Kişi laik olur mu?

Sn. Erdoğan, Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine karşı olduğunu kendi üstü örtülü üslubuyla söylemeye devam ediyor.

Sn. Erdoğan, Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine karşı olduğunu kendi üstü örtülü üslubuyla söylemeye devam ediyor. Canlı bombanın Ankara'da patlamasından iki hafta kadar önce, Türkiye'de 36 etnik grup olduğu görüşünü tekrarladı ve tabii Türkleri de etnik grup saydığından, Türk üst kimliğini bir kez daha reddetmiş oldu. Ardından da 'Devlet laik olur, kişiler laik olmaz' 'özdeyişini' yineledi. İyi ki bazı AKP'liler gibi daha da ileri gidip, 'Laiklik dinsizliktir' demedi.
Türkiye'de biri bir laf eder, kulağa hoş gelir, içi dolu mu boş mu diye bakmadan birçok insan tekrarlamaya başlar. Bir de bakarsın tutmuş, bedahet gibi kullanılıyor.
Laiklik gibi bir ilkeye ilişkin farklı yorumlar bu kadar istikrarsızlık yaratıyorsa, sorumluluk duygusu olan bir siyasetçinin görüşlerini Anayasa'nın 24. maddesine, yani sorunun hukuki kaynağına inerek açıklaması gerekmez mi?
Bu maddenin 1. unsuru herkesin 'dini inanç' hürriyetine sahip olduğunu söylüyor. Yani neymiş? Laiklik, dinsizlik demek değilmiş.
2. unsur, 14. maddede yer alan bazı yasaklar hariç, 'ibadet, dini ayin ve törenlerin serbest olduğunu' belirtiyor. Bu yasaklarsa, ülkenin bütünlüğünü bozmak; Cumhuriyet'in varlığını tehlikeye düşürmek; temel hak ve hürriyetleri yok etmek; dil, ırk, din ve mezhep ayırımı (ayırımcılık olmalıydı) yaratmak; bu kavram ve görüşlere dayalı bir devlet düzeni kurmaktan oluşuyor. Diğer hak ve özgürlüklerin kullanımında da aynı yasaklar geçerli.
Kişinin (devletin değil), laiklik gereği, 'ibadet, dini ayin ve tören' yaparken bu yasaklara riayet etmesi gerekiyor. Dikkat edilirse bu yasakların dinin özüyle bir ilişkisi yok. Yani kişi bu yasaklar dolayısıyla dini vecibesini yerine getirmekten alıkonmuş olmuyor.
Sn. Erdoğan, 'Kişi laik olmaz' derken, bu yasaklara riayet etmek zorunda olmasın mı demek istiyor?
24. maddenin 3. unsuru, 'Kimsenin ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağını' hükme bağlıyor. Maddedeki bu unsurun amacı, toplumun birey üzerinde din temelli baskı yapmasını önlenmek.
Burada da, laiklik gereği, bir grup bireyin toplum olarak, diğer bireyler üzerinde baskı yapmaması öngörülüyor. Yani söz konusu olan yine kişilerin laikliği. Sn. Erdoğan, kişinin laik olmayacağı tezinden hareketle, bireylerin daha dindar olması yolunda toplumun baskı yapmasını mı istiyor?
Dini eğitimi bir yana bırakırsak, 24. maddenin 4. unsurunu 'Kimsenin, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandıramayacağı' oluşturuyor. Burada mevcut devlet düzeninin din kurallarına yani şeriata dayanmadığı kabulü var. Laiklik gereği, 'kimsenin' yani kişilerin, bu düzeni din kurallarına dayandırmak amacıyla faaliyette bulunamayacağı hükme bağlanıyor. Sn. Erdoğan, kişinin laik olamayacağı teziyle, devlet düzeninin din kurallarına dayandırılması yolunda çaba sarf edebileceğini mi söylemek istiyor?
Nihayet bu maddenin 5. unsuru, yine kimsenin, 'Siyasi veya kişisel çıkar sağlamak amacıyla dini ve din duygularını istismar edemeyeceğini' vurguluyor. Burada da, laiklik, günlük dilimizde kişinin dini siyasete karıştırmamasıyla ilgili. Sn. Erdoğan, 'kişi laik olamaz' tezine göre, kişinin siyasi amaçları için dini kullanabileceğini mi söylemek istiyor?
Bu soruların hepsinin cevabı 'hayır' ise, ki öyle olması lazım, devletten çok kişinin laik olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Laiklik 'Dini inancına sahip ol! Din amacı dışında ibadet etme! Toplum olarak bireye dini baskı yapma! Devlet düzenini dini kurallara dayamaya çalışma!
Dini siyasi amacın için kullanma!' anlamına geliyor.
Sn. Erdoğan ve Sn. Arınç veya AKP bu maddenin neresine itiraz ediyor?
Cumhuriyet laikliğinin başlangıçtaki dini içeriği ihmal edilmeseydi, örneğin İmam Maturidi halka öğretilseydi, Arap kökenli, din dışı, ilkel Selefi-Milli Görüş böylesine güç kazanmaz, laiklik çok daha kolay anlaşılır ve benimsenebilirdi.