İkinci aşama

Sn. Erdoğan sivil toplum (meslek) kuruluşlarıyla temaslarda bulundu. YÖK Rektörler Komitesi bildirisi çıktı. Cumhuriyet Başsavcısı bir panelde konuştu.

Sn. Erdoğan sivil toplum (meslek) kuruluşlarıyla temaslarda bulundu. YÖK Rektörler Komitesi bildirisi çıktı. Cumhuriyet Başsavcısı bir panelde konuştu.
Cumhurbaşkanı ve TSK da görüşlerini ya topluma doğrudan ya da MGK toplantısında açıklayabilir.
Bu faaliyetlerin sonunda ortaya tek bir talep çıkıyor: Cumhurbaşkanı uzlaşıyla seçilsin. Bunun anlamı Sn. Erdoğan veya onun izdüşümü olacak
bir kişi cumhurbaşkanı olmasın.
Buna karşılık, Sn. Erdoğan demokrasilerde uzlaşının oluşturulacağı yer olan parlamentoda CHP ve diğer partilerle temas etmiyor. AKP milletvekilleriyle yaptığı görüşmelerin gizli oyla cumhurbaşkanı seçilme ilkesini ihlal etmesine de aldırmıyor.
AKP'nin 4.5 yıllık iktidarı döneminde demokrasimizin gelişmesi için fazla bir şey yapılmadı. AB tam üyelik sürecinde Kopenhag Siyasi Kıstasları'nı yerine getirmek suretiyle önemli demokratik reformlar yapıldığı görüntüsü verildi. Oysa bu reformlar daha çok dini ve etnik azınlık haklarıyla sınırlı kaldı. Siyasetin finansmanı, dokunulmazlığın kısıtlanması, seçim yasası, partilerin kurumsallaşması ve parti içi demokrasinin geliştirilmesi doğrultusunda adımlar atılmadı. Yani AB sürecinin, Türkiye'nin hayati önemdeki sorunlarının çözümüne katkıda bulunmadığı, demokrasi alanında da ortaya çıktı.
AKP fazladan cumhurbaşkanı seçiminde demokrasimizi ileriye değil, geriye götürüyor. Rahmetli Özal uzlaşıyla seçilmedi. Ama o sırada demokrasi açısından önemli olan, uzun aradan sonra bir sivilin cumhurbaşkanı seçilmesiydi.
Sn. Demirel yarı uzlaşıyla seçildi. Onu seçen iki parti sağ ve sol akımların o sırada en büyük temsilcisiydi ve bunlar toplam oyların yarısını almışlardı.
Sn. Sezer tam bir uzlaşıyla seçildi.
Şimdi Sn. Erdoğan bu demokratik gelişme çizgisini bozuyor. Mekanik çoğunlukla seçilme imkânına sahip olduğundan uzlaşma aramıyor. Kendisinin 'atadığı' milletvekillerine kendisini seçtiriyor. Zaten seçilmesini riske atmamak için, genel seçimleri de öne almadı. Böylece cumhurbaşkanı seçilmesinde milli iradeyi de göz ardı edebileceğini gösterdi.
Cumhuriyet kurumları ve geniş kitleler açısından, Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte Türkiye'de cumhuriyet rejimi değişmiş olacak. Tabii bu değişimin sonuçları bir anda ortaya çıkmayacak. Önce cumhuriyetin kurucu ilkelerini savunan yüksek yargı ve YÖK etkisizleştirilecek. Ortada cumhuriyet kurumu olarak sadece ordu kalacak.
Türkiye bu gelişmeye neden tahammül edecek? Bu, yolsuzluklarını dokunulmazlıkla koruyan, yolsuzluklarıyla siyaseti finanse eden, yolsuzluklarıyla yoksul halka sadaka-rüşvet verip oy satın alan, genel seçimleri parti başkanının atadığını seçmekten ibaret olan, basını artan biçimde baskı altında tutan, kendi yapay basınını yaratan, yargısı giderek bağımsızlıktan uzaklaşan, devlet kadroları dini akideye göre doldurulan, demokrasi olduğu sadece parti sayısından anlaşılan bir siyasi rejimi yaşatmak için mi?
İşte bu tablonun gerçekleşmesine izin vermemek için başlayan mücadele, artık, demokrasinin mekanik kurallarını ihmal etmeye başlıyor. Bu, bugüne kadar yapılan uzlaşı çağrılarını dinlemeyen Sn. Erdoğan'a mücadelenin şeklinin değişmekte olduğunu yani ikinci aşamaya geçildiğini gösteriyor.
Evet, YÖK cumhurbaşkanı seçimine ilişkin hukuki bir yetkiye sahip değil. Rektörler tek tek veya grup halinde cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin görüşlerini açıklayabilirler. YÖK adı altında beyanda bulunamazlar. Ama bulundular.
367 toplantı nisabını hukuka veya teamüle aykırı bulanlar çoğunlukta olabilir. Ama bu ciddi bir engel niteliğini koruyacak.
Yarın cumhurbaşkanı dokunulmazlığının geriye işlemeyeceği ya da bir suçtan mahkûm olmanın yaratabileceği sonuçlar yargı yolunu açabilir.
Her gün bugünden akla gelmeyecek yeni birçok yıpratma imkânı ortaya çıkabilir.
Sonunda Sn. Erdoğan'a sadakat yemini eden Brütüs'lerin kendisini sırtından bıçaklamasına sıra gelebilir.
Bu, işin belki de tek hayırlı yanı, AKP yönetiminin Sn. Erdoğan'dan kurtulup, Sn. Gül'e geçmesi olacak. Tabii artık çok geç değilse...