Korktukları kadar...

YÖK'ün, Genelkurmay Başkanı'nın ve Cumhurbaşkanı'nın konuşmaları fayda etmedi. 14 Nisan mitinginin de 'bir etkisi olmadı'. Sn. Erdoğan cumhurbaşkanlığına gidiyor.

YÖK'ün, Genelkurmay Başkanı'nın ve Cumhurbaşkanı'nın konuşmaları fayda etmedi. 14 Nisan mitinginin de 'bir etkisi olmadı'. Sn. Erdoğan cumhurbaşkanlığına gidiyor.
Gazeteciler, Başbakan'ın karar vermiş insanların iç huzuruna sahip olduğunu söylüyor. Yani irrasyonel ihtirası, rasyonel kuşku ve tereddütlerini yenmiş.
Kararını verdiğinin en önemli göstergesi, Almanya'daki bir konuşmasında 'ölüm'e yaptığı atıf. Çelişkili biçimde makamın önemli olmadığını söylerken, o makam için, sembolik de olsa, ölebileceğini kabullenmiş görünüyor. Bu, Menderes ve iki arkadaşının idamından bu yana, sağ kanat liderleri için en yüksek makam ile ölümün özdeşleştiğini gösteriyor. Böylece en yüksek ihtiras, en derin mazlumiyet duygusuyla birleşiyor.
Türk siyasetinin trajik niteliği bu.
Sn. Erdoğan'ın ikinci ölüm imgesiyse çok farklı. Cumhurbaşkanı olmak için AKP lideri olarak ölmesi gerektiğini söylüyor. Dört yıllık başbakanlığının cumhurbaşkanı seçilmesi önünde en büyük engeli oluşturduğunu biliyor. Cumhuriyet'le barışması, tüm ulusu kucaklaması ve 'normalleşmesi' için adeta kişilik ve kimlik ölümü boyutunda değişmesi gerektiğini seziyor. Milli Görüş'ten getirdiği Selefi/Harici inancı, bunun Cumhuriyet karşıtı söylemini ve türban dahil tüm simgelerini, sanki, ruhunun derinliklerinde lanetliyor.
Ama Türkiye'nin Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını kaldırması artık mümkün değil. 'Her şeyi' değiştiren 14 Nisan mitingi bunu açıkça gösterdi.
Cumhuriyet tarihinde halk ilk kez evet ilk kez Cumhuriyet'e sahip çıktı. Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet'i kurmak için yapılmamıştı. Büyük kurtarıcı ve bir avuç arkadaşı tepeden inme bir kararla Cumhuriyet'i kurdular. Devrimleri halka sormadan yaptılar.
Demokrasiyle birlikte 'karşı devrim' kaçınılmaz biçimde başladı. Bazen CHP, ama çoğunlukla ordu Cumhuriyet'i korumak için bir şeyler, bazen gereğinden çok şeyler yaptı. Ama Cumhuriyet kuşakları Cumhuriyet için kımıldamadılar. 1982 Anayasası Cumhuriyet'i korumak amacıyla bir kurumlar sistemi kurdu. Ordu artık yalnız değildi. Cumhurbaşkanı, yüksek yargı ve YÖK vardı.
Halk ilk kez 28 Şubat sürecinde ufukta belirdi.
Ve son 10 yılda bir avuç insanın çabasıyla Cumhuriyet; Atatürkçülüğü, laikliği, tekilliği, milli kimliği, milliyetçiliği ve gerçek anlamda demokrasiyi içererek toplumun en yüce değeri haline geldi.
14 Nisan'da halk bu değerin savunmasını üzerine aldı. Devrim buydu. Böylece henüz tamamlanmamış ulus-devlet kurma ve uluslaşma sürecinin son aşamasına girdik. Anayasal kurumların altı doldu.
Mitingdeki halk çağdaştı, ama Batılı değildi.
Batı onları Batı karşıtı yapmıştı. Kürsüden söylenenlerin tercümesi, ulusal onuruna ve çıkarına saygı göstermeyen Amerika ve AB'den 'bağımsız'
bir Türkiye isteğiydi.
AKP'nin ve medyadaki omurgasız, kimliksiz ve gayrı milli 'liberal' köşe yazarlarının izlediği teslimiyetçi AB, Kıbrıs, Kürt ayrılıkçılığı, Ermeni soykırımı politikalarını reddedenler, 'milliyetçi, ırkçı, faşist marjinal bir kitle' değil, ulusun çoğunluğuydu.
Partiler üstü olan ve toplumun en az üçte ikisini temsil eden bu kitle, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Ortadoğu ülkesi olmasını istemiyor. AKP'nin laikliğe karşı tavrını, din ve inanç özgürlüğü değil, kendisine dayatılamayacak, Cumhuriyet karşıtı bir hayat tarzı olarak görüyor. Sn. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını, Cumhuriyet'e varoluşçu bir tehdit sayıyor.
AKP'nin ve destekçilerinin böyle bir tehdit olmadığını savunmalarının yararı yok. Çünkü taraflardan biri 'tehdit var' diyorsa, vardır. AKP'nin tek çıkış yolu bu tehdit niteliğinden çıkmaktır. Ama Sn. Erdoğan ulusun üçte ikisine meydan okumaya devam ederse, rejim bunalımı sadece ağırlaşacaktır.
Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine karşı çıkmanın, ülkeyi bu ilkelerin kanla yazıldığı başlangıç şartlarına döndüreceğini daha önce de yazmıştık.
O şartlarda Cumhuriyet'e karşı yapılacak mücadeleyi kimse kazanamaz.
Mitingin de gösterdiği gibi, Türkiye'nin kaderi Ankara'da kararlaştırılacak, İstanbul'da değil. Herkes hesabını buna göre yapsın!