'Öksüz Ermeni Halısı' ve Türk-Amerikan ilişkileri

Öksüz Ermeni Halısı'nın Beyaz Saray'da gösterime açılması ikili ilişkilerde son birkaç aydır yaşanan gerginliğin bir başka tezahürü sadece. Çünkü Türkiye artık bölgedeki meselelerin hiç birinde kilit rol oynamıyor ve Türk-Amerikan ilişkileri bir yıl önce olduğundan çok farklı bir yerde.
'Öksüz Ermeni Halısı' ve Türk-Amerikan ilişkileri

Bu hafta Washington’da ilginç bir sergi gösterime girdi.

1915’ten geriye kalan öksüz Ermeni kızların dokuduğu, Öksüz Ermeni Halısı denilen halı Beyaz Saray’ın ziyaretçi merkezinde gösterime açıldı.

Bu sergiyi ilginç kılan zamanlaması, Türk-Amerikan ilişkilerinde tansiyonun tavan yaptığı birkaç ayın ardından geliyor olması…

Önce halının sergilenmesinin arka planına bakalım.

Bundan neredeyse tam bir yıl önce, 23 Kasım 2013’te, Ahmet Davutoğlu’nun Washington ziyareti ve Öksüz Ermeni Halısı üzerine yazdığım yazı, ilişkilerin bir yılda geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli.

Bir yıl evvel yazdıklarımı aktarıyorum:

‘Ahmet Davutoğlu’nun Washington ziyareti üzerine düşünürken Foreign Policy dergisinde 1915’ten geriye kalan öksüz Ermeni kızların dokuduğu bir halıyla ilgili haberi gördüm. Haber Obama yönetiminin Türkiye’ye bakışına ışık tutması bakımından önemli bence.

Fakat önce Davutoğlu-Kerry görüşmesinin basına yansıyan içeriğinden bahsetmek lazım. ?

Beklenildiği gibi bölgede olanlar Davutoğlu-Kerry görüşmesinin en önemli gündem maddeleriydi. Kerry konuşmasına Türk-Amerikan ilişkilerinin Washington ve bölge barışı için öneminden bahsederek başladı. Sonra Suriye’de süren savaşın sona ermesi için tarafların müzakere masasına çekilmesi gerektiğinden, bunun için Amerika’nın Rusya ve Türkiye ile yakın çalıştığından, radikal grupların sadece Suriye’yi değil tüm bölgeyi, özellikle de Türkiye’yi tehdit ettiğinden ve Washington’ın Türkiye’nin Suriyeli mültecilere kapılarını açmasını takdir ettiğinden bahsetti. İran’ı müzakere masasına oturtan faktörün Türkiye’nin de destek verdiği yaptırımlar olduğunu söyledi.

Kerry, Türkiye içinde olup bitenlere ya da Türkiye ile ilişkileri germesi muhtemel konulara neredeyse hiç değinmedi. ?

Mikro siyasete müdahale etmemek, müttefikleriyle ilişkilerinde değer bazlı değil yararcı bir siyaset izlemek, büyük resme odaklanmak Obama yönetiminin en önemli dış politika prensibi.

Türkiye özelinde ise bu büyük resim bölgede olup bitenler. Ortadoğu’da yer yerinden oynarken, her gün yeni bir kriz patlak verirken Obama, bölgedeki etkisinin gittikçe azaldığı bir dönemde, Türkiye gibi bir müttefikle ilişkilerini germek istemiyor. Washington’daki düşünce kuruluşlarında, kapalı toplantılarda sık sık dile getirilen Gezi’nin, kadına karşı şiddetin artmasının Amerikan yönetimince Türkiye ile resmi görüşmelerde zikredilmemesinin sebebi bu. ?

Ermeni çocuklar tarafından I. Dünya Savaşı’ndan sonra dokunup Amerikan başkanına armağan edilen halıya gelince…

1915’ten geriye kalan 1400 öksüz Ermeni kız, kaldıkları Ghazir yetimhanesinde, kendilerine yaptığı insani yardım için Amerika’ya teşekkür etmek amacıyla bir halı dokuyor. Bu halı 1925 yılında Amerikan Başkanı Calvin Coolidge’e hediye ediliyor. Halı Coolidge’in başkanlığı sona erinceye kadar Beyaz Saray’da kalıyor. O ayrıldıktan sonra halı da Coolidge ailesine geçiyor. Aile 1980’lerde halıyı yeniden Beyaz Saray’a armağan ediyor ve o gün bugündür halı Beyaz Saray’da, Ermenistan ile ilgili özel etkinliklerde sergileniyor.

Birkaç hafta önce Smithsonian Müzesi halı üzerine yazılan bir kitabın tanıtımında sergilenmek üzere halıyı Beyaz Saray’dan ödünç istiyor. Beyaz Saray ise bunun mümkün olmadığını söyleyip talebi geri çeviriyor.

Bunun üzerine 31 Kongre üyesi Beyaz Saray’a yazdıkları mektupta ‘Öksüz Ermeni Halısı’ olarak bilinen halının müzede sergilenmesine izin verilmesini talep ediyor, Beyaz Saray mektuba yanıt vermiyor. ?

Halının Smithsonian Müzesi’ne sergilenmek üzere verilmemesinin sebebi Obama’nın Türkiye’ye baktığında büyük resmi görmesi. Suriye’de savaş devam ettikçe, İran ile nükleer müzakerelerde yol alınamadıkça, Irak’ta bombalar patlamaya ve Türkiye tüm bu krizlerde kilit bir rol oynamaya devam ettikçe ‘Öksüz Ermeni Halısı’ Beyaz Saray’ın deposunda gün yüzü görmeden yıllanmaya devam edecek.’

Bunlar tam bir yıl önce yazdıklarım. Oysa bugün durum farklı.

Evet Suriye’de savaş devam ediyor, Irak’ta hala bombalar patlıyor, İran ile müzakerelerin nereye gideceği belli değil. Farklı olan şu: Türkiye artık bu meselelerin hiç birinde kilit rol oynamıyor ve Türk-Amerikan ilişkileri bir yıl önce olduğundan çok farklı bir yerde.

Irak’ta, Suriye’de ve İran’da olup bitenlere bakalım.

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasında, IŞİD ile mücadelede, Iraklı Kürtlerin Bağdat ile petrol anlaşması imzalamasında İran Türkiye’den çok daha büyük ve yapıcı bir rol oynadı. Erbil ve Bağdat arasında imzalanan anlaşma taraflar arasındaki sorunları çözmeyi başarırsa Türkiye’nin Irak’taki etkisi daha da azalabilir.

Eğer İran ile nükleer müzakereler başarılı olursa Türkiye’nin Suriye’de de eli zayıflayacaktır. Bugüne kadar Obama’nın Suriye’de rejime karşı ciddi bir adım atmamasının altında yatan nedenlerden biri Obama’nın İran’ı kızdırıp, nükleer müzakerelerde işini zorlaştırmak istememesiydi. Eğer İran ile nükleer mesele çözüme kavuşturulursa Washington Suriye’de İran’la çok yakın çalışabilir. Bu durum Ankara’yı meselenin çözümünde daha da marjinalleştirebilir.

Türk-Amerikan ilişkilerine gelince...

Öksüz Ermeni Halısı’nın Beyaz Saray’da gösterime açılması ikili ilişkilerde son birkaç aydır yaşanan gerginliğin bir başka tezahürü sadece.

Obama’nın Türkiye’nin itirazlarına rağmen Kobani’de savaşan PYD’ye silah yardımı yapması, Başkan Yardımcısı Biden’ın Harvard’da Türkiye’yi IŞİD’e destek olmakla suçlayan konuşması, geçen hafta Ankara ve Washington’ın 2000 Suriyeli muhalifin Kırşehir’de eğitilmesi konusunda anlaşmaya varmasının ardından Amerikan tarafının PYD savaşçılarını da Kuzey Irak’ta eğiteceğini söylemesi...

Tüm bunlar Türkiye’nin bölge siyasetinde ve Amerika ile ilişkilerinde bir yılda geldiği noktanın özeti...

Bu iç bunaltıcı tablonun belki de tek olumlu yanı, bize, mazlum bir halkın, acısını ilmek ilmek dokuyarak var ettiği bu eşsiz eseri görme fırsatı vermesi.