Paris Saldırısı ve Sonuçları

2011'den bu yana Fransa'nın Suriye politikasının ana ekseni Esad'ın devrilmesi oldu. Charlie Hebdo saldırısının ardından dahi Hollande Esad'ı en az IŞİD kadar büyük bir sorun olarak görmeye devam etti. Fakat son saldırının ardından Fransız parlamentosunda yapılan tartışmalar gösteriyor ki Hollande Suriye'deki önceliklerini değiştirmeye zorlanacak.

Paris saldırısı IŞİD hakkında bize neler söylüyor?

 

IŞİD hiç bir zaman amacı sadece Batı’yı terör saldırılarıyla dize getirmek olan basit bir terör örgütü olmadı.

 

IŞİD ‘devlet’ olma iddiasında oldu.

 

Kendisini destekleyenlere, kendi saflarında savaşanlara bir ‘İslam devleti’ vaat etti.

 

Irak ve Suriye’de kontrol ettiği geniş alanda vergi topladı, güvenliği sağladı, altyapı, sağlık ve eğitim hizmetleri verdi.

 

Bir ‘devlet’ olarak fonksiyonlarını yerine getirirken ‘uzaktaki düşmanı’ yani Batı’yı değil ‘yakındaki düşmanı’ yani Batı ile işbirliği yapan Müslüman rejimleri ve Şii toplulukları hedef aldı.

 

El Kaide’nin aksine enerjisini Batı’yı hedef almaya değil kontrolü altındaki topraklarda kurumsallaşmaya, vaat ettiği ‘devleti’ inşa etmeye harcadı.

 

Fakat hem Paris, Beyrut ve Ankara saldırıları hem de Mısır’dan Rusya’ya gitmekte olan Rus uçağının IŞİD tarafından düşürülmesi, IŞİD’in stratejisini değiştirdiğine işaret ediyor.

 

Artık o da El Kaide gibi iyi planlanmış, iyi koordine edilmiş saldırılarla ‘uzaktaki düşmanı’ yani Batı’yı hedef alıyor.

 

Pek çok uzman ve Amerikan Kongresi’nde pek çok insan, son aylarda IŞİD’in yürüttüğü saldırıların ne kadar iyi koordine edilmiş olduğuna bakıp IŞİD’in güçlendiğini, saflarına militan çekme konusunda ne kadar başarılı olduğunu söylüyor.

 

Bu başarıların sonucu olarak artık sadece ‘devletleşmeye’ değil aynı zamanda ideolojisine tehdit arz eden Batı’yı vurmaya konsantre olduğunu iddia ediyor.

 

Fakat aslında tam dersi bir durum söz konusu gibi görünüyor.

 

IŞİD’in ‘devletleşme’ stratejisinden sapıp Batı’yı hedef almaya başlaması güçlenmesinin değil gücünü yitirmesinin sonucu.

 

‘Devletleşme’ stratejisinde karşılaştığı güçlüklerin sonucu olarak IŞİD, varlığını hissettirmek, destekçilerine ve potansiyel militanlarına moral vermek ve güç gösterisinde bulunmak için az maliyetli fakat etkili terör faaliyetlerine girişmiş gibi görünüyor.

 

IŞİD son aylarda Amerika’nın öncülüğünde yapılan saldırılarla toprak kaybetti, hareket alanı daraldı.

 

Sınır kontrollerinin daha etkili yapılması ve istihbarat paylaşımı sayesinde IŞİD’in saflarına militan çekmesi güçleşti.

 

IŞİD’in temel gelir kaynağı olan petrol kuyularının vurulması ‘devletleşme’ projesine darbe vurdu.

 

Bunun sonucu olarak dikkatini uluslararası terör faaliyetlerine çevirdi.

 

IŞİD’in stratejisindeki bu değişimin Suriye’deki çatışma için önemli sonuçları olabilir.

 

Bunun ilk emarelerini Fransa’nın Suriye politikasında göreceğiz.

 

2011’den bu yana Fransa’nın Suriye politikasının ana ekseni Esad’ın devrilmesi oldu.

 

Fransa, Suriye Ulusal Koalisyonu’nu ilk tanıyan, dolayısıyla Esad’ın karşısına ilk dikilen Avrupa ülkesi oldu.

 

2013’te Esad Amerika’nın kırmızı çizgisini hiçe sayıp kimyasal silah kullandığında Obama yönetimi askeri bir yanıt vermemek için meseleyi Kongre’ye havale ederken, İngiliz parlamentosu askeri yanıt vermeme kararı alırken Fransız savaş uçakları Esad’ı vurmak için hazır bekliyordu.

 

Charlie Hebdo saldırısının ardından dahi Hollande Esad’ı en az IŞİD kadar büyük bir sorun olarak görmeye devam etti.

 

Fakat son saldırının ardından Fransız parlamentosunda yapılan tartışmalar gösteriyor ki Hollande Suriye’deki önceliklerini değiştirmeye zorlanacak.

 

Hollande’ın bundan sonra alacağı tavrın ilk işaretini gördük bile. Saldırının ardından yaptığı konuşmada ‘Fransa’nın düşmanının Esad değil IŞİD olduğunu’ söyledi.

 

Bu durum ‘IŞİD sadece bir semptom, asıl sorun Esad’ diyen Türkiye için kötü haber.

 

Uluslararası aktörler, özellikle Batı, Suriye’de asıl meseleyi IŞİD olarak gördükçe Türkiye Suriye meselesinde yalnızlaşacak.

 

Batı IŞİD’i vurmaya daha da fazla odaklanacak.

 

Bu durum sadece Rusya’nın, İran’ın ve Esad’ın değil aynı zamanda IŞİD’in de istediği şey.

 

Batı’nın savaş uçakları Müslüman bir ülkenin topraklarına bombalar yağdırdıkça IŞİD mağduriyet söylemini artırıp saflarına militan çekmeye, El Kaideleşmeye ve tüm dünyaya büyüyen bir tehdit oluşturmaya devam edecek...