Bitmemiş ulus-devlet (2)

Özgürlüğün artmasını, evrenselliği ve her şartta barışı savunanlarla, ulusal kimliğe, güce ve düzene öncelik verenler bir toplumda hep olacak ve aralarındaki mücadele bitmeyecek.

Özgürlüğün artmasını, evrenselliği ve her şartta barışı savunanlarla, ulusal kimliğe, güce ve düzene öncelik verenler bir toplumda hep olacak ve aralarındaki mücadele bitmeyecek. Hobbes'un devlete benzettiği, Tevrat'ta deniz yılanı olarak geçen Leviathan nasıl 'özgürlükçüler'in düşmanıysa, çok daha az bilinen ve yine Tevrat'ta geçen bir canavar olan Behemoth da asayişsizliği temsil ettiğinden, devletin ve düzen yanlılarının düşmanı. Hobbes'a göre toplumlar bu iki canavarın kapıştıkları bir ortamda yaşamaya çalışmaktalar.
Doğru, demokrasi kendine uygun kurallardan oluşan bir düzende özgürlüklerin gelişmesine imkân veriyor. Ama bu, zaman alan bir süreç. Sürecin denge ve istikrar içinde olması da acı olayların vukuunu azaltıyor.
Demokrasi sadece ulus-devlet zemininde oluşturulabiliyor. Tarih olarak gecikmiş ve bir deha tarafından da olsa mecburen yukardan aşağı kurulmuş bizim ulus-devletin malzemesi dahi, örneğin, Japonya ile karşılaştırıldığında, ayrıca elverişsizdi.
Bizden çok önce ulus-devlet sürecini tamamlayan Batı Avrupa, II. Dünya Savaşı'ndan sonra girdiği bütünleşme sürecinde bazı 'postmodern' özellikler göstermeye başladı. Ama ne AB bir ulus-üstü kuruluş haline geldi ne de üye ülkeler ulus-devletlerini terk ettiler.
Bizde bir kısım eski solcu/yeni liberal aydın ve köşe yazarı, AB üyelik hedefimizden yararlanarak, Türkiye'nin moderniteye geç girmesi sonucu ulus-devlet çerçevesinde hâlâ tam çözümleyemediği etnik ve dini sorunlarını, postmodern yöntemlerle yani çok zayıf bir sosyoekonomik yapı üstünde en geniş özgürlük ortamını yaratarak çözümlenmesini savunmaya başladılar. Bunlar ayrıca Soğuk Savaş'ın bittiği gerekçesiyle Kıbrıs ve Ege sorunlarının da çözümlenmesi için, çoğu tek yanlı ödünler vermemizi istiyorlar.
Kendisi henüz postmodern olmaktan uzak olan AB, bu 'aydınlar'dan esinlenerek, muhtemelen Türkiye'deki muhafazakâr güçlerin itirazınını tahrik edip üyeliğimizin reddine yol açacağı umuduyla, postmodern unsurlar taşıyan bazı önşartları, AB üyeliği için ileri sürüyor. Gayriresmi ağızlardan da devletin kurucu ilkesi olan Kemalizm'i bırakmamızı hatta etnik konuda Sevr'e dönmemizi öneriyor.
Oysa modernite artığı sorunlar postmodern yöntemlerle çözümlenemiyor. Ulusdevlet ise dış politikada çıkarını korumadan edemiyor. Onun için bu çabalara bir yazımda 'boşuna' dedim. Ama artık yarattığı şiddete yatkın kutuplaşma dolayısıyla da tehlikeli buluyorum.
Bilindiği gibi, Türkiye muasır medeniyete ulaşmak için uzun bir süre Batı kurum ve değerlerini aldı. Japonya'nın aksine, ekonomik kalkınma geri kalmış ülke demokrasinin popülizmine takıldığından çok daha yavaş geldi. Bu durum, aydınların zihninde yeterli ekonomik kalkınma olmadan da tam bir demokrasi kurulabileceği zannını yarattı. Oysa kişi başına mesela 10 bin dolarlık bir ekonomide bu siyasi sınıf, bu partiler ve bu yönetici kadrolar ortaya çıkar mı? Ayrılıkçılık silaha, dini inanç türban sembolüne ihtiyaç duyar mı? Ya da ne kadar duyar?
MGK'ya da bu açıdan bakmak lazım. Radikal'in yayımladığı gizli genelge, Anayasa'da ve MGK Yasası'nda sayılan devletin kurucu ilkelerinden farklı bir amaca dönük değil. Tamamlanmamış ulus-devletin ürettiği siyasi iktidarlar yerine, ordu öncülüğünde bu ilkelere dönük tehditlerle mücadeleyi öngörüyor. 'Bu demokratik mi' sorusu, derin varoluşçu endişeler karşısında, ne yazık ki fanteziden ileri gidemiyor.
MGK'nın yani 'devletin millete karşı operasyon yaptığı' iddiası insafsız. Eskiden propaganda denen savaş tarzı şimdi 'psikolojik' oldu. Bırakalım şu anda maruz kaldığımız psikolojik harekâtları, 1980'lerin başında İran devrim ihraç ederken ve 1985'lerden sonra birçok Batılı çevre PKK terörizmini desteklerken, Türkiye savunmasız mı kalsaydı? 'Devlet millete karşı' genellemesine benzer şekilde, bu çevreler de PKK ile mücadele konusunda 'Türkler, Kürtleri katlediyor' diyorlardı. Haklı mıydılar?
Bu savaşı Batılılar başta tüm ülkeler yapıyor. Ve gizli yapıyor. Bizde sivil de olsa yapılacak. Ve maalesef gizli olmaya devam edecek.