AB, cumhuriyet ve modernite

AB üyeliği için uygulanması gereken Kopenhag Siyasi Kıstasları, demokrasiyle insan hak ve özgürlüklerinin sınırlarının genişletilmesini amaçlıyor.

AB üyeliği için uygulanması gereken Kopenhag Siyasi Kıstasları, demokrasiyle insan hak ve özgürlüklerinin sınırlarının genişletilmesini amaçlıyor. İnsan haklarını demokrasiden ayırmak mümkün olmamakla beraber, özellikle din ve etnik kökenli farklılıklar konusunu iki yaklaşımdan birisiyle yani ya bireysel ya da kolektif haklar yoluyla çözümlemek mümkün.
Cumhuriyet'in temeli olan laiklik ve tekillik ilkeleri demokrasiye geçildikten sonra sorun haline geldi. PKK terörizmiyle mücadele sırasında bir grup liberal köşe yazarı, Kürt sorunu liberal ya da radikal demokrasi çerçevesinde çözümlenmezse PKK terörizminin de çözümlenemeyeceğini ileri sürdüler. Tahminleri hilafına PKK yenildi. Aynı dönemde Avrupa Parlamentosu (AP) ve bir ölçüde de Avrupa Konseyi, derece derece, Kürtlere kolektif haklar verilmesi, kültürel otonomi, hatta idari ve siyasi otonomi tanınmasını ısrarla önerdiler. AB'nin bize verdiği KOB'daysa bireysel kültürel haklar, Kopenhag kıstasları olarak şart koşuldu. Liberal yazarlar da sonunda bu yolu benimsediler.
Refahyol iktidarı döneminde aynı yazarlar din temelli siyasi ideolojiye de benzer özgürlüklerin verilmesini ve dini inanç sistemine mensup olanların özgürlüklerini kamu alanında serbestçe örgütlenerek kullanmalarını, liberal demokrasinin gereği olarak ileri sürdüler. Bu özgürlüklere izin vermeyen Cumhuriyet'in demokrasiyi engellediğini, statükocu bir nitelik kazandığını, değişmesi ve küreselleşmeye uyum sağlaması gerektiğini vurguladılar. Bu değişim sağlandığı takdirde AB'ye giriş için aranan Kopenhag Kıstasları yerine gelmiş olacaktı. Bu süreç içinde öyle bir hava doğdu ki, yasalarda hak ve özgürlükler yönünde istenen değişiklikler yapıldığı takdirde bazı AB çevrelerinde üyeliğimize ilişkin itirazlar da sona erecekti.
Oysa şimdi ne görüyoruz? AB ilgilileri reform paketleri şeklinde yapılan değişikliklerin uygulanmasını isterken, akıllarında özgürlüklerden çok, standat anlamında Avrupa değerleri var. Giscard D'Estaing Türklerin AB standartlarını benimseyebileceklerine inanmadığını söylüyor. AP'de Hıristiyan Demokrat grubun başkanı Alman Pötterling, Türklerin Avrupa değerlerine uyamayacağını bildirirken özellikle kadın-erkek eşitliği konusunda Türk değerlerinin farklı olduğunu vurguluyor. Geçenlerde ülkemize gelen Alman gazeteciler kırsal kesimin Avrupa standartlarına yabancı olduğuna işaret ediyor. Verheugen geniş halk kesimlerinin yasalarda tanınan hak ve özgürlükleri kullanması gerektiğini bildiriyor.
Kısaca demokrasi gereği olan bu hak ve özgürlüklerin oluşturduğu yasal çerçevenin içinin doldurulması gerekiyor. Yani yasalar kadın-erkek eşitliğini sağlasa dahi kadının örtünmesi, Avrupa açısından, bizde kadına verilen değerin daha az olduğu izlenimine yol açıyor. Türban konusunda tanınacak özgürlük bir meziyet olmaktan ziyade, kadına ikinci sınıf muamele olarak algılanıyor vb.
Bir başka ifadeyle, özgürlüklerin yetmediği, gelişmişliğin daha da önemli olduğu ortaya çıkıyor. Yasalarda özgürlükler lehine yapılan değişiklikler toplumsal gelişmeyi otomatik olarak sağlamıyor. Anakronik sayılıp beğenilmeyen ve tutucu olmakla suçlanan Cumhuriyet'in modernite görüşü ön plana geliyor.
Toplumsal gelişmenin iki motoru eğitim ve ekonomik kalkınma bu açıdan hayati öneme sahip. Liberal yazarların yoğun ve tek boyutlu özgürlük savunması, değerlerin göreceli olduğu ve herkesin inancını yaşamakta serbest olması temeline oturduğundan, eğitim ve kalkınma gereğini ikinci plana itti. Laikliğin hukuki yaptırımlara bağlanmasıysa Jakoben geleneğin totalitarizmine bağlandı. Bu kısıtlamalara karşı çıkanlar şu anda bile YÖK'ün ortadan kaldırılmasını savunuyorlar.
Varoşlarda yaşayanların kentleşmesi, ticarete açılması ve orta sınıfa geçmesi yani sosyoekonomik kalkınma sonucunda yayılacak sekülerleşme, kadına ilişkin değerleri çağdaşlaştıracaksa, şimdiden çağdaş değerleri savunmak neden kötü bir şey olsun?
Galiba Cumhuriyet'in modernitesi, AB üyeliğimiz için olmazsa olmaz şart.