Kötümserlik

Tarihin nasıl oluştuğunu bilemiyoruz. İyi dediğimiz olaylar bir süre sonra kötülerine yol açabildiği gibi...

Tarihin nasıl oluştuğunu bilemiyoruz. İyi dediğimiz olaylar bir süre sonra kötülerine yol açabildiği gibi, kötü denen olayların da beklenmedik iyi sonuçlar verdiği, tarihte çok görülmüş. I. Dünya Savaşı'nı kazananlar, Holokost'la birlikte vuku bulan ikinci ve daha korkunç bir savaşa yol açacağını bilmeden zaferlerini kutlamışlardı. Buna karşılık yozlaşan Katolikliğe isyan eden Protestanların akıl almaz fanatikliği 1600'lerin ortasında İngiliz ihtilalini gerçekleştirerek demokratik süreci hızlandırmış; 150 yıl sonra da sanayi devriminin etik altyapısını yaratmıştı.
Ancak biz faniler tam bilmediğimiz ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğimiz
bir dünyada çıkan olayları yine de irdelemek, doğru ve yanlış diye yargılamak ve ileriye doğru tahminlerde bulunmak zorundayız.
Irak savaşı dolayısıyla 50 yıldır güvenliğimizin dayanağı olan Türk-Amerikan ilişkileri bozuldu. Kuzey Irak'taki çıkarlarımızı koruyamaz hale geldik. İlişkilerimizi tamir etmeye çalıştığımız bir sırada Süleymaniye olayı vuku buldu. Güvenlik ilişkilerinin temeli olan ordulararası dostluk büyük darbe yedi. Bu arada Irak'a birlik gönderme konusu çıktı. Amerika'nın özür dilemediği bir ortamda asker göndermenin daha da onur kırıcı olmasıyla, göndermemenin hem Amerika'yla ilişkilerimizi hem de Kuzey Irak'taki çıkarlarımızı daha da tahrip etmesi ihtimalleri arasında sıkıştık.
Tam bu sırada AB üyeliği için ordunun siyaset üzerindeki ağırlığını azaltmakla ilgili Kopenhag Siyasi Kıstası'nı yerine getirmeye çalışıyoruz. Hükümetin kullandığı ılımlı dile rağmen bu kıstasa uyumu diğerlerine nazaran daha büyük bir arzuyla istediği izlenimi ediniliyor. AB'den Kemalizm'in demokratik gelişmemizi engellediği sesleri geliyor. Yunanistan, Kıbrıs ve Ege'deki 'katı' dış politikamızı ordunun ağırlığına bağlıyor ve sorunların çözümünün önümüzdeki YAŞ toplantısında hükümetin yüksek komuta tayinlerine müdahale etmesiyle sağlanacağını umuyor. Dışişleri Bakanı'nın Vaşington'u ziyaretinin ardından yapılan haber-yorumlarda 'siyasetin sivilleştirilmesi' konusunda irade izhar ettiği ve Amerikalı yetkililerce desteklendiği bildiriliyor. Böylece Türkmenlerle ilgili endişelerimizin 'Irak'ın tümüne bakma' şeklindeki 'sivil' yaklaşım çerçevesinde kaybolmasından duyulan memnuniyet dile getiriliyor.
Yani aslında Türkiye'nin dış politikada meşru çıkarları yok. Kemalizm ya da ordunun siyasetteki rolü dolayısıyla dış gelişmelere uyum sağlayamayan, adına politika denemeyecek bazı tutumlar söz konusu. Hükümet kendisine dayatılan bu tutumlardan kurtulunca 'önümüz açılacak'; Kıbrıs ve Ege sorunları çözümlenecek; AB üyeliği için giriş tarihi alacağız; Amerika ile ilişkilerimiz düzelecek. Ama hepsinden önemlisi demokrasimiz 'Batı standartlarına çıkacak'.
Ülkemizde her şey Batı standardında da sadece demokrasimiz mi geri kalmış? Sanki, işadamlarımız Batı standardında burjuvazi; siyasi sınıfımız dünya çapında liderler üretiyor; basınımız geçmiş travmalarını aşan ve taşan düşünürlerle dolu; halkımız gazete ve kitap okuma rekorları kırıyor; varoşlarımızda demokrasinin temel direği orta sınıflar yaşıyor; içinden hâlâ çıkamadığımız borç krizi, popülist politika uygulayanlara halkımızın verdiği oyların sonucu değil de, Tanrı buyruğu.
Demokrasi, bu kesimlerin etkileşiminin muhasalası olduğu için, toplumun standardının üzerine çıkamıyor.
Bu nedenle, icracı yetkileri inanılmaz derecede abartılmış MGK'nın yasasının değiştirilmesi, demokrasiye fazla hissedilecek katkıda bulunamaz. Benzer şartların doğması halinde 28 Şubatları engelleyemez.
'Liberal' yazarların demokrasi söylemi, sosyoekonomik bakımdan hazır olmadığı halde demokrasisi yukarıdan indirilen bir topluma uygun; geçmiş sol devrimciliklerinin bir kalıntısı. Aslında AKP, demokratik olmasa da, 28 Şubat'ın pek de fena olmayan bir ürünü. Ama AKP aracılığıyla ülkeyi sivilleştirerek demokrasiyi pekiştirmek girişimi, korkarım, sadece dış politika çıkarlarımıza zarar vermeyecek, bir tür karşı devrimcilik addedileceğinden başımıza rejim sorunu da açabilecek.