Anlamaya çalışmak

Her siyasi cinayet gibi, Hrant Dink cinayetinden de sonra ciddi bir sarsıntı geçiriyoruz. Özellikle liberaller benzer tehditlerin kendilerini de hedef aldığını düşünüyor.

Her siyasi cinayet gibi, Hrant Dink cinayetinden de sonra ciddi bir sarsıntı geçiriyoruz. Özellikle liberaller benzer tehditlerin kendilerini de hedef aldığını düşünüyor. Katil ve çevresinin, aşırı milliyetçilikten ırkçılığa sapmakta olduğunu söylüyor. Bazıları durumu Hitler Almanyası'na bile benzetiyor.
Cinayeti, kendilerini milliyetçi sayan bir marjinal genç grubunun planlayıp işlediği anlaşılıyor. Bu tür grupların ortaya çıkmasında liberal 'aydınların' payı olduğunu söylemek, saldırganları mazur görmek gibi algılanmamalı.
Bir durumu analiz etmeden anlayamayız. Anlamak ise ilk bakışta anlayış göstermeye benzer. Oysa katilin işlediği cinayete ilişkin cezai sorumluluğu, hiçbir analiz hafifletemez.
Bu marjinal grupların az sayıda 'liberalin' basında çıkan yazılarını okuyup radikalleşmesinin mümkün olmadığı ileri sürülüyor. Gerçekten öyle mi?
Orhan Pamuk'un 'Bu topraklarda 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü' ifadesini duyup, anlamayacak kimse var mı? Ermeni soykırımı konusundaki konferansın öyküsünü haftalarca televizyonlarda izlemedik mi? 'Ben soykırım olduğuna inanmıyorum, ama hukuka göre bu olaylar maalesef soykırım' diyenler, dünya kadar yazı yazmadı mı?
'Kendi kötü yanımızı kabul etmek', 'ahlaki ve insani görevimizi yerine getirmek', hatta 'demokratikleşmek' için geçmişle yüzleşmek gerektiği yolunda kamuoyu bombardımanı yapılmadı mı? Bu bağlamda Türklerin, Balkanlar'da ve Kafkasya'da başlarına gelenler hatırlandı mı?
Bu 'aydınlar' şimdi de Bosna-Sırbistan davasında Divan'ın aldığı karara kızıyorlar. Olayların insani yönünü ihmal ediyormuşuz. Soykırım olmadığı hukuken saptanırken, insani yönüne eğilemezler mi?
Türkiye'de bunlar olurken, Amerika, AB ve Fransa'da Ermeni soykırımı konusundaki haksız faaliyetler sürmüyor mu?
Ermenilerin, Türklere yaptığı mezalimin hikâyeleriyle büyümüş kuşakların, bu 'aydınları' yabancılarla işbirliği içinde görmesi çok mu şaşırtıcı?
Bu 'aydınlar', Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden, Türkiye'yi, devleti, askeri, Sn. Denktaş'ı sorumlu tutup, Rumları tenzih etmediler mi?
Bu 'aydınlar', Kürt ayrılıkçılığından da devleti ve askeri sorumlu tutmadılar mı? Ordu ile PKK'ya aynı düzeyde muamele etmediler mi? PKK'ya terörist demekten kaçınmadılar mı? Şehit cenazelerine hiçbir sempati ifadesinde bulundular mı?
2002'de AB üyeliği konusunda ulusal mutabakat vardı. Ne oldu da bugün toplumun büyük çoğunluğu AB üyeliğiyle ilgilenmiyor.
AB sadece demokratikleşmemizi istedi de, biz mi bundan 'rencide' olup, AB'den nefret ettik? AB'de Müslümanlara karşı artan ırkçılığın, bize karşı tutumlarında hiç mi payı yok?
İşin özü şu: Ancak milliyetçiliği kuşku götürmeyen sağ veya sol iktidarlar, büyük ulusal sorunları, toplumu sarsmadan çözebilir.
Bu 'aydınların', her konuyu olduğu gibi ırkçılığı da üstünkörü çalışıp, Türk milliyetçilerinin ırkçılığa kaydığı vaveylası yapması, sadece iç çatışma potansiyelini arttırır.
Bunlara göre, ırkçılık, bir grubun mensuplarından, başka hiçbir neden olmadan, sadece ırkları dolayısıyla nefret etmek değilmiş. Irkçılık her siyasi ihtilafta olabilirmiş. Peki Nazi Almanyası hangi siyasi ihtilaf dolayısıyla 6 milyon Yahudi'yi yok etti? Ermeni, Kürt ve Rumlarla siyasi nitelikli etnik ihtilafları ırkçılıkla karıştırmanın anlamı ne?
'Türkler bir ırk olmadığından ırkçı olamazlar' görüşü gibi, 'Kafatasçı Türkler ırkçı değil miydi' sorusu da hatalı. Türkler ırk değil de, Almanlar mı ırk? Dünyada biyolojik anlamda ırk mı var? 'Kafatasçı Türkler' kendilerinin üstün ırk olduklarını mı kanıtlamaya çalıştılar? Yoksa ırkçı nefretle aşağılanıp yok edilmek üzereyken, Kurtuluş Savaşı'yla tarihten yeni bir mühlet aldıktan sonra, 'Biz de sizin gibi insanız' demek mi istediler?
'Aydınların' ulus inşa sürecinde sürekli galip uygarlığa öykünmeleri ve tüm kusurları kendi toplumlarında bulmaları, dışlanmalarına neden oluyor. Travma üstüne travma yaşıyorlar.
Bu halleriyle sorunlarımızın çözümüne katkıda bulunamazlar. Kendi sorunlarını çözmeye öncelik verseler daha iyi olur.