İstiyor musunuz, istemiyor musunuz?

Tezkere Meclis'ten geçmeden önce, başta Kürtler, Irak'taki çeşitli grupların Türk askerini istemedikleri basında yer almıştı.

Tezkere Meclis'ten geçmeden önce, başta Kürtler, Irak'taki çeşitli grupların Türk askerini istemedikleri basında yer almıştı. Tezkerenin görüşüldüğü oturumu etkilemek için Irak Geçici Yönetimi'nden bazıları, sanki resmen karar alınmış gibi, asker istemediklerini ilan ettiler. Belki kamyon şoförlerine de aynı amaçla saldırıldı.
Irak'ın yeni politikacıları kamuoyu önünde işgale karşı çıkmanın siyasi prim getirdiğini anladılar. Ama Amerika'ya karşı çıkamadıklarından, onun yerine Türk askerini istemediklerini söylüyorlar.
Türk ordusu Irak'ta iç istikrarın sağlanmasına ciddi katkıda bulunabilir, Kürtlerin Irak'ın toprak bütünlüğünü bozmalarına imkân vermeyebilir. Oysa Kuzey Irak'taki Kürt gruplar bağımsız devlet kurma ve Irak'tan kopma seçeneğini açık tutmak istiyorlar. Bu nedenle asker göndermemize karşı çıkıyorlar. "Türk ordusu Kürt bölgesine giremez, hatta görev bölgesine intikal etmek için dahi buradan geçemez" diyorlar. Onlara göre Kürt bölgesi Irak'ın parçası değil de, şimdiden bağımsız bir devletinin toprağı. Düşünmüyorlar ki Amerika başarısız olur da Irak'ı terk ederse, arkasında bırakacağı kaosta Kürtlerin bağımsız devlet kurmalarına kimse izin vermez.
Peki, tezkere kararı çıkar çıkmaz Amerikan medyasının tepkilerine ne demeli? Bazı televizyonlar Osmanlı askerlerinin fotoğraflarını sanki önceden bu olay için hazırlamışlar. Türk askerinin istenmemesini, eski sömürgeci Osmanlı'nın vârisi olmamızla izah ediyorlar. Bir bölümü yeni dost ve müttefik Kürtlerin rahatsız olmasından çok rahatsız. Diğerleri bu işi ya para aldığımız ya da daha önce gücendirdiğimiz Amerika'nın gönlünü almak için yaptığımızı ve Irak'ta yarardan çok zararımız olacağını ileri sürüyor.
Bu durumda çıplak gerçekleri çıplak sözcüklerle ifade etmek gerekiyor. 1 Mart tezkeresinin çıkmamış olması Irak'ta savaşın kaderini etkilemedi. Amerikan ordusu Türkiye'ye ihtiyaç duymadan savaşı çok kısa zamanda kazandı.
Şimdi durum farklı. Amerika, Irak'ta asayişi sağlayamıyor. Her gün askerleri öldürülüyor. Batağa saplandı. 'Umarım bize yine ihtiyacınız olmaz' diyen Genelkurmay Başkanı Sn. Özkök'ün sezgisi doğru çıktı. Türk askeri Amerika'nın bu bataktan kurtulmasına yardımcı olabilir de, olamayabilir de. Zaten Amerika'nın elinde daha iyi bir imkân da yok. Başkan Bush'un seçim şansını yükseltecek başka bir çıkış yolu da ufukta görünmüyor. İki ülke birlikte diğer Müslüman ülkelerin katkısını sağlayabilirler. Türkiye gerekirse asker sayısını artırabilir vb. Unutulmasın, Türkiye'nin kararı Büyük Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesi ve dünyaya kazandırılmasını amaçlayan uzun vadeli stratejisinin sadece bir ilk adımı. Fransa, Afganistan'daki gibi, gerekli hazırlıklar yapılmadan egemenliğin hemen Iraklılara devrini ve Amerika askeri yükü taşırken, BM adı altında son sözün kendi vetosuna bağlı olmasını amaçlıyor. Kofi Annan'ın da bunu desteklemesi sonucunda BM Güvenlik Konseyi'nden karar çıkması ihtimali neredeyse ortadan kalktı. Ama Türkiye'nin BM kararı olmadan asker göndermeye yönelmesi uluslararası meşruiyet ihtiyacını azaltmasaydı, Amerika karar taslağını geri çekme yönüne bu kadar kolay gidemezdi. Yani Türkiye'nin kararı, Amerika karşısında Fransa ve Almanya'nın tutumunu sarstı.
Amerika bir müttefikine nadiren böylesine muhtaç olmuştur. Bu gerçeği görmek için beyinden çok, iki gözü olmak yeterli. Ama öyle bir hava veriliyor ki, sanki biz Irak'a girmek için ölüyoruz da, geriye kalan herkes karşımızda. Amerika da bir yandan Kürtleri, öte yandan geçici yönetimi ikna etmek için çırpınıyor. Tüm bu görüntünün altında Irak'a ilişkin beklentilerimizi sınırlamak amacının yattığı izlenimi ediniyoruz.
Bu hükümet felaket düzeyinde riskli bir karar aldı. Doğal olarak da Türkiye'nin Irak'la ilişkili veya değil, makul çıkarlarının makul biçimde karşılanmasını bekler. 'Çıkarlarımızı feda etmek zorunda kalsak da Irak'a girelim' derse, şehit tabutları gelmeye başladığında operasyon da biter, AKP de.
Lütfen bu kez oyun oynamayalım. İstemiyorsanız açık söyleyin.