Aman ha, sakın ha!

Liberal 'aydınlar' demokrasi ve insan haklarının gelişmesini; AB üyesi olmamızı, Kıbrıs ve 'Kürt' sorunlarının barışçı çözümünü ve Ermeni soykırım iddialarının tarihimizle yüzleşerek çözümlenmesini savunuyorlar.

Liberal 'aydınlar' demokrasi ve insan haklarının gelişmesini; AB üyesi olmamızı, Kıbrıs ve 'Kürt' sorunlarının barışçı çözümünü ve Ermeni soykırım iddialarının tarihimizle yüzleşerek çözümlenmesini savunuyorlar. Bunların hepsi meşru amaçlar.
2002 öncesinde de bu amaçlara ilişkin genel bir mutabakat vardı. Oysa bugün toplum bu sorunlar yüzünden derin bir bölünme ve husumet içinde görünüyor. Bu durum, bu amaçlara varmak için benimsenen yaklaşımlardan kaynaklanıyor olabilir.
AB üyeliği, AKP öncesinde de devlet politikasıydı. Adaylık süreci 57. hükümet zamanında başladı.
Türkiye ve Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs sorununu çözmek için BM'nin hazırladığı De Cuellar paketini ve Fikirler Dizisi'ni (kısmen) kabul eden taraf oldu.
Yine 57. hükümet, Öcalan'ı asmadı, anadilde yayım ve anadilin öğretilmesi konularında ilk adımları attı. AB üyeliği ve kültürel haklar çerçevesinde 'Kürt' sorununu çözmeyi öngördü.
Tüm hükümetler, Ermeni soykırım iddiaları konusunda, Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Kamuran Gürün'ün 1982'de çıkan 'Ermeni Dosyası' çerçevesinde 1915 olaylarının bir trajedi olduğunu, sorunun tarihçilere bırakılması gerektiğini savundu.
Bu politikaları devralan AKP iktidarı, liberal 'aydınlar' ile etkileşim içinde aynı konulara farklı yaklaşımlar geliştirdi. AB üyeliği olmazsa olmaz bir önem kazandı. AB olmadan Türkiye'nin demokrasi ve ekonomik kalkınma sorunlarını çözmek imkânsızdı. Üye olmak için Türkiye ne gerekirse yapmalıydı.
Kıbrıs'ta çözümsüzlükten Sn. Denktaş ve geçmiş 40 yıllık politikalar sorumlu tutuldu. Bunlar değiştirildiğinde Rum/Yunan tarafı çözümü kabul edecekti.
Türkiye, PKK terörizminin ötesine geçip, 'Kürt' sorununa demokratik (yani siyasi) çözüm bulmalıydı. Bu bağlamda bir tür özerklik düşünülebilirdi. Sn. Erdoğan'ın kapsayıcı Türk üst kimliğini etnik kimlik düzeyine indirgemesi liberal 'aydınlarca' desteklendi.
Ermeni sorununda AKP, bu aydınların tarihle yüzleşip soykırımı kabul etme görüşlerine yanaşmadı.
Dış ilişkilerin doğasında bulunan mücadele yerine, her isteneni kabul etmeyi öngören ya da böyle bir izlenim veren bu politikaların hepsi başarısızlığa uğradı.
AB'de Türkiye'ye karşı olanlar, diğer nesnel ve somut güçlüklerin yanında, din ve kültür farkının arkasına sığınan tarihi önyargıları ve ırkçılıklarıyla, üyeliğimizi yokuşa sürdüler. Liberal 'aydınlar' 17 Aralık 2004, 3 Ekim 2005, 8 Aralık 2006 darbelerini içlerine sindirdiler. Sürünerek de olsa, üye olmayı savunmaya devam ettiler.
AB iştiyakımızın sonsuz olduğunu sezen Papadopulos, referandumda Annan Planı'nın reddini sağladı ve daha fazlasını üyelik müzakere sürecinde veto şantajıyla bizden koparmaya yöneldi.
Ayrılıkçı Kürtler, yılmaz barış arayıcısı liberal 'aydınları' istiskal ettiler.
Ermeni soykırım iddialarını kabuldeyse halk bunları yalnız bıraktı.
Bu aydınlar için AB ırkçı aşağılamayla bizi itip kakabilirdi; Rum/Yunan ikilisinin 19. yy. Helenizm'i, Kürt etnonasyonalizmi, Taşnak Ermeni fanatizmi doğaldı. Ama bunlara karşı çıkan Türk milliyetçiliği tehlikeli bir hastalıktı. Bu politikaların toplumun kimliği üzerinde büyük psikolojik tahribatı oldu.
Aslında bu aydınların derdi, devlet ya da Cumhuriyet'ti. AB üyeliğiyle birlikte Kıbrıs, 'Kürt' ve Ermeni sorunlarını, karşı tarafın isteklerine uygun olarak çözebilselerdi, Cumhuriyet'i de tamamen değiştirmiş olacaklardı. Tüm fikir ve eylemlerinin arkasında bu temel amaç olmasaydı, bu sorunları çözmek ve AB üyeliği istikâmetinde ilerlemek çok daha kolay olabilirdi. Olmadı.
Sonunda liberal 'aydın' politikalar iflas etti. Artık geniş halk kitleleri AB üyeliğini istemiyor. Kıbrıs'ta da çözüme karşı. Ayrılıkçı Kürtlere tepki büyüyor. Ermenilerin Türklere yaptığı mezalim ön plana geliyor.
Bu 'aydın' grubu şimdi de marjinal gençlerin saldırgan milliyetçiliğini Hitler'in Nazi ırkçılığına benzetmeye başladı. Tabii daha sıradan ırkçılık onları kesmiyor.
Aman ırkçılıkla mücadele etmesinler! Bugüne kadar çözmek istedikleri her şeyi çözümsüz hale getirdiler. Başımıza bir de ırkçılık sorunu çıkmasın!