Bizimkilerle onlarınkiler

Kıbrıs Rum toplumu inanılmazı başardı ve Papadopulos'u başkan seçti. Oysa Klerides çok başarılıydı. 10 yıl içinde Rumları tüm hedeflerine ulaşmanın eşiğine getirmişti.

Kıbrıs Rum toplumu inanılmazı başardı ve Papadopulos'u başkan seçti. Oysa Klerides çok başarılıydı. 10 yıl içinde Rumları tüm hedeflerine ulaşmanın eşiğine getirmişti. Annan paketi ne kadar düzeltilirse düzeltilsin, AB'ye girmiş bir Kıbrıs'ta yer alacak Türklerin siyasi varlığının yok edilmesi için Rumlara kaçırılmaması gerken bir tarihi fırsat vermişti. Öte yandan sorun çözümlenemezse, Türkiye'nin AB hedefi zaten üye olacak Rumların elinde rehin kalıyordu.
Rum toplumu bunları tepti. Helenizm adına sivil Türk katletmiş, Ortodoks dayanışması adına Miloşeviç'in kirli paralarını aklamış, milliyetçilik adına adanın tümünü istediğinden Annan paketinin sağladığı azamiyi de kendisine kaybettirecek birini başına getirdi. Rum-Yunan siyasi kültürü, tarihlerinin çok kritik bir aşamasında Papadopulos'u üretmek gibi bir yazgı hatası yapma yeteneğine sahip olduğunu gösterdi.
Yunan milliyetçiliği Osmanlı'da Ortodoks dininin içinde doğdu ve yeşerdi. Din, milliyetçiliği şekillendirdi. 1820 Patra isyanıyla birlikte Avrupa'dan gelen gönüllüler, hayallerinde oluşturdukları Helenlerle isyancı Rumlar arasında ilişki olmadığını görünce umutsuzluğa düştüler. Rumlar da Helen olarak algılanmazlarsa Avrupa'nın kendilerini desteklemeyeceğini anladılar. Sonunda Helenliği yüzeysel hatta sahte, Ortodoksluğu güçlü ama derinde yatan bir kimlik alaşımı ortaya çıktı. Yunanlı, olmadığı gibi görünmeyi, Helen kimliğini giyinirken öğrendi. Kendi lehine propaganda yeteneği böyle görünmeye çalışırken gelişti. O sırada olmadığı Helenmiş gibi görünmek için Osmanlı-Türk kimliğini kendisinden farklı yani barbar, geri ve tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterdi. Kendisi uygar ve Batılı görünmek için Türk'ü kötüleme propagandası da böyle gelişti. Ama Yunanlı uzun süre temelde gerçek kimliğiyle yani Ortodoks Bizans Rum'u olarak kaldı.
Bu Ortodoks ve Helenizm karışımı kimlik hem din hem de milliyetçiliği içi içe soktuğundan son derece güçlü bir nitelik taşıyor. Din, milliyetçiliğin günahlarını denetleyen otonom bir zihni ve vicdani merci olamıyor. Siyasi anlamda düşman olan Türk'e, hem milliyetçiliğin, hem de dinin düşmanı olarak insanlık dışı bir imaj atfediliyor. Rum böylece, Türk'ü sadece dünyevi değil, ilahi düzlemde de düşman saydığından, şeytani bir güç gibi görüyor. Bu düşmanla mücadele de siyasi değil, Ortodoksluğu, Helenizmi ya da 'insanlığı' kurtarma gibi metafizik ve kozmik amaçlar taşıyor. Bu açıdan Kazancakis'in 'Greko'ya Mektuplar' adlı otobiyografisi ilginç bir belge.
Papadopulos, bu tarihin bir tür refleksi olarak siyaset sahnesine itildi. Kendisi aşırı sağ olduğu halde, Denktaş muhaliflerinin dostu olan komünist AKEL tarafından desteklenerek iktidara geldi. Amacı herhalde kutsal Helen toprağı olan Kıbrıs'ı Türklerle paylaşmak ve Türkiye'yi AB üyesi yapmak değil.
Buna karşılık bizde din milliyetçiliği kucaklayarak etnik ayrılıkları aşan bir işleve sahip değil. Atatürk milliyetçiliği laik, hatta başlangıçta reformlar nedeniyle sosyolojik anlamda dinle çatışmaya girmiş. Atatürk dışı milliyetçilik de dinle tam bağdaşamıyor.
Yunanistan'da Batılılaşma Batı uygarlığının Grek temeline dönüş olduğundan nispeten daha kolay. Bizdeyse uygarlık değiştirmek gibi algılandığından çok daha zor. Bu süreçte ortaya çıkan Türk sol ve liberal aydını hem dinden, hem milliyetçilikten kopuk. Yunan aydını gibi Ordodoksluktan kurtulsa onu tutacak bir Hellenizm netine sahip değil.
Bizdeki bu aydın tipi AB üyeliğini hayata tutunabileceği belki de tek kimlik dalı olarak görüyor. AB üyeliğine engel Kıbrıs sorununun çözümünü de Atatürk ya da onun deyişiyle devlet milliyetçiliğinin engellediğine inanıyor. Kendini devlet tarafından ezilmiş sayan bazı dindar çevrelerle birlikte, Kıbrıs'ta ulusal çıkarlar dışında bir çözümü savunabiliyor. Her ikisi de öylesine kendi dertlerine dönükler ki, Rumların hâlâ laikleşememiş, gücü ilkelliğinden kaynaklanan milliyetçiliğinin farkında değiller. Olmayanı var, olanı yok gösteren Helenist propagandanın büyüsüne kapılmışlar.
Bunlar Papadopulos'u bile destekleyebilirler.