Her şey iyi gitmiyor

'Bir şey yokmuş da bazıları ülkenin iyi yönde gidişinden rahatsız olduklarından TSK ile AKP'nin arasını açmaya çalışıyormuş' gibi davranmak aldatıcı olur.

'Bir şey yokmuş da bazıları ülkenin iyi yönde gidişinden rahatsız olduklarından TSK ile AKP'nin arasını açmaya çalışıyormuş' gibi davranmak aldatıcı olur. Sorun var. Bu sorun yeni değil. Bu sorunu çözemediğimizden demokrasimiz istikrar kazanamıyor.
Bir süredir TSK'ya karşı hücumlarda artış var. Bunların bir kısmı dış kaynaklı. Amerika Irak konusunda yeterince işbirliği yapılmamasından orduyu sorumlu tutuyor. AB, ordunun politika üzerindeki ağırlığını fazla buluyor. MGK'nın yapı ve işlevinin değişmesini istiyor. Kıbrıs ve 'Kürt sorunu'nda çözümsüzlük, AB üyeliğini istemeyen ordunun Kemalist tutumuna bağlanıyor.
Ülke içinde MGK Genel Sekreteri'nin geçmişteki bazı beyanları güncelleştirilerek bir süredir saldırı hedefi yapılıyor. Genelkurmay Başkanı'nı AKP'ye karşı zayıf bulanlar orduda sertlik yanlısı olanların sözcülüğünü yapıyor izlenimi veriyor. Başbakan'la arasındaki konuşma,
'genç subaylar'dan söz edildiği iddiasıyla tahrif ediliyor vb.
Bunlar, 'Milli Görüş'ü elbise çıkarır gibi bıraktığını iddia eden AKP hükümeti zamanında oluyor. Ancak bu hükümetin bazı söylem ve eylemleri geçmişten tam kopmadığı izlenimi veriyor. Şu ana kadar iktidar, Cumhuriyet'in sembolü olan iki bayramda yani 23 Nisan ve 19 Mayıs'ta birbirinden farklı iki olay yaratmayı becerdi. Başörtüsü sorunu her fırsatta su yüzüne çıkma potansiyeli taşıyor. 61 yaşında emeklilik tasarruftan ziyade kadrolaşmanın bir yolu olarak görüldü. Kadrolaşma TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığı'na dayandı. Hükümet, IMF ile hayati istikrar programını sarsma noktasında viraj aldı. Hükümetin Irak politikasını sadece acemilik değil, Türkiye'nin Batı'dan koparılması olarak da değerlendirenler var vb.
AKP'nin Türkiye'yi AB'ye sokma politikası, siyasi İslam'ın geçirdiği değişimden ziyade, AB'deki geniş özgürlükler ve liberal demokrasi vasıtasıyla laikliği sulandırarak, AKP'nin meşrebine uygun bir demokrasi kurmak niyetine bağlanıyor. 2. KOB'da yer alan 'cemaatların ibadet yeri açması' gibi talepler de bu bağlamda yorumlanıyor.
Bütün bu durum, bir yanda AKP ve destekçileri, diğer yanda ordu ve laik çevreler arasında tarihten gelen güvensizliklerin yeni şartlarda devam ettiğini gösteriyor. AİHM'nin Refah'ın kapatılması davasını teyit etmesi,
AB'nin, Türkiye'ye ve İslam'a özgü laikliğe saygılı olduğu konusunda yeterince ikna edici bulunmuyor.
Aslında sorunun süregelmesinde yapısal nedenler var. Çok genel bir ifadeyle, demokrasiye geçildiğinden bu yana Demokrat Parti'yi izleyerek iktidara gelen her orta sağ parti biraz daha dine bağlı olan, dinle siyaseti birbirinden ayırmakta biraz daha az özen gösteren kitleleri ve yöneticileri iktidara getirdi. Bunun nedenlerinin başında ekonomik kalkınmanın nüfus artışına yetişememesi ve sol ideolojinin gerilediği bir ortamda varoşlara yığılan kitlelerin dine ideoloji gibi bağlanması geliyor. Sosyolojik açıdan, bu kitleler modern sektörlerde çalıştıkça ve kentleştikçe kuşkusuz giderek sekülerleşecekler. Türban da bu çerçevede düşünülebilir. Ancak siyasi açıdan, bu amaca ulaşılıncaya kadar geçecek uzun zaman içinde, laikliğin yol kazasına uğramaması gerekiyor.
Bu şartlar altında AKP'nin çok dikkatli olmasından başka çare yok. 1985 yılında Sıhhiye'deki Hitit heykelini kaldırtmak isteyen milletvekillerine rahmetli Özal'ın dediği gibi, AKP de 'sembollerle uğraşmayı bırakıp iş yapmayı' yeğlemeli. Oysa türban gibi ihtilaflarda, başı sıkıştıkça, 'milli irade'ye yani aldığı oylara atıfta bulunuyor. Cumhuriyet devrimleri oyla yapılmadı. Devrimle geleni değiştirmeye kalkışmak, başlangıçtaki devrim şartlarına dönülmesine yol açar. Sosyal psikolojinin bu temel kuralını unutmanın tehlikeleri açık.
Laikliği de kapsayan 200 yıllık Batılılaşma reformları sırasında en çok travmaya uğrayan kitlelerin bugünkü kültürel uzantıları AKP'de toplanıyor. Travma geçirenler yeni travmalar geçirmek için gerekli şartları bizzat hazırlamak gibi bir bilinçaltı eğilime sahipler. Buna 'repetition compulsion' deniyor. AKP bu eğilimi mutlaka aşmalı.