İlerideki yanılgılar

Yeniden yapılan birinci tur da başarısızlıkla sonuçlandı ve yeni cumhurbaşkanı seçimi genel seçimlerin sonuna kaldı. Tabii bir de sırf gösteri olsun diye cumhurbaşkanını halka seçtirme girişimi var.

Yeniden yapılan birinci tur da başarısızlıkla sonuçlandı ve yeni cumhurbaşkanı seçimi genel seçimlerin sonuna kaldı. Tabii bir de sırf gösteri olsun diye cumhurbaşkanını halka seçtirme girişimi var. AKP'nin bundan önceki dâhiyane teşebbüsleri gibi bunun da başarısızlığa uğrayacağına kuşku yok.
Anayasa Mahkemesi'nin kararı dolayısıyla genel seçimler sonunda oluşacak yeni Meclis'in cumhurbaşkanı seçemeyeceği iddiasında bulunanların da ne kadar hata ettikleri yakında anlaşılacak. Bundan böyle herhangi bir parti, AKP gibi dayatmada bulunmaya kalkışırsa, kendi adayını cumhurbaşkanı seçtiremeyecek. Ama üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlanan makul bir adayı engellemeye kalktığı için seçimlerin yenilenmesine yol açacak bir partinin halktan kötek yemesi ihtimali, herkesi uzlaşmaya zorlayacak.
Bu seçimin tek bir konusu olacak: Cumhuriyet'in savunulması. Seçmenler genelde ekonomiden etkileniyor. Ama bir yandan 'Çılgın Türkler' ve 'Büyük Nutuk'un astronomik rakamlara varan satışları, öte yandan Cumhuriyet mitinglerinin cesameti bu kez farklı bir olayla karşılaştığımızı gösteriyor.
AKP, demokratik dönemde uygulanan popülist politikaların girdiği büyük krizden sonra uygulanan istikrar programının olumlu sonuçları alınmadan, 2002 Kasım'ında yapılan erken seçimlerde iktidara gelmişti. ANAP gibi, kendisine ait olmayan oyların gereğini yapıp, orta sağ bir kitle partisi
olması imkânı vardı. Bu tarihi fırsatı, türbandı, zinaydı, YÖK'tü, Rektör Yücel Aşkın'dı, İHL'ydi, dinci kadrolaşmaydı, Başbakanlık Müsteşarı'ydı, ulemaydı, laikliğin yeniden yorumuydu, Türk kimliğinin etnikleştirilmesiydi, Milli Görüşçü başı türbanlı cumhurbaşkanıydı diye diye heba etti.
AKP'nin bu aşamada değişme çabaları artık kimseyi aldatamaz.
AKP'ye karşı mücadeleyi Cumhuriyetçi sol CHP ile Cumhuriyetçi sağ MHP'nin yapacağı anlaşılıyor. DYP-ANAP'ın birleşmesinden oluşan Demokrat Parti'nin, geleneklerine uygun olarak, laiklik ve Kürt ayrılıkçılığına karşı ılımlı görüşlere sahip olması, bu mücadelede taraf
olmasına imkân vermeyecekmiş gibi görünüyor.
AKP bir yıl, hatta birkaç ay öncesine göre bu mücadeleye yıpranmış, yorulmuş ve yenilmiş biçimde giriyor. Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde izlediği ve büyük zekâ eseri olarak sunduğu strateji ve taktiklerin nasıl bir kargaşa yarattığı görüldü. Şimdi halkın bu beceriksizlikleri mağduriyet olarak algılamasından medet umuluyor.
2002'de AKP'ye giden emanet oyların bu seçimlerde MHP ve Demokrat Parti'ye geri dönmesi ve siyasi tarihimizde bir parantez olarak yer alacak AKP iktidarının bir sonraki seçimde eski çekirdek oyuna indirgenmesi mümkün olabilir.
Bu arada büyük iş çevrelerinin ekonomik ile politik olanı birbirinden ayırmasının ve ekonomik olan kendi lehine olduğu sürece politik olandaki tehlikeleri göz ardı etmesinin, sadece yanlış değil, aynı zamanda geçersiz bir tutum olduğu da anlaşılmış olmalı.
Aynı husus büyük medya için de geçerli. Bu medyada yuvalanmış olan ve okunmaktan ziyade AKP'ye yakın olmakla ve iktidar olanaklarından nemalanmakla tebarüz eden eski sol/yeni liberal köşe yazarlarının, sadece dış politika değil, iç politika görüşlerinin temelsizliği de ortaya çıktı. Kişiliklerinin marazi yönü, neyi savunurlarsa tersinin olmasıyla kanıtlandı. Şimdi de Cumhuriyet'i dışlayıp soyut demokrasi savunması yapıyorlar. Ama bu kendi yetiştirdikleri bazı genç gruplar dışında kimseyi ırgalamıyor.
Batı basınının değerlendirmelerinde, içerdeki 'liberallerin' jurnalleri kadar, AKP iktidarının AB ve ABD'ye bağımlılığının etkileri görülüyor. Ama asıl dikkat çeken, kendi dışlarındaki her alan gibi, Türkiye'ye ilişkin analizlerin de ne denli bilgi yoksunu olduğu.
Her yeni iktidar iki temel alanda soru işaretleri yaratır: Dış ilişkiler ve ekonomi. Merak buyurmasınlar! Cumhuriyetçi sağ ve sol ne Batı'ya
ne de piyasaya düşman. Diğer Batı ülkeleri gibi Türkiye de güçlü bir milli çıkar politikası izlemek hakkına sahiptir herhalde.
Bugüne kadar hata yapanlar, yarın yapmasınlar!