Es geçilenler

Sayın Erdoğan ve hükümetin karar vermesi lazım, Türkiye'ye giriş müzakereleri için takvim verilmemişken ve AB üyeliğimiz belirsizlikler içindeyken, Kıbrıs sorununun çözümlenerek Kıbrıs'ın AB üyesi olmasına ve Ege sorunlarının Lahey Adalet Divanı'na götürülmesine razılar mı?

Sayın Erdoğan ve hükümetin karar vermesi lazım, Türkiye'ye giriş müzakereleri için takvim verilmemişken ve AB üyeliğimiz belirsizlikler içindeyken, Kıbrıs sorununun çözümlenerek Kıbrıs'ın AB üyesi olmasına ve Ege sorunlarının Lahey Adalet Divanı'na götürülmesine razılar mı? Yani üyeliğimizi garantilemeden Kıbrıs ve Ege'de geriye dönüşü olmayan çözümleri kabul edebilirler mi?
Görüşlerini henüz kamuoyuna açıklamadılar.
Hepimiz biliyoruz ki, Sn. Denktaş 28 Şubat'a kadar yapacağı müzakerelerle Annan paketinde Kıbrıs Türkleri lehine ciddi değişiklikler sağlayamayabilir. Yani Annan paketini, Türkiye'nin uzun süre (belki de hiç) üye olamayacağı bir AB'de Kıbrıs Türklerinin siyasi varlığının korunmasını garanti edecek şekilde değiştirememesi olasılığı yüksek. Bu durumda Sn. Erdoğan, Sn. Denktaş'ın Annan paketini yine de imzalamasında ısrar edecek midir? Sn. Denktaş bu tarihi sorumluluğu yüklenmezse ve garantör ülke olarak Türkiye'nin veya Sn. Erdoğan'ın imzalamasını isterse, Sn. Erdoğan buna hazır mı?
Kaldı ki Kuzey Kıbrıs'ta sokaklara dökülenler Sn. Denktaş'a güvenmediklerine ve istifasını istediklerine göre, çözümü garantör ülke lideri Sn. Erdoğan'dan talep etmeleri daha doğru olmaz mı? Sn. Erdoğan bunu kabul eder mi?
Sn. Erdoğan bu sorulara olumlu cevaplar veremiyorsa, Sn. Denktaş'a 'Sorunu çöz' baskısına derhal son vermeli ve birlikte çözüm üretmek için çalışmaya başlamalı.
İlk adım, son Kopenhag zirvesinde Güney Kıbrıs'ın üye olarak kabul edilmesi sonucu kaybettiğimiz müzakere pozisyonunu güçlendirmek olmalı. Yoksa Kıbrıs Rumlarının Sn. Denktaş'la Annan paketini müzakere etmeleri için ciddi bir nedenleri kalmadı.
Kıbrıs Rumlarının 1991 yılında AB üyeliğine başvurmaları ve 1993'te adaylık başvurularının AB Komisyonu'nca kabul edilmesinden bu yana, Türkiye kendi rızası olmadan Kıbrıs'ın AB üyesi olamayacağını söyledi ve aksi halde AB'nin hukuk ihlali yapmış olacağını vurguladı. AB bu itirazlara aldırmadan Güney Kıbrıs'ı üye yapacağını son zirve kararıyla gösterdi.
Türkiye'nin tezi halen yürürlükte olan Garanti Antlaşması'nın 1. maddesine dayanıyor. Buna göre Kıbrıs '... herhangi bir devletle, kısmen veya tümüyle, bir siyasi ve ekonomik birliğe katılamaz.' 2. maddenin 2. fıkrasına göre de, Garantör ülkeler olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, 'Kıbrıs'ın herhangi bir devletle birliğini sağlamak.. için yapılacak dolaylı veya doğrudan faaliyetleri engeleyeceklerdir.'
Oysa Güney Kıbrıs, Nisan 2003'te AB üyesi devletlerle 'siyasi ve ekonomik birlik' amacıyla giriş anlaşmasını imzalayacak. Garantör ülkeler olan Yunanistan ve İngiltere, bunu engellemek bir yana, kendileri de aynı giriş anlaşmasını imzalayarak taahhütlerini bizzat ihlal edecekler. Giriş anlaşmasının devletlerarasında imzalanması (ve daha sonra parlamentolarınca onaylanması) AB üyeliği yoluyla Kıbrıs'ın bu devletlerle 'siyasi ve ekonomik' birlik yaptığını kanıtlıyor.
Türkiye, Güney Kıbrıs'ı tanımadığı için aleyhine hukuk yoluna gidemez. Garanti Antlaşması'na taraf olmayan AB üyesi ülkelerden veya hukuki şahsiyeti belirsiz olan AB'den de antlaşma taahhütlerine uymalarını isteyemez. Ama garantör diğer iki ülkeyi Lahey Uluslararası Adalet Divanı'na götürebilir. Garanti Antlaşması'nın açık hükümleri karşısında Yunanistan ve İngiltere'nin davayı kaybetmeleri ve AB genişlemesine ilişkin giriş anlaşmasına verdikleri imzanın Divan'ca geçersiz sayılması ihtimali çok yüksek. Bu, hukukun üstünlüğü ilkesi üzerine kurulduğu iddiasıyla böbürlenen AB'ye güzel bir hukuk dersi oluşturur.
Türkiye ile Ege sorunlarını Divan'da çözmek isteyen Yunanistan, Kıbrıs konusuna da aynı muamelenin yapılmasına itiraz edemez. Bu gerçeği Sn. Erdoğan'dan çok daha iyi bilen Simitis'in geçenlerde Garanti Antlaşması'nın feshedilmesini istemesi, endişesini teyit ediyor. Ama nafile, buna imkân yok.
Divan'a götürmekten amaç intikam değil, Kıbrıs'ta Annan paketinin müzakeresine imkân vermek olmalı. Sizi AB ile teslim aldığını sananı Divan'la teslim alarak...