Doğru anlamak için

Ruhat Mengi'nin Diyanet İşleri Başkanı Sn. Bardakoğlu ile türban konusunda bir televizyon kanalında yaptığı mülakatla ilgili olarak 20 Şubat tarihinde bir yazı yazmıştım.

Ruhat Mengi'nin Diyanet İşleri Başkanı Sn. Bardakoğlu ile türban konusunda bir televizyon kanalında yaptığı mülakatla ilgili olarak 20 Şubat tarihinde bir yazı yazmıştım. Sn. Bardakoğlu yazımda görüşlerinin tam yansıtılmadığını söyledi ve geçmiş mülakatlarından bazılarını göndermek lütfunda bulundu.
Bunlardan edindiğim izlenimleri, bir köşe yazısının doğal sınırlamaları içinde, anlatmaya çalışacağım.
Sn. Bardakoğlu önce türbanı örtünmeden ayırıyor (Nuriye Akman, Zaman, 27.10.2003). Daha sonra yaptığı açıklamalarda türbana ayrıca atıfta bulunmadan 'başörtüsü' demeyi tercih ediyor.
Sn. Bardakoğlu, başörtüsünün dini bir konu olduğunu söylüyor ve Din İşleri Yüksek Konseyi'nin 1980'de 'Başörtüsü dinin gereğidir. Örtme şekli
örfe ve âdete göre değişebilir' yorumuna atıfta bulunuyor. Kamu alanında başörtüsü kullanımını sınırlanmanın ise, laiklik ilkesi çerçevesinde, dine değil, yasama ve yargıya ait olduğunu ifade ediyor.
Başörtüsünün 14 yüzyıllık tarih ve gelenek ile Peygamberin sünnetine dayandığını sıkça tekrarlıyor. Ancak başörtüsü kullanmayan için, bunun bir tercih olduğunu; bu nedenle Müslüman olmaktan çıkmayacağını vurguluyor; önemli olanın inanmak ve İslam'ı kabul etmek olduğunu belirtiyor.
Diyanet'in 'İslam'ın içindeki her türlü farklı inanış, dini hayat tarzı, tutum ve davranışlara karşı eşit mesafede' bulunduğunu.. ortak paydada bütünleşmeye ve toplumsal huzuru temine yönelik hizmet' sunduğunu söylüyor.
Başkanın bu yaklaşımı, türbanı toplumu kutuplaştıran bir sorun olmaktan çıkarmayı ve farklı inanç ve davranışa sahip kesimlerin birbirlerine saygı içinde yaşamalarını sağlamayı amaçlıyor.
Buna rağmen türban sorun olmaya devam ediyor.
Başörtüsünün dini gereklilik olduğu konusunda fazla bir tartışma yok. Hatta başörtüsünden çok daha kapalı olan çarşafı 'gericilik' sayanlar dahi kabullenmiş durumda. Peki son 30 yılın bir yeniliği olan türban neden farklı görülüyor?
Sorun, sadece, tek saç telinin dahi görünmesini yasaklayan türban anlayışının ne Kuran'da ne de sünnette bulunmayışıyla yani dinin örtünme gereğinin dışına çıkmasıyla ilgili değil. Sorun, türbanın Selefi akımın yani bir siyasi ideolojinin sembolü sayılmasından kaynaklanıyor. Türbanı, siyasi nitelikte görenler, Diyanet'in türbanı başörtüsü kavramı altına sokmasına itiraz ediyor ve kullanımını kamu alanında yasaklamaya çalışıyor.
Selefi ideoloji, içinden çıktığı Müslüman toplumu cahiliye diye tekfir ediyor; ondan hicretle ayrılmayı, güçlendikten sonra da yapacağı devrimci mücadeleyle 'dar-ul harp' dediği bu toprağa hâkim olmayı; Peygamberi izleyen iki kuşağın yaşadığı 'asr-ı saadeti' bugünün dünyasında gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Türban bu modernite karşıtı siyasi mücadelenin sembolü niteliğinden çıkarılabilse, mesele kalmayacak.
Sn. Bardakoğlu'nun dediği gibi 'Din ve siyaseti özdeş sayar da dinden bir siyaset üretirsek, bu sefer içinde bulunduğumuz topluma özgü bir
din üretmiş oluruz. Din siyaset ile özdeşleşemez' (Derya Sazak, Milliyet, 2.1.2004).
Sn. Bardakoğlu Nuriye Akman'a 'Biz dindarlığımızı çok şekle, formaliteye boğduk. Deruni, ahlaki dindarlık yapamadık' diyor. Mehtap Gökdemir'e 'Kadın örtünmeyi bir dini gereklilik olarak görür ki o da bir şekildir' dedikten sonra, 'Modern Müslümanlık... bu çağda yaşadığının farkında ol(mak) ve bu çağın ulaştığı birikimi, değerleri.. göz ardı etme(mektir) diye ekliyor. 'Bunun zıddı nedir' sorusuna, 'Kitapların sayfaları arasında kaybolmuş, tarihin belli bir coğrafyasında yaşayan ve kendini o döneme kilitlemiş insan tipi(dir) cevabını veriyor (1.1.2004, H. O. Tercüman).
16.10 2003 günü basının Ankara temsilcileriyle yaptığı bir toplantıda, "...ben bu tip gerilimlerin din anlayışımızın yenilenmesiyle, dindarlığımızın modernleşmesiyle, modernlik anlayışımızın şekilcilikten kurtulmasıyla, karşılıklı güvenin oluşmasıyla, dini hassasiyetlerin artık manipüle edilebilir... olmaktan çıkmasıyla... çözülebileceğine inanıyorum" diyor.
Sn. Bardakoğlu bu sözlerini daha yoğun işlemeli. Zira çözüm bu sözlerde.