferi Filistin’i diplomatik olarak hareketli, İsrail’i ise dış politikada zor günlerin beklediğinin habercisi.