Artık çok farklı

Önce değişmeyene bakalım: Saddam rejimi despotik bir diktatörlük. Komşularına saldırarak 'barışa karşı suç' işledi. Yasak silahlarla katliamlar yaptı, yani 'savaş suçları' ve 'insanlığa karşı suçlar' işledi.

Önce değişmeyene bakalım: Saddam rejimi despotik bir diktatörlük. Komşularına saldırarak 'barışa karşı suç' işledi. Yasak silahlarla katliamlar yaptı, yani 'savaş suçları' ve 'insanlığa karşı suçlar' işledi. Diğer bir değişmeyen ise Amerika'nın gücü, kararlılığı ve bu çerçevede zor da olsa savaşı kazanacağı.
Bu savaşla ilgili olarak geriye kalan her şey değişti.
Amerika gibi biz de Amerika'nın teknolojik üstünlüğüne ve Irak halkının Saddam rejiminden nefret ettiğine inanarak, bu savaşın birkaç haftada biteceğini düşünüyorduk. 1991'de Irak ordusu neredeyse savaşmadan yenilmişti. İsrail'in karşısında gördüğümüz gibi zaten Araplar korkaktılar, savaşmayı bilmezlerdi. Irak da diğer Arap ülkeleri gibi sömürgecilerin kesip biçtiği sınırlar içinde yapay bir ülkeydi, vb.
1973 savaşında Sedat'ın kısmi başarısı bir yana bırakılırsa, Filistin'in son 10 yıllık direnişi, her halk gibi Arapların da şartlar oluştuğunda savaşmayı öğreneceklerini göstermeye başladı. Şimdi Iraklılar dünyanın şahit olduğu en korkunç savaş makinesinin karşısında ölümü göze alıyor ve savaşıyor.
Uluslararası ilişkiler güce, yani bir toplumların yaşamak için kendini savunma gücüne dayanır. Irak bu gücü gösterdiği andan itibaren her şey değişmiştir.
Savaşın kaderinde vuku bulan bu değişiklik Irak halkının özgürlük istemeyecek kadar uygarlıktan uzak olmasından mı kaynaklanıyor?
Amerika için en yüksek 'kanon'u özgürlükler oluşturuyor. Amerika hiçbirimizin tam olarak kaçamadığı bir insan zaafından hareketle başkalarının gerçeğini kendi gerçeğinin prizmasından görüyor. Dolayısıyla özgürlük getirmek için gelenin iyi karşılanacağını umuyor.
Oysa amaç ne kadar ulvi olursa olsun, bir ülkeye yabancı silahlı kuvvetlerin girişi o ülke halkı tarafından bağımsızlığa karşı bir tecavüz olarak algılanıyor. Bağımsızlık bu durumda özgürlüğün çok üstünde bir değer niteliği kazanıyor. Bağımsızlık, vatana sahip millet demek. Toprağın 'vatan' ve halkın 'millet' olması için de o halkın o toprak üzerinde hükümran olması gerekiyor. Bağımsızlık ya da eski deyişle istiklal bu. Halkın milletleşmesi bu. Bağımsızlığın olmadığı yerde, yani yabancı işgali altında özgürlük de olamıyor. Irak halkı şimdi işgale karşı savaşarak milletleşiyor.
'Şakaklarına namlu dayandığından savaşıyorlar', 'Sivilleri kalkan olarak kullanıyorlar', 'Irak'ı değil Saddam'ı savunuyorlar', 'Bunlar Saddam'ın fedaileri' ya da 'fanatikleri' söylemi inandırıcı olmuyor.
Amerikan bombardımanları sırasında Bağdat'ta pazaryerlerinde iki kez, diğer kentlerde yaygın biçimde ölen Iraklı sivillerin Saddam güçleri tarafından öldürüldüğü iddiaları da inandırıcı olamıyor. Dünyadaki
tüm kötülükleri Saddam rejiminde bulmaya çalışanlar, savaşan Iraklılara 'insanaltı' nitelikler atfediyor.
Amerika, Saddam'ı devirip Irak halkına özgürlük getirmeyi amaçlarken, Irak da Amerika'ya karşı bağımsızlık savaşı veriyor. Aslında bu noktaya gelen bir savaşı sürdürmenin fazla bir anlamı yok. Uluslararası meşruiyet ne olursa olsun, bir savaş halkın bağımsızlık mücadelesine dönüşmüşse meşruiyeti kalmıyor.
Bu savaş belki de bitti. Bush 'Sonuna kadar savaşacağız' derken, bilinçaltında 'Keşke sonu gelmiş olsaydı' demek istiyor. Rumsfeld ise bu savaşın ateşkesi olmayacağını söylerken, sanki içinden 'Keşke olsaydı' diye mırıldanıyor.
Ama artık durmak imkânsız. Amerika sonuna kadar gidecek ve bir Pirus zaferi kazanacak. Ardından, bırakın yeni bir dünya düzeni kurmayı, muhtemelen Ortadoğu'ya düzen vermek dahi mümkün olmayabilecek. Irak yenilse bile, Arap muhayyilesinde efsaneleşecek mücadelesi Arap ülkelerinin kendilerini yeniden tanımlamalarına ve yeniden yapılanma sürecini bizzat kendilerinin başlatmalarına yol açacak.
Araplar Vietnamlılaşıyorlarsa bunu Bağdat savaşında göreceğiz. Bu durumda Amerika'nın yapacağı en önemli şeyse, bu belki de çok kanlı geçecek kent savaşında sivil öldürmemek için şimdikinden çok daha dikkatli olmak. Zira ne dünya ne de kendi kamuoyu bunu kaldırabilir.