Washington için Ankara saldırısı ne anlama geliyor?

Amerika'nın son Ankara saldırısına verdiği tepki, Washington'ın Suriye odaklı Türkiye politikasını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Ankara son beş ayda üçüncü kez terör saldırısına sahne oluyor.

İçine girilen terör sarmalının ülkeyi her geçen gün daha büyük bir kaosun ve istikrarsızlığın içine soktuğu açık.

Türkiye gibi büyük ve konumu gereği önemli bir ülkenin sınırları içinde yaşanan istikrarsızlık bölgede iş yapmaya çalışan Batılı aktörleri de rahatsız ediyor olmalı.

Oysa Washington Türkiye’nin iç siyasetinde olup bitenlerle çok ilgilenmiyor.

Türkiye’ye Suriye ve IŞİD perspektifinden bakıyor.

Obama yönetimi Türkiye’deki otoriterleşme, insan hakları ihlalleri gibi konularda Erdoğan’ın Türkiyesini ümitsiz vaka olarak görüyor.

Obama’nın The Atlantic dergisinden Jeffrey Goldberg ile aylarca yaptığı görüşmelerin sonucunda ortaya çıkan makale, Obama’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dair görüşlerini açık seçik gözler önüne seriyor.

Goldberg ile görüşmelerde Obama, Erdoğan’ın otoriter bir lider ve tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylüyor.

Fakat Obama’yı asıl rahatsız eden bu değil.

Onu asıl rahatsız eden, Türkiye’nin Suriye meselesinde Batılı müttefiklerinin beklentilerini karşılayamamış olması.

Amerika’nın son Ankara saldırısına verdiği tepki, Washington’ın Suriye odaklı Türkiye politikasını bir kez daha gözler önüne seriyor.

İsrail merkezli Haaretz gazetesinin haberine göre, Ankara saldırısının ardından ABD’li yetkililer Türkiyeli yetkilileri arayarak Suriye’de Kürtleri vurarak ateşkesi bozmamaları konusunda uyarmış.

Amerika’nın Ankara saldırısı sonrası duyduğu en büyük endişe bu.

Cenevre’de Suriye toplantılarının yeniden başladığı şu günlerde, Türkiye’nin Suriye’deki PYD hedeflerini vurmasının ateşkesi tehlikeye sokacağına inanıyor.

Washington’a göre küçük ihlallere rağmen ateşkes büyük ölçüde başarılı oldu ve bu ateşkes Suriye için altın bir fırsat.

Suriye’deki çatışmayı yakından izleyen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre ateşkes ilanından bu yana sivil ölümleri yüzde 90 oranında azaldı.

İnsani yardım ulaştırılabiliyor.

Çatışmanın şiddetinde de büyük oranda azalma oldu.

Washington için en önemli gelişmelerden bir tanesi Rusya’nın ateşkesin devamı için uğraşıyor olması.

Rus askerlerinin köy köy gezerek tarafları ateşkese uyması konusunda iknaya uğraştığından, uydukları takdirde lojistik destek sözü verdiklerinden bahsediliyor.

Daha önemlisi Washington, Rusya ve Esad rejimi arasında oluştuğunu düşündüğü çatlaktan faydalanmak istiyor.

Bu çatlağın ilk işaretini Şubat ayında görmüştük.

Esad amacının tüm Suriye’yi yeniden kontrol altına almak olduğunu duyurmuş, Rusya’nın Birleşmiş Milletler nezdindeki büyükelçisi ‘Esad’ın çizgiyi aştığını’ söylemişti. Rusya’nın amacının çatışmayı sona erdirmek olduğu fakat Esad’ın tüm Suriye’yi kontrol altına alma çabalarının bunu imkansız hale getireceğinden bahsedilmişti.

Cenevre görüşmeleri yeniden başlarken Esad ve Rusya arasındaki çatlağın genişlediğine inanılıyor.

Cenevre’de tarafların yeni anayasa ve seçimler konusunda uzlaşıya varılması bekleniyor.

Rejimin tavrı net: muhalif figürleri de içine alan bir ‘ulusal birlik hükümeti’, 2012 anayasasının korunması ve gelecek ay parlamento seçimlerinin yapılması.

Rusya ise anayasayı korumaya çalışan rejim ve değiştirilmesini talep eden muhalefet arasında bir orta yol bulmak istiyor.

Seçimlerin ne zaman olacağına da rejim ve muhalefetin ortak karar vermesini istiyor.

Son olarak Rusya’nın askeri birliklerinin bir kısmını Suriye’den çekme kararı var. Putin yaptığı açıklamada Rusya’nın Suriye’de istediğini elde ettiğini ve çekilmenin bu hafta başlayacağını söyledi.

Rusya’yı yakından takip eden uzmanlar bu kararın Amerika ile yapılan pazarlığın sonucu olduğunu söylüyor.

Washington’a göre tüm bu gelişmeler, Rusya’nın Suriye politikasının Amerika’nınkine yaklaştığının kanıtı.

Bu nedenle Amerika Cenevre görüşmelerinden de devam eden ateşkesten de ümitli.

Türkiye’nin Suriye’deki PYD hedeflerine saldırarak her şeyi berbat etmesini istemiyor.

Bunun karşılığında Amerika, Kürtleri bir süre daha Cenevre’ye davet etmemeye ‘tamam’ demiş gibi görünüyor.

Bakalım Türkiye buna ne yanıt verecek?

Eğer Suriye’deki savaşın biteceğine ve ateşkesin kalıcı hale geleceğine dair ümitlerin bu kadar yükseldiği bir dönemde Türkiye PYD’yi bombalayarak ateşkesi tehlikeye atarsa Washington ile arasında yepyeni bir gerginlik başlayacak demektir.