Rusya'nın Suriye'deki askeri hareketliliği Türkiye için ne anlama geliyor?

Eğer beklenildiği gibi Amerika'nın Suriye içindeki hava operasyonları Rusya yüzünden kısıtlanırsa Amerika, IŞİD ile mücadelede kara gücüne, yani Kürtlere, daha çok yaslanabilir.

Türkiye uzunca bir zaman Amerika’ya Suriye içinde ‘uçuşa yasaklı bölge’ kurulması konusunda baskı yaptı.

Amerika ilgilenmedi.

Bunun üzerine Türkiye ‘uçuşa yasaklı bölge’ talebinden vazgeçip ‘güvenli bölge’ istedi.

İncirlik’in Amerikan uçaklarına açılmasının ardından hükümet yanlısı gazeteler, Türkiye’nin İncirlik karşılığında Amerika’dan ‘güvenli bölge’ sözü aldığını yazdılar.

Bunun da Amerika’nın gündeminde olmadığı çok açıktı.

Nihayet Amerikan tarafından yapılan açıklamalarla da Washington’ın Suriye’de herhangi bir bölge kurmak konusunda gönüllü olmadığını iyice anlamış olduk.

Fakat Türkiye ‘güvenli bölge’ talebinden vazgeçmiş değil.

Batı’nın mülteci korkusundan faydalanıp meseleyi yeniden gündeme getirmeye çalışıyor.

‘Suriye içinde kurulacak güvenli bir bölge mülteci akınını durdurur’ diyerek Batı üzerinde baskı kurmayı ümit ediyor.

Fakat Rusya’nın Suriye içindeki askeri varlığını artırması hem ‘güvenli bölge’ konusunu hem de genel olarak Suriye meselesini Türkiye için daha da karmaşıklaştırıyor.

Öncelikle Rusya’nın Suriye içinde son zamanlarda yaptıklarına bakalım.

Pentagon yetkililerinin söylediğine göre Rusya Suriye içinde iki tane askeri üs inşa ediyor.

Ayrıca Rusya’nın, Suriye'ye gelişmiş SA-22 uçaksavar füzeleri ve T-90 muharebe tankları ile yüzlerce Rus deniz piyadesini de Lazkiye'ye yolladığı belirtiliyor.

Rusya, son haftalarda Suriye içinde artan askeri angajmanının amacının IŞİD ile mücadele etmek olduğunu söylüyor.

Fakat görünen o ki Rusya’nın amacı bundan çok daha kapsamlı.

Bölgede ve Akdeniz’deki varlığını güçlendirmek, Ukrayna’nın ardından içine düştüğü izolasyonu kırmak ve Amerika’ya meydan okumak gibi jeostratejik hedeflerin yanında Rusya, Suriye’deki askeri dengeyi Esad rejimi lehhine değiştirmek istiyor.

Bunun için hem rejim güçlerini savunma amaçlı hem de muhaliflere karşı saldırı amaçlı operasyonlara gireceğe benziyor.

T-90 ve SA-22 füzeleri buna işaret ediyor.

Rusya hava üssünü de muhtemelen muharebe uçuşları için kullanacak.

Üstelik Rusya, Suriye içindeki askeri aktivitelerini yalnızca kıyı şeridi ile sınırlamayabilir.

Batı medyasında çıkan bazı istihbarat raporları, Rus güçlerinin kıyı dışındaki bölgelerde de aktif olduğunu söylüyor.

Tüm bunlar Türkiye için kötü haber.

Esad rejimi br süredir muhalifler karşısında askeri olarak zor durumdaydı.

Rusya’nın rejime artan desteği sahadaki askeri dengeyi rejim lehine değiştirip savaşın ömrünü uzatacaktır.

Bu durum, Türkiye gibi tüm hesaplarını Esad’ın gitmesi üzerine yapmış ülkeler için tam bir felaket.

Ayrıca Rusya’nın rejime hava koruması sağlaması, Türkiye’nin ‘güvenli bölge’ planlarını da bütünüyle suya düşürecek bir gelişme.

Zaten Batı, özellikle de Amerika, bu fikre maliyetli ve riskli olduğu gerekçesiyle soğuktu.

Suriye hava sahasının Rus uçaklarınca korunacak olması hem riski hem de maliyeti artırıyor.

Bu nedenle kuzey Suriye’de IŞİD mevzilerini bombalayan Amerikan uçaklarının dahi dikkatli olması gerekiyor.

Fakat belki de Suriye’deki savaşın seyrini ve dolayısıyla Türkiye’nin Suriye politikasını Rusya’nın kararı kadar etkileyecek bir başka faktör Amerika’nın atacağı adım.

Washington Rusya’nın Suriye içinde artan askeri angajmanına ne tepki verecek?

Bu sorunun cevabının Suriye ve Türkiye için önemli sonuçları olacak.

Bu durumda oluşması muhtemel birkaç senaryodan bahsedebiliriz.

Amerika, Rusya’nın Suriye’deki iç savaşa bugüne dek yaptığı en direkt askeri müdahaleyi bir tehdit olarak algılayıp Suriye’ye muhalefet saflarında daha fazla müdahil olma kararı alabilir.

Bu durum savaşın başından bu yana Amerika’nın daha agresif bir politika gütmesini destekleyen Türkiye’yi memnun edecektir.

Bir başka senaryo Amerika’nın tıpkı Kırım ve Ukrayna’da yaptığı gibi Rusya’nın oldu bittisini kabul edip anlamlı bir karşı adım atmaması. Hatta daha da ileri gidip Rusya’yı Suriye’de IŞİD’e karşı dahi olsa müttefik olarak görmesi.

Bu ikincisinin emarelerini görmeye başladık bile.

Dışişleri Bakanı Kerry, Putin’in ‘gelin IŞİD’e karşı koalisyon konusunda konuşalım’ teklifini kabul etmişe benziyor.

Bu durum Amerika’nın Suriye’yi temel olarak IŞİD üzerinden gören bakış açısını güçlendirecek, Rusya ile benzer bir düzleme çekecek ve rejimi tehdit listesinin en alt sıralarına itecektir.

Bu durum da Türkiye için felaket senaryolarından biri.

Fakat Türkiye için, özellikle mevcut konjonktürde, işleri en çok karıştıracak gelişmelerden bir tanesi Amerika’nın Suriyeli Kürtlerle daha yakın çalışmaya başlaması.

Rusya’nın Suriye’ye artan angajmanı bunu zorunlu kılabilir.

Eğer beklenildiği gibi Amerika’nın Suriye içindeki hava operasyonları Rusya yüzünden kısıtlanırsa Amerika, IŞİD ile mücadelede kara gücüne, yani Kürtlere, daha çok yaslanabilir.

Türkiye’nin PKK ile kıran kırana ve ne zaman biteceği belli olmayan bir mücadele içinde olduğu bir dönemde böylesi bir gelişme Türkiye’nin Suriye’de elini daha da zayıflatacaktır.

Rusya’nın Suriye’ye askeri angajmanını artırmış olması meselenin askeri çözümünü güçleştirecek, siyasi çözüm için bir süredir oluşmakta olan uluslararası iradeyi güçlendirecektir.

Bu durum, meselenin çözümünde askeri yöntemi öncelik haline getirmiş Türkiye üzerinde politikasını değiştirme baskısını artıracaktır.

Kısacası Rusya’nın Suriye’ye direkt olarak bu denli angaje olmuş olması Türkiye’nin Suriye politikasını oldukça zora sokacak bir gelişme.

Üstelik Kırım ve Ukrayna’dan öğrendiklerimiz bize birkaç haftadır gördüğümüz Rus angajmanın sadece bir başlangıç olduğunu, çok daha yoğun bir angajmanın yolda olduğunu söylüyor.