Kimse ama kimse kendini kandırmasın!

Genelkurmay Başkanı Org. Sn. Büyükanıt'ın üslubu askerden çok diplomatik olduğundan, konuşmasını herkes kendi meşrebine göre yorumladı.

Genelkurmay Başkanı Org. Sn. Büyükanıt'ın üslubu askerden çok diplomatik olduğundan, konuşmasını herkes kendi meşrebine göre yorumladı. Fiili müdahalenin altında kalan her çıkışı, Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı lehine yorumlamayı marifet sayan AKP'liler ise istedikleri sonucu çıkardılar.
Sn. Büyükanıt'ın Irak'a ilişkin görüşleri zaten biliniyordu. Bu nedenle konuşmasının asıl önemli bölümünü TSK'nın yıpratılması ve cumhurbaşkanı seçimine ilişkin sözleri oluşturdu.
Sn. Büyükanıt, kendisinden önce YÖK Başkanı ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın yaptığı gibi, cumhurbaşkanı olacak kişide aranması gereken şartları sıraladı.
Anayasa'da ifadesini bulan Cumhuriyet'in ilke ve değerlerine 'sözde değil özde bağlı' olma şartını da vurgulayarak, Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını istemediklerini, dolaylı biçimde, belirtmiş oldu.
Bu bağlamda Sn. Erdoğan'a ilişkin doğrudan görüşleri sorulduğunda, 'sonuçlanmadan yorum yapamayacağı' cevabını verdi. Yani konu sonuçlandığında yorum yapacaktı.
Oysa Sn. Erdoğan seçildikten sonra yapılacak yorumların pratik bir faydası olmayacak. Seçilmesi halinde ortaya çıkabilecek sorunların şimdiden hatırlatılmasıysa, seçim sürecine demokrasi dışı müdahale sayılacak. Buna rağmen, bugüne kadar Sn. Erdoğan'a yapılan başarısız uyarıların ötesine geçip, anayasal kurumlarla yeni cumhurbaşkanının hangi hallerde nasıl çatışmaya gireceklerini ve bunun rejim üzerindeki olası olumsuz etkilerini, münasip bir dille anlatmak gerekiyor.
Konuşmada cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan ilişkili diğer önemli konu TSK'nın yıpratılmasıydı. TSK'nın Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesini engellemesi ihtimalini bertaraf etmek için, trajikomik bir psikolojik harekât yürütülüyor. Önce andıç, sonra emekli oramiral Sn. Örnek'in günlüğü ortaya atıldı. TSK'ya haksızca saldırıldığı halde, medyanın büyük bölümü bu tuzağa adeta gönüllü düştü.
Sn. Büyükanıt TSK'nın yıpratılmasının 2003'ten yani AKP iktidara geldikten hemen sonra başladığını ve kesintisiz bugüne geldiğini söyledi. Bu amaçla yapılan birbiriyle bağlantılı ve eşgüdümlü dış ve iç eleştiriler, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde TSK'nın sivil otoritenin hâkimiyetine girmesi gerektiği tezine bağlanıyordu. Oysa AB üyeliğine bu kadar uzakken, Türkiye'nin bu konuda 'demokratik' atılımlar yapması acil bir sorun değildi.
Ancak aynı dönemde dışarıda Kıbrıs, içerde 'Kürt' sorununun çözümlenmesi için, Türkiye'nin tek yanlı adımlar atması ve ödünler vermesi istenmeye başladı. Bu bağlamda, AKP dışındaki tüm diğer siyasi partiler ve ulusalcı/milliyetçi çevrelerin yani toplumun geniş kesimlerinin hayati milli çıkarlar konusundaki direncini kırmak için TSK'nın yıpratılması gerekiyordu.
TSK güçsüzleşince 'Kürt' sorununun tekil yapı ya da ulus-devlet dışında çözümü için formüller aranabilecekti. Bu girişimin Batı'ya tek bedeli Türkiye'nin laiklikten uzaklaşması olacaktı. Şimdi anlaşılıyor ki, Kıbrıs ve 'Kürt' sorununun çözümüyle kıyaslandığında, Batı için Cumhuriyet laikliği o kadar da önem taşımıyormuş.
AKP yetkilileri ve emrindeki güvenlik güçleri yargıya müdahale niteliğindeki konuşmaları ve suçlu emekli subay arama gayretleriyle TSK'ya dönük yıpratma kampanyası yaparken, AB'nin Şemdinli olayında 'hukuki cinayet' işleyen savcıyı nasıl tuttuğunu, Danıştay saldırısına nasıl bigâne kaldığını gördük.
Eski Genelkurmay Başkanı Org. Sn. Özkök bu yıpratma kampanyasına karşı TSK'yı yeterince savunamadı. Yaptığı basın toplantısında Sedat Ergin'in bir sorusuna verdiği cevapla, Kıbrıs'a ilişkin pozisyonumuzun Annan Planı düzeyine gerilemesine önemli katkıda bulundu. Şimdi Sn. Örnek'e ilişkin iddialar konusundaki ikircikli beyanatını da aynı çerçevede değerlendirmek doğru olur.
TSK, AKP'nin ve onun için kendini feda edercesine hareket edenlerin bu yıpratma kampanyası dolayısıyla savunmacı bir tutuma girdi. Meşru her yola başvurarak bu ruh halinden kurtulamazsa, Cumhuriyet değerlerini, gerçek demokrasiyi ve hayati milli çıkarları korumakta da başarılı olmayabilir.