Annan paketi dönüyor (1)

TÜSİAD ve Boğaziçi Üniversite-</br>si, 17 Temmuz günü 'Annan Planı: Hayaller ve Gerçekler' adlı bir forum düzenledi.

TÜSİAD ve Boğaziçi Üniversitesi, 17 Temmuz günü 'Annan Planı: Hayaller ve Gerçekler' adlı bir forum düzenledi. Toplantıya Amerika (Weston), AB (bir enstitüden), BM sekretaryası (De Soto'nun yardımcısı ve bir hukukçu), Kuzey ve Güney Kıbrıs, Yunanistan (büyükelçi) ve Türkiye'den resmi ve sivil toplum mensubu geniş bir yelpazeyi temsil eden bir grup konuşmacı katıldı. Annan Planı'nı savunanlar çoğunlukta olmakla birlikte, resmi görüşe yakın olanların da çağrılmış olması, bu tür toplantılar için yararlı bir yenilikti.
TÜSİAD'ın görüşlerini, toplantının başında Tuncay Özilhan, sonuna doğru Cem Duna ve toplantı boyunca da diğer bazı konuşmacılar dile getirdi. Bunları yan yana getirerek kabaca şöyle özetlemek mümkün: Kıbrıs 50 yıllık bir sorun. Bize en yakın ülkeler bile KKTC'yi tanımıyor. Sorunun çözümsüzlüğünün maliyeti büyük. Dış politikamızı tutsak alıyor ve bizi yalnızlığa itiyor. AB'ye girsek de girmesek de Kıbrıs sorununun mutlaka çözümlenmesi gerek. Annan Planı bu bakımdan yeni müzakereler için bir temel oluşturabilir. Plan dengeli. Türk tarafına siyasi eşitlik veriyor. İki kesimlilik, iç siyaseti vatandaşlarla sınırlayarak sağlanmış. Yürütme ve yasamada Türkleri koruyacak ağırlıklı oy sistemleri getirilmiş. Planı, Rumlar beğenmiyor, Türklerin çoğunluğuysa destekliyor. Kaldı ki sınırların açılması iki toplumun birlikte yaşayabileceğini kanıtladı. Hükümet, Kıbrıs'ta çözüme dönük eski enerjik politikasına dönmeli. 2004 Mayıs ayına fazla vakit kalmadı. Sorun o tarihe kadar çözümlenmez ve Rumlar tek başlarına Kıbrıs'ın tümünü temsilen AB üyesi olurlarsa bizim üyeliğimizi zorlaştırırlar. Sonradan bulunacak çözüm de Kıbrıs Türklerine Annan Planı'nın kazandırdıklarını sağlayamaz. Oysa Annan Planı'na göre yapılacak çözüm anlaşmaları, Mayıs 2004'te Kıbrıs'ın AB'ye giriş antlaşmasının arkasına eklenirse, Kıbrıs Türkleri lehine sağlanan özel haklar ve koruma önlemleri AB mevzuatının önüne geçeceğinden, Türkiye üye oluncaya kadar değiştirilemez veya aşındırılamaz. Türkiye, AB'ye üye olmak istiyor. Hiçbir şekilde özel statüyü kabul edemez. AB, Kopenhag
Kıstasları'nı yerine getiren ve Kıbrıs'ta çözümü sağlayan Türkiye'ye giriş müzakereleri için tarih vermekten kaçınamaz. AB dışında bir Türkiye, Kıbrıs AB üyesi olduktan sonra da, Kıbrıs Türklerini iktisaden koruyabilir. Zira Kıbrıs'ın tümü Türkiye ile Gümrük Birliği içine gireceğinden, Türk ekonomisi yatırımlarla Güney Kıbrıs ekonomisine de hâkim olabilir.
BM yetkilileri Annan Planı'nı savundular. Yerlerinden olacak Kıbrıs Türklerinin sayısının çok abartıldığını; kuzeye gitme imkânı verilecek Rumların büyük bölümünün yerleştikleri güneyi bırakmayacaklarını; hele kuzey menşeli 65 yaş üstündeki 24 bin Rum'un arasında, yanlarına birer kişi alarak, kuzeye taşınacakların sayısının çok az olacağını; kuzeyde Rumlara verilecek emlakın Kıbrıs Türk nüfusundan sadece yüzde 10'unu yerinden edeceğini; bunun da 15 bin kişi olduğunu söylediler. Türk tarafının nüfusuna göre çok fazla toprağı olduğunu; çözümle yüzde 8'lik bölümün Rumlara geçmesinden sonra dahi, Türklere nüfusuna göre kalacak toprağın yine de fazla olacağını; Rumlara bırakılan topraktaki 47 bin Türk'ün kuzeye taşınması gerekeceğini belirttiler. Sözlerinden Kıbrıs Türklerinin 150 bin olarak hesaplandığı; Anadolu'dan gelen 50 bin civarında yerleşiğin geri döneceğinin düşünüldüğü ortaya çıktı.
Amerika'nın da Annan Planı'nı dengeli ve adil bulduğu; Annan Planı dışında bir çözüm düşünmediği; bu çerçevede kısa zamanda yeniden müzakerelere başlanması için Türk tarafına büyük baskı yapmaya hazırlandığı anlaşılıyor.
Aynı şekilde AB görüşlerine yakın olanlar da, hemen müzakerelere başlanmasını; Ege'yi de unutmadan, 2004 Mayıs'a kadar Kıbrıs çözümlenmezse giriş müzakereleri için tarih verilmesinin tehlikeye düşeceğini kuvvetle vurguluyorlar. Amerika, AB, BM ve Yunanistan, Denktaş'ın açılımlarını olumlu bulmakla beraber, çözümün daha önemli ve öncelikli olduğuna dikkat çekiyorlar.
Umarım bu çok kısa özette, kimsenin görüşlerine haksızlık etmedim.