Ekonomistin çıkmazı

Fatih Özatay, 1 Mart tarihli 'Ekonomik Çıkmaz' başlıklı yazımı, 4 ve 5 Mart tarihlerinde cevaplamış. Yazılarından ekonomi bilgisi mi, polemik yapma yeteneği mi daha yüksek, pek anlaşılmıyor.

Fatih Özatay, 1 Mart tarihli 'Ekonomik Çıkmaz' başlıklı yazımı, 4 ve 5 Mart tarihlerinde cevaplamış. Yazılarından ekonomi bilgisi mi, polemik yapma yeteneği mi daha yüksek, pek anlaşılmıyor.
Enflasyon 2005'in üstünde; cari açık GSMH'nın yüzde 8'ini geçiyor; kamunun piyasaya borçları GSMH'dan daha hızlı artıyor; işsizlik kriz öncesinin üstünde; gerçek faizler (piyasa ve MB) 2005 düzeyinde; mali disiplin bozuluyor; büyüme ise yüzde 5'e düşüyor.
Yani 2001 krizinden bu yana 6 yıl geçti, ekonominin makro dengeleri hâlâ oturmadı. Bu bir istikrar programının tamamlanması için gerekli süreden iyice uzun. Bu durumda izlenen politikada yanlışlar olabileceğinden endişelenmemek için yüksek ekonomik formasyona sahip olmak mı gerekiyor?
2006 Mayıs-Haziran sarsıntısından sonra MB'nin reel faizleri 2001 düzeyine yükseltmesi belki de aşırı bir tepkiydi. Bu tutumu açıklamak için, MB Başkanı'nın seçimindeki aksaklığın yarattığı beklenti bozulmasıyla, bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaratabileceği siyasi riskin telafi edilmesi gereği gösterildi. Sonuçta dünyanın en yüksek gerçek faiz veren ülkesi olduk.
'Cumhurbaşkanlığı gibi tümüyle siyasi bir sorunun riskini bertaraf edecek bir faiz yükseltmesi yapmak MB'nin görevi içine girer mi? MB'nin siyasi riske tekabül eden faiz düzeyini hesaplamakta özel bir uzmanlığı mı var? Yoksa MB hükümeti bu konuda uyardıktan sonra, sadece ekonomik koşulların gerektirdiği faiz artırımını yapmakla mı yetinmeliydi' soruları akla geliyor.
Aslında MB'nin faiz yükseltmesi, mayıs-haziran sarsıntısıyla bozulan beklentileri düzeltmenin ötesine geçti. Böylece düşük kur-yüksek faiz politikasının sıcak fonları çekmeye dayalı bir 'büyüme modeli' olduğu anlaşıldı.
Bu büyüme modeli makro istikrarın kaderini, ne zaman ne yapacağı belli olmayan küresel finans akımlarına bağlamakla kalmıyor. Sıcak para girişleri ve özel sektör döviz borçlanmaları, muhtemelen, para arzı ile iç talebi, dolayısıyla da enflasyonu olumsuz etkiliyor. Ama daha da önemlisi bu model, cari açığa ilişkin iç çelişkileri dolayısıyla, Dünya Bankası, Türkiye ekonomisti Chaves'in AB üyeliğimiz için öngördüğü yıllık yüzde 8-10'luk büyümeyi gerçekleştirmekten çok uzak görünüyor.
Özatay, diğer bazı büyük ekonomistler gibi, mikro reformlarla desteklenmesi halinde, bu modelin zamanla evrilerek sürdürülebilir olacağını sanıyor. Yani 'düşük kur baskısı hep sürecek'; ama bu durumun rekabet gücümüzü azaltması, mikro reformla giderilecek. Bu modelde büyüme iç talebe dayandığından, neden olduğu büyük cari açığı ihracat artışıyla kapatma yeteneğine sahip olmadığı ise düşünülmeyecek.
Bu politika, dünya ekonomisi ve siyasetindeki büyük ve tehlikeli belirsizlikler nedeniyle, kısa vadede, örneğin 2007'de, çok vahim bir krize yol açabilecek. Mikro reformların büyük çoğunlukla orta-uzun vadede görülecek olumlu etkileri bu krizi önleyemeyebilecek.
Kaldı ki aşırı değerli YTL kuru yüzünden kayıt dışı gibi mikro reformları yapmak çok zor. Özatay'ın mikro reform paketi dediğiyse, çok daha kapsamlı toplam faktör verimliliği (TFV) yaklaşımının çok mütevazı bir kısmını oluşturuyor.
Kısaca kimse 'Mikro reform yapma' demiyor. Mikro reformun bugünkü politikanın tehlikelerini bertaraf edemeyeceği anlatılmaya çalışılıyor. Bu politikayı tek yol olarak savunanların, yarın büyük bir kriz çıkması halinde, 'Mikro reformlar uygulanmadı' bahanesiyle sorumluluktan kurtulamayacakları söyleniyor.
Siyasi iktidarlar enflasyonu düşürmek için gerekli sert önlemleri almak istemediğinden, 'istikrar' programını fon girişlerinin imkân verdiği hızlı büyütmeyle birlikte uygularsa, şimdiki gibi, makro ekonomik dengeleri oturtamaz.
Neo-liberal ekonomistlerse, sıcak fon akışını, bir sistemik sorundan ziyade, küresel bir olgu olarak kabul edip alabildiğine yararlanmaktan yanalar.
İki taraf aynı zeminde birleşince, Japonların dediği gibi, 'sistemik sorun' 'yönetim sorununa' dönüşebilir ve ekonomi ilk ciddi krizde yıkılabilir.