Ortak bir 'Arap Gücü' oluştur, kendi müdahaleni kendin yap

Artık Müslüman ülkeler'in, Batı'nın bölgedeki her çatışmaya burnunu sokup, önüne geleni bombalayarak işleri berbat etmesine ihtiyacı yok. Çünkü artık Araplar bunu kendileri yapabilecek.

Yemen’de Şii Husilerin başkentin ardından liman kenti Aden’i de ele geçirmesi ve Cumhurbaşkanı Hadi’nin Aden’i terk etmesinin ardından Suudi Arabistan, 10 Müslüman ülkenin desteğiyle, Yemen’e hava saldırısı düzenledi.

Müdahalenin ardından haftasonu toplanan Arap Birliği, bu tür durumlarda kullanılmak üzere ortak bir Arap Gücü'nün kurulmasına karar verdi.

Herkes çok mutlu.

Artık Müslüman ülkeler’in, Batı’nın bölgedeki her çatışmaya burnunu sokup, önüne geleni bombalayarak işleri berbat etmesine ihtiyacı yok.

Çünkü artık Araplar bunu kendileri yapabilecek.

Türkiye de Suudilerin arkasında.

Bakın AKP Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, Yeni Şafak’taki köşesinde ne diyor:

"Yemen’e Suudi Arabistan’ın başını çektiği İslam ülkelerinin müdahalesi, bir yabancı müdahaleye gerek duymaksızın Müslüman dünyanın kendi içindeki bir olumsuzluğa karşı harekete geçirdiği bir yaptırım mekanizması olarak olumlanmalıdır."

Yani Müslüman bir ülkenin bir başka Müslüman ülkenin iç savaşına askeri müdahalesi ‘kendi içindeki bir olumsuzluğu’ çözme çabası olarak görülüp desteklenmelidir diyor Aktay.

Yani Batı’nın bir Müslüman ülkenin iç savaşına askeri müdahalesi kötü fakat Müslüman bir ülkenin bir başka Müslüman ülkeye askeri müdahalesi iyi.

Peki öyle mi?

Hayır.

‘Başımıza ne geldiyse Batı’nın bölgeye müdahalesi yüzünden geldi’ diyen bölge ülkeleri böyle düşünmek isteyebilir.

Fakat Müslümanların müdahalesi Batı’nın müdahalesi ile aynı hataları içeriyor ve aynı sorunları doğurmaya gebe. Bu nedenle ‘Batı’nın askeri müdahalesi kötü, Müslüman müdahalesi iyi’ demek yanlış.

Üstelik tehlikeli de.

Kanın gövdeyi götürdüğü, bölge ülkelerinin şahsi hesaplarını başka ülkelerin yerel çatışmalarına taraf olarak görmeye çabaladığı bir bölgenin daha fazla militarizme ihtiyacı yok.

Bu çok desteklenen ‘Müslüman müdahalesi’ndeki sorunlara bir bakalım.

Türkiye haklı olarak Amerika’nın IŞİD ile mücadelesini ‘havadan bombalamayla bu sorunu çözemezsin, sorunun kökü derinlerde, kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç var’ diyerek eleştirdi. Amerika’yı sorunu doğru teşhis edememekle suçladı.

Peki Ankara’nın desteklediği Suudiler’in Yemen’de kapsamlı bir stratejisi var mı? Suudiler Yemen’deki sorunu doğru teşhis edebiliyor mu?

Suudilerin Yemen müdahalesinin altında İran korkusu yatıyor.

İran’ın Suriye, Lübnan ve Irak’ın ardından Riyad’ın arka bahçesi Yemen’de de başat aktör olmasından endişe duyuyor.

İran’ın Husiler üzerinden Yemen’i ele geçirdiğine ve mezhepçi politikasıyla ülkeyi krize sürüklediğine inanıyor.

Oysa bugün Yemen’in içinde bulunduğu durumun baş sorumlusu İran değil.

Evet İran Yemen’de etki alanını genişletmeye uğraşıyor, Husileri destekliyor ama Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da oynadığı rolden çok daha küçük bir rol oynuyor Yemen’de.

Meselenin özünde mezhep çatışması da yatmıyor. Çatışmaya mezhepsel bir boyut kazandıran şey dış aktörlerin meseleye dahil olması.

Yemen’deki çatışmanın özünde sosyo-ekonomik ve güç paylaşımına ilişkin sorunlar yatıyor.

Onlarca yıldır Husilerin asıl derdi hükümetin Husi bölgesini ihmal etmesi, kaynakların dağılımından istedikleri payı alamamak oldu. Son çatışmayı ateşleyen gelişme ise hükümetin yakıt sübvansiyonunu kesmek istemesiydi.

Yani İran, Yemen’de Suudiler’in iddia ettiğinden çok daha az bir rol oynuyor. Ve çatışmanın özünde bir mezhep savaşı yok.

Yani Suudiler sorunu doğru teşhis etmiyor.

Bu nedenle önerdikleri çözüm de hatalı.

Yıllarca Müslüman ülkeler Amerika’yı bölgeye güvenlik eksenli bakmakla, Irak’ta herşeyi yıkıp yerine birşey inşa edememekle suçladı.

Şimdi ise aynı ülkeler Yemen’e askeri müdahaleyi destekleyerek aynı güvenlik merkezli bakışa destek veriyorlar.

Ne Suudilerin ne onların peşine takılan ülkelerin meselenin özünü çözmeye yönelik kapsamlı bir stratejisi var.

Yemen’i havadan bombalamaya, gerekirse kara gücü göndermeye hazırlar.

Peki iş Yemen’i yeniden inşa etmeye gelince ne olacak?

Petrol fiyatlarının düşüşüyle beli bükülmüş Suudiler mi inşa edecek Yemen’i?

Yoksa kendi ekonomisinin belini doğrultmak için bölge ülkelerinin yardımına muhtaç, kendi kurumlarını oturtamamış, kendi ulus inşasını tamamlayamamış Mısır mı?

Yasin Aktay’ın iyi müdahale/kötü müdahale ayrımına dönelim.

Suudi liderliğindeki Yemen müdahalesi Batı’nın askeri müdahalelerinin yaptığı hataları yapıyor ve o müdahalelerin doğurduğu sorunları doğurmaya gebe.

Yemen’in tüm tarafların üzerinde anlaştığı bir yönetime, güç ve kaynak paylaşımına ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine ihtiyacı var. Bu sorunlar Husileri bombalamakla, 40 bin kişilik Arap ordusuyla çözülmez.

Bunu en iyi Yemen müdahalesinin önünü çeken, 70 yıl boyunca bu ülkeye askeri olarak müdahale etmiş, hiç birinde sonuç alamamış Mısır ve Suudi Arabistan’ın bilmesi gerekiyor.

Müdahale ister Batı’dan ister Müslümanlardan gelsin, kapsamlı bir stratejinin parçası olmayan bir askeri müdahale, Yemen’deki çatışmanın mezhep boyutunu derinleştirip, radikal grupları güçlendirecektir.