Suudiler neden Şeyh Nimr'i idam etti?

Suudiler Amerika'ya 'durumun vahametini anlamıyorsunuz, bari yolumuzdan çekilin' mesajı veriyor.

Suudi Arabistan'ın 'terörizm' suçlamasıyla Şii Şeyh Nimr'in de aralarında olduğu 47 kişiyi idam etmesine tepki gösteren İranlı protestocular Tahran'daki Suudi Arabistan büyükelçilik binasını basıp binayı ateşe verdi.

Bunun üzerine Suudi Arabistan İran'la diplomatik bağları kopardığını, ticari ilişkileri de keseceğini ve vatandaşlarının İran'a seyahat etmesini yasaklayacağını duyurdu.

Herkes endişe içinde.

Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerginlik yeni değil.

Fakat son zamanlarda ikili ilişkiler, karşılıklı söz düellosuna rağmen, yumuşama emareleri göstermişti.

Suudilerin Kuveyt’in işgalinden bu yana kapalı olan Irak büyükelçiliğini yeniden açması, İran rejiminin çok memnun olmadığı Tahran’daki Suudi büyükelçisini değiştirmeye hazırlanması ve Suriye meselesine diplomatik çözüm arayışında İran’la çalışması Washington’da pek çoğunu ümitlendirmişti.

Böyle bir dönemde ve Amerika’nın tüm baskılarına rağmen Suudilerin radikal bir adım atarak gerilimi bu kadar tırmandırması bazılarına göre planlanan bir durum değil.

Bu görüşe göre Suudiler İran’ın bu kadar tepki vereceğini kestiremedi.

İç ve dış siyaseti İran düşmanlığı üzerine kurulu bir ülkenin, İran’ın Şii bir şeyhin idamına tepki vermeyeceğini düşünmesi gerçekçi değil.

Belli ki bu planlanmış bir adım.

Suudiler bu hamleyle iç ve dış siyasette birkaç şey hedefliyor olabilir.

Düşen petrol fiyatları yüzünden Suudi ekonomisi zor durumda.

Halkından vergi almayarak, devlet desteği ve kamu harcamalarıyla halkın desteğini satın almış bir rejim bugün kemer sıkma politikaları uygulamak zorunda.

Bunun sebep olabileceği toplumsal tepkiden korkan Suudi rejimi çok eski bir numaraya başvurarak halkı ortak bir düşman etrafında ve rejimin arkasında birleştirmeyi umuyor.

İran ile gerginlik ve Şii korkusunun halkın dikkatini içerdeki ekonomik sorunlardan dış politikaya kaydıracağını ümit ediyor.

Fakat Suudi Arabistan dış politikada da pek parlak günlerden geçmiyor.

Ekonomik sıkıntıların baş gösterdiği bir dönemde Yemen’de başarısız bir askeri müdahale yürütüyor olmak, Mısır’daki Sisi rejimine milyarlarca dolar akıtmak ve Suriye’de nereye gideceği belli olmayan bir savaşın tarafı haline gelmek rejimin dış politika skorunun da pek iç açıcı olmadığını gösteriyor.

Bunlara bir de Suudilerin İran’ın, Irak’ta, Suriye’de, IŞİD ile mücadelede artan etkisinden ve Amerika ile nükleer müzakerelerden duyduğu endişeyi ekleyin.

Böyle bir konjonktürde rüştünü ispat etmeye, daha hırslı bir dış politika izlemeye çalışan Kral Salman’ın son hamlesinin altında yatan nedenleri görmek zor değil.

Şeyh Nimr’in idamı ile Riyad sadece İran’a değil Amerika’ya da bir mesaj veriyor.

Suudi-Amerika ilişkileri Mübarek’in devrilmesinden bu yana gergindi.

Suudiler Washington’ı, Mısır’daki ayaklanma karşısında Mübarek’in arkasında durmamakla suçladı.

Amerika’nın Suriye’de daha dişli bir politika izlememesi ve İran ile nükleer müzakereler ilişkileri iyice gerdi.

Obama yönetiminin tüm çabalarına rağmen gerginlik devam etti.

Washington Post yazarı David Ignatius dün katıldığı bir radyo programında, krizin patlak vermesinin ardından Dışişleri Bakanı Kerry’nin İran ve Suudi Dışişleri bakanlarını aradığını, İranlı mevkidaşı ile konuşurken Suudi bakana ulaşamadığını söyledi.

Suudiler Amerika’ya ‘durumun vahametini anlamıyorsunuz, bari yolumuzdan çekilin’ mesajı veriyor.

Suudi-İran gerginliği Amerika ve bölge için kötü, IŞİD için iyi haber.

Suudi Arabistan yaptığı açıklamada Ocak sonundaki Suriye toplantısına katılacağını duyurdu ama iki ülke arasındaki ilişkiler bu kadar gerginken Suriye meselesinde yol almak güç.

Daha olası senaryo her iki tarafın da Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’de destekledikleri gruplara desteğini artırması.

Bu durum, özellikle Suriye’de, çatışmanın kızışması anlamına geliyor.

Amerika Suudi-İran gerginliğinden endişeli.

Bu gerginliğin sadece Suriye’de diplomatik çözüm arayışlarını güçleştirmesinden değil aynı zamanda IŞİD karşıtı mücadeleyi de zayıflatmasından endişe ediyor.

Ayrıca tırmanan Sünni-Şii gerginliğinin, zayıflamakta olan IŞİD’in elini güçlendirmesinden korkuyor.

Belki de Obama yönetimi için en endişe verici durum bundan sonra İran ve Suudi Arabistan arasında nasıl bir denge kuracağı.

İran ile nükleer müzakereler Obama dış politikasının mihenk taşı ve en büyük başarı öyküsü oldu.

Obama yönetimi, İran’ı angaje ederken Suudileri bütünüyle yabancılaştırmamak için silah satışlarını hızlandırdı, karşı olmasına rağmen Riyad’ın Yemen müdahalesine destek verdi.

Ve bugüne kadar Suudi-İran geriliminin bugün olduğu gibi patlak vermesini önledi.

Fakat görünen o ki Washington bu kez başarılı olamadı.

Amerikalı yetkililerin kapalı kapılar ardındaki ısrarına rağmen Suudiler Şeyh Nimr’i idam etti.

Gerginliğin ne kadar tırmanacağını ve Obama yönetiminin, dış politikasında önemli rol oynayan iki aktör arasında nasıl bir denge kuracağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.