Çıplak gerçekler

29 Nisan mitinginin yapılmasına karşıydım. 14 Nisan ile kazanılanın kaybedilmesinden korkuyordum. Korktuğumun tam tersi oldu. Laik Türk kadınlarını kutlarım.

29 Nisan mitinginin yapılmasına karşıydım. 14 Nisan ile kazanılanın kaybedilmesinden korkuyordum. Korktuğumun tam tersi oldu. Laik Türk kadınlarını kutlarım.
Türkiye'deki krizin altında rejime ilişkin ihtilaf yatıyor. AKP'nin Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri olan laikliği ve tekilliği tahrip ettiğini söyleyenlerle, bu ilkelere önem vermeyip AKP iktidarını savunanlar arasında bir ihtilaf bu.
367'ye ilişkin yorumlar arasındaki fark, gerçek anlamda hukuki nitelikte değil. Hukuk, Cumhuriyet'e sahip çıkanlarla AKP'nin din ağırlıklı iktidarını destekleyenler arasındaki siyasi mücadeleyi kamufle etmekte kullanılıyor.
Laikliğin tehlikeye düştüğünü söyleyenlere karşı, TSK muhtırası nedeniyle asıl demokrasinin tehlikeye düştüğünü çığıran mugalatacılar, demokrasiyi değil, AKP iktidarını savunuyorlar.
Sn. Erdoğan cumhurbaşkanlığı sürecini olabilecek en kötü biçimde yönetti. Yaşlı ve temsil sorunu olan bir Meclis'in rejim sorunu yaratacak bir cumhurbaşkanını seçemeyeceği kendisine defalarca söylendi.
Ama gözü cumhurbaşkanı olmaktan başka bir şey görmediğinden, aylarca herkesi oyaladı. Sonunda da parti içi kontrolü Sn. Arınç'a kaybederek, Sn. Gül'ü ileri sürmek zorunda kaldı. Muhtıra ile birlikte çok daha karmaşık hale gelen bu süreci, Sn. Erdoğan'ın başarıya ulaştırması imkânsız denecek kadar zor.
Sn. Gül, Sn. Arınç tarafından, AKP'nin Milli Görüş çekirdeğinden geldiği ve bunun tek nişanesi olarak eşinin türbanlı oluşu dolayısıyla cumhurbaşkanlığına 'itilmiş' olmasaydı, bu gerilim düşebilirdi.
Şimdi Anayasa Mahkemesi 367'yi toplantı nisabı olarak saptarsa, uzlaşarak cumhurbaşkanı seçme mecburiyeti hasıl olacak. Buna karşı tek bir milletvekilinin bile 'borsa' yoluyla taraf değiştirmesi, cumhurbaşkanı seçimini gayrimeşru hale getirecek.
Artık bu krizden çıkış için, hemen genel seçimlere gidip, cumhurbaşkanının yeni Meclis tarafından seçilmesini sağlamaktan başka çare yok.
Bu arada demokrasimizin büyük eksiklerinin giderilmesi, krizden çıkışı kolaylaştırabilir. Parti başkanlarının milletvekillerini seçmeleri önlenebilirse parti içi uzlaşı gelişebilir, bu da partiler arası uzlaşıyı geliştirerek ileride bu tür krizleri önleyebilir. Dokunulmazlıkların kısıtlanması ve siyasetin finansmanının denetlenmesi yani yolsuzlukla elde edilen fonların varoşlara oy karşılığı sadaka-rüşvet diye dağıtılmasının yasaklanması, demokrasiyi sağlığına kavuşturabilir. Yoksa genel seçimler de gayrimeşru olur.
Böyle yapmayıp, 'Nasılsa dış destek bizim arkamızda' diye kahramanlık taslanırsa, ilk tahribatı ekonomi görür. Bu da herhalde öncelikle hükümetin sorunu olur.
Amerika ve AB demokrasiyi savunma adına aslında AKP'yi destekliyor. Onlar için laik Türk demokrasisi o kadar önemli değil. Cumhuriyetçi güçlere karşı kendilerine sığınan AKP'nin dış politikadaki tavizkâr tutumundan yararlanmayı sürdürmek istiyorlar. Bu tavırları Türkiye'yi kendilerinden saymadıklarını gösteriyor. AKP'nin böyle bir dış desteğe fazla güvenmemesi akıllıca olur.
14 ve 29 Nisan mitingleri Türk halkının demokratik düzeyini dünyaya gösterdi. Türkiye'nin kimseden demokrasi dersi almaya ihtiyacı yok. Amerikan dışişleri yetkilileri bize milliyetçiliği öğretemez. Bugüne kadar laikliği destekleyen bir çift laf etmeyen Amerika'nın ve özellikle de AB'nin, şimdi demokrasiyle laikliği dengeleyen uyarılarda bulunmalarının inanılırlığı kalmadı.
Demokrasinin Anayasa ve yasalarda mekanik usul kuralları var. Bunlara uyarsanız demokrasi oluyor.
Bir zihniyet meselesi olan laiklik ise çok sayıda uygulamalardan oluşuyor. Anayasa'nın değiştirilemez bu ilkesini ihlâl eden söylemleri ve uygulamalarıyla rejimin karakterini ağır ağır değiştirenlere karşı, 'Seçime git, kazan ve bu gidişi durdur' diyemezsiniz. Zira Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri siyaset ve seçim üstüdür. O zaman geriye, mitingler, muhtıralar ve mahkeme kararlarıyla parti kapatmalar kalıyor.
Sorun toplumun sosyolojik çeşitlenmesi filan değil. Sorun 'politolojik': Cumhuriyet'in kimliği değiştirilemez. Nokta!