Kıbrıs ekonomisi ve Annan Planı

Annan Planı'nın kabulünde ölçü şu olmalı: Kıbrıs sorunu Annan Planı'na göre çözümlenir ve Kıbrıs Türkleri, Rumlarla birlikte AB'ye girerse...

Annan Planı'nın kabulünde ölçü şu olmalı: Kıbrıs sorunu Annan Planı'na göre çözümlenir ve Kıbrıs Türkleri, Rumlarla birlikte AB'ye girerse, Türkiye en az 10 yıl AB'ye üye olamayacağına göre, plan Türklerin siyasi varlıklarını kendi güçleriyle koruyabilmelerini sağlamalı. Bu noktada AB üyeliğinin yarar ve yükleriyle Annan Planı'nı uygulamanın yaratacağı ekonomik güçlükleri incelemek doğru olabilir. Zira Annan Planı'nın esasen zayıf Kuzey Kıbrıs ekonomisi üzerinde taşınamayacak bir yük oluşturması halinde uygulanabilirliği de azalabilir, hatta ortadan kalkabilir.
1959-63 dönemini göz önüne almazsak, Kıbrıs Türkleri 1950'nin ortasından bugüne kadar şu veya bu şekilde bir ekonomik ambargo altında yaşıyorlar. 1963-74 arasında bu ambargo Rumların uyguladıkları mezalimin bir parçasıyken, 'Barış Harekâtı'ndan sonra uluslararası toplumun her alana yayılan ambargosuyla karşı karşıya kaldılar.
Bu ambargonun belki de en önemli yanı, tanınmamak dolayısıyla kimlik oluşmasına zarar vermesi oldu. Ekonomik bakımdansa, KKTC'ye yabancı hatta Türk yatırımları gelmedi; ithalat 400 milyon doları geçti, ama ihracat 50 milyonlarda dolaştı; turizm sektörü beklenen gelişmeyi gösteremedi.
Türkiye, son 50 yılı mahrumiyetle geçmiş, dünyanın dışladığı soydaşlarına ekonominin sert kurallarını uygulayamadı. Hemen her sıkıntılarına sübvansiyonla karşılık verdi. Erken emeklilikleri, birden çok emeklilikleri, kuraklık yardımlarını ödemeyi kolayca kabul etti. Türkiye'de zaten mevcut popülist uygulamaların çok daha boyutluları Kıbrıs'ta normal uygulama oldu. Ortak para birimi, kısa zamanda Türk ekonomisinin enflasyon ve bütçe açığı gibi hastalıklarının KKTC'ye geçmesine yol açtı. Bizde IMF programları başlamışken, KKTC'de bir istikrar
programının olmaması yüzünden sorunlar devam etti.
Kuzey Kıbrıs gecikmeden bir istikrar programı uygulamak zorunda. Ama bu programın ilk birkaç yılında ekonomi eskisinden de zayıf olacak ve büyük sosyal sorunlar ortaya çıkacak. Bununla eşzamanlı olarak bir de ada birleşirse, Kuzey Kıbrıs nüfus açısından, kendisinden, 3.5 kat, ekonomik açıdansa 16-17 kat büyük Rum ekonomisiyle bütünleşecek, yani güneyden gelecek rekabete göğüs gerecek.
Öte yandan Rumlar 10 yıllık müzakereler sırasında AB ile müktesebat uyumu gerçekleştiriyor. AB üyeliğiyle birlikte, müzakere dışında kalan Kıbrıs Türklerinin, Kopenhag ekonomik kıstaslarına göre AB'den gelecek rekabete de karşı koymaları ve bu arada zaten pahalı bir süreç olan AB müktesebatına
uyuma da başlamaları gerekecek. Bu amaçla AB'nin ayırdığı kaynak gülünç düzeyde.
İşte bu şartlar altında Kuzey Kıbrıs, Annan Planı'nı da uygulayacak.
Güzelyurt'un bereketli topraklarını ve su kaynaklarını kaybetmekle birlikte Türk parça devletinin milli gelirinin tarımdan gelen yüzde
18'inin en az üçte biri de kaybedilecek.
Rumlara terk edilecek topraklarda yaşayan ve üç yıl içinde kuzeye geçecek 60 bin Türk için 16-17 bin konut yapılması ve yeni iş alanı açılması 1.5 milyar dolar gerektirecek. Bunlara yeni plana göre ilk iki yılda kuzeye geçecek 65 yaşı üstü 15-25 bin arası Rum ile artık kantonları andıran Karpaz ve diğer bölgelerdeki köy ve kasabalara hemen yerleşecek bir o kadar Rumun eski evlerinin iadesiyle başlayan konut inşaatı da eklenecek. Tabii konutlarına dönmeyecek Rumlara ödenecek tazminat da cabası olacak.
En önemli sektör olan turizm alanında Türklerin elindeki 115 otelin 76'sı mutlaka, 20'e yakını muhtemelen Rumlara iade edilecek. Zaten Kuzey'in kıyılarının çok büyük kısmı Rumlara ait. Hem oteller hem de sahil şeridi için ödenmesi gereken tazminat astronomik rakamlara ulaşabilir.
Yetmiyormuş gibi Rumların 9-13 milyar dolar arasında olduğu hesaplanan borç yükünün 4 milyarı Türklerin üstüne geçirilecek.
Bu Kuzey'in 5 yıllık GSMH toplamına yakın bir borç (Belki son plan
bu rezaleti düzeltmiştir).
Kıbrıs avro'ya geçince ve Kuzey'de AB'ye uyum tedbirleri uygulanmaya başlayınca Türkiye'den gelen sosyal yardımlar giderek tasfiye edilecek. Bu durumda binlerle insan maaşlarından mahrum olabilecek.
Değil Kuzey Kıbrıs, ekonomisi güçlü bir ülke bile, benzer şartlarda Annan Planı'nın maliyetini taşıyamaz. Büyük bir ekonomik paketle desteklenmeden uygulanması Kıbrıs Türklerinin Rumlara teslim olmasıyla sonuçlanır.
Tabii başka bir çıkış yolu daha var: Annan Planı'nın şimdi imzalanması, ama Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye ile birlikte AB'ye girmesi, bu arada ekonomisini hazırlaması.