Çıkış yolu var mı? (3)

Toplumu psikolojik açıdan gerilemiş durumdan mutlaka çıkarmak gerekiyor. Yoksa giderek 27 Mayıs veya 12 Eylül öncesine benzer bir şiddet sarmalına girme tehlikesi var.

Toplumu psikolojik açıdan gerilemiş durumdan mutlaka çıkarmak gerekiyor. Yoksa giderek 27 Mayıs veya 12 Eylül öncesine benzer bir şiddet sarmalına girme tehlikesi var.
Toplumsal gerileme, AKP yönetiminin ve onu destekleyen eski sol/yeni liberal aydınların görüşlerinin yarattığı ortamda oluyor. Öte yandan bu iki grubun kendilerinin de esasen gerilemiş olmalarının bu durumda payı var.
'Aydınlar' askeri yönetimler sırasında devlet tarafından ezildikleri ve millet tarafından 'terk edildikleri' için geçirdikleri travmaya saplandılar. Ruhen genç hatta çocuk yaşlarında kalmış bu grup, görüntünün aksine, Türkiye'nin en gerilemiş grubunu oluşturuyor.
Karikatürleştirdikleri bir aşırı ve ham milliyetçi türü, kendilerine rakip olarak alıyorlar ve onlara karşı demokrat, entelektüel, barışçı, iyi, dürüst, ahlaklı, kısaca üstün olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Bu tavır gerilemelerinin derinliğini ve üstünlük duygularının sanallığını gösteriyor. Fazladan tüm makul milliyetçileri de öfkelendiriyor.
Öte yandan siyasi İslam, Türkiye'deki en gerilemiş siyasi akımı oluşturuyor. Osmanlı'nın yıkılışından sorumlu tutulan ve uluslaşma süreci dışına itilen dini çevreler hâlâ Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine ve modernleşme felsefesine karşı çıkıyor ve kendi altın çağları olan asrı saadete sığınıyor. Son olarak Danıştay baskınında görüldüğü gibi, bu grubun gençleri de şiddet sarmalına giriyor.
'Aydınlar' ile AKP'nin ortak yönü, toplumun diğer kesimlerinin paylaştığı Cumhuriyet kimliğini sarsan 'stresleri' stres olarak algılamamaları. Her ikisi de AB üyeliği için itilip-kakılmaya, cezalandırılmaya, 2. sınıf üyeliğe razı. Artık paranoya niteliği kazanan devlet korkularının, ancak AB içinde giderileceğine inanıyor.
AB üyeliğini engellemesin diye Kıbrıs sorununda daha da fedakârlık yapacakları izlenimi veriyorlar.
Her iki grup da, Kürt 'sorununun' Cumhuriyet'in kimliğinden yapılacak fedakârlıklarla çözümünden yana.
Fazladan 'aydınlar', Ermeni soykırımının yapıldığını, tarihle yüzleşerek bu gerçeği kabul etmemiz gerektiğini bastırıyor.
Nihayet AKP pre-modern, 'aydınlar' post-modern bir yaklaşımla Cumhuriyet'in modern laikliğine karşılar.
'Aydınlar' ve AKP, tüm bu konuların demokrasi içinde tartışılması ve uzlaşmaya varılmasını mümkün, hatta tercihe şayan buluyorlar. Buna mukabil toplumun diğer kesimleri, bu konuları Cumhuriyet'in temel kimliği olarak tartışılamaz görüyorlar.
Bu çıkmazın bizi soktuğu gerilemenin yarattığı şiddet sarmalından kurtulmak için, 'aydınlar' ve Sn. Erdoğan milliyetçiliğe yanaşmaya çabalıyor. İlk grup 'Biz (de) ülkemizi seviyoruz' demek zorunda kalmaktan haklı olarak sıkıntı duyuyor. Sn. Erdoğan 'millete hizmeti' milliyetçilik olarak sunarken, sosyalistlerin de ülkelerine hizmet ettiklerini unutuyor.
Milliyetçilik, bazı aydınların sandığı gibi, 19. yüzyılda ortaya çıkmış, yarın yok olacak bir siyasi ideoloji değil. Milliyetçilik, tarihin başından bu yan klanlarda, aşiretlerde, şehir devletlerinde, imparatorluklarda ve nihayet ulus-devlette, kişilerin içinde yaşadıkları gruba ve onun siyasi örgütüne (devlete) duydukları sadakat ve aidiyet duygusunun bugünkü adı. Varlığı tehdit altındayken, hayatları pahasına grubu savunma azmi. Yani toplumun bekası için vazgeçilmez içgüdüsel güç.
Bu yönü geçmişte tahribata uğramış olan 'aydınlar' ile yönetimdeki siyasi İslam'ın toplumu soktukları gerilemeyi daha da derinleştirmeleri ihtimali var. Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması bu tehlikeli gidişi hızlandırabilir. Bu açıdan seçimlerin sonunda bir koalisyon kurulması bile yetersiz kalabilir.
Bizi bu durumdan kurtarmak için, politikacıların siyaset psikolojisi bilmeleri gerekmez. Ama siyasi sezgi sahibi bilgelik şart. Türkiye'de bu vasıflara sahip bir kişi var: Sn. Süleyman Demirel. Toplumun girdiği büyük girdaptan kurtulabilmesi için, Demirel'in önerdiği gibi, büyük bir siyasi değişim projesi lazım.
Bu söylediklerimin benim kötümserliğimden kaynaklanmış olması için Allah'a dua ediyorum.