Meşruiyet

Sn. Cumhurbaşkanı, Irak harekâtıyla ilgili olarak Türkiye'nin Amerika'ya yardım etmesi için, Anayasa'nın 92. maddesi gereğince milletlerarası...

Sn. Cumhurbaşkanı, Irak harekâtıyla ilgili olarak Türkiye'nin Amerika'ya yardım etmesi için, Anayasa'nın 92. maddesi gereğince milletlerarası
'yasallık' şartının yerine getirilmesini beklemeyi önerdi. TBMM Başkanı Sn. Arınç ve bazı bakanlar da aynı görüşte. Meşruiyetten, BM Güvenlik Konseyi'nin ikinci bir kararla Irak'a askeri müdahale yapılmasına izin vermesi kastediliyor.
İngiltere'de barış gösterileri Blair'i ikinci bir karara muhtaç bıraktı. Amerika da bu tek muharip müttefikini kaybetmemek için aynı yola girdi. Yoksa hem Amerika hem de İngiltere 1441 sayılı kararın harekât için yeterli olduğunu düşünüyordu. BM Güvenlik Konseyi'nden ikinci bir karar çıkmaması halinde dahi, Amerika'nın ilk karara dayanarak harekâtı yapması, İngiltere'nin de buna katılması ihtimali çok yüksek.
Bu durumda bizim meşruiyet kavramını tanımlamamız gerekiyor. Anayasa'nın 92. maddesi "milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilanı"ndan söz ediyor. Buradaki ifadeden Anayasa'nın meşruiyet için BM Güvenlik Konseyi kararlarından daha geniş bir hukuki çerçeve öngördüğü anlaşılıyor.
BM Yasası VII. bölümün münhasıran Güvenlik Konseyi'ne yetki vermiş olmasına rağmen, Kore Savaşı BM Genel Kurul kararıyla yapılmıştı. Bizim de katıldığımız Kosova harekâtı da, Rusya'nın itirazlarına rağmen, BM Yasası 53. maddeye aykırı olarak, Güvenlik Konseyi kararı olmadan, NATO'nun aldığı bir kararla icra edildi. Kıbrıs'a, VII. bölümle ilişkisi olmayan Garanti Antlaşması'na göre müdahale ettik.
Türkiye'nin PKK teröristlerine karşı Kuzey Irak'ta yaptığı harekâtlar başlangıçta Irak'la aramızdaki bir protokole göre yapılıyordu. Anlaşma süresi bitince 'meşru savunma' ve 'sıcak takip' gibi kavramlar kullanıldı. Bu kavramlar yetersiz kalınca da, 1995 'Çelik' harekâtının gerekçesi, Türkçeye 'korunma' olarak çevrilebilecek, 'self-preservation' ilkesine dayandırıldı. Devletler hukukunda bulunan bu tartışmalı ilkeye BM Yasası'nda atıf yoktu.
Şimdi Amerika'nın Irak'a karşı harekâtının nedeni olarak kullandığı,
'önalma' ya da 'preemption' türü 'meşru savunma' kavramıysa, 'önleyici' ya da 'anticipatory' 'meşru savunma' kavramının kitle imha silahlarına (KİS) sahip potansiyel bir saldırgana karşı uyarlanmış şekli oluyor. Kısaca sorun, meşruiyetten ziyade, BM Güvenlik Konseyi'nde 'meşru savunma' kavramının geçirmekte olduğu evrimle ilgili görünüyor.
Irak'a harekâtın meşruiyetini Irak'a ilişkin BM Güvenlik Konseyi kararlarında aramak gerekiyor. Bu konuda özellikle 687(1991) ve 1441(2002) sayılı kararlar önem taşıyor. Körfez Savaşı'ndan hemen sonra kabul edilen 687 sayılı kararın 33. işlem paragrafında, ateşkesin devamı Irak'ın KİS'lerden arındırılmasına bağlanıyor. Bu ülkenin 1998'de silah denetçilerini sınır dışı etmesi, 687 sayılı karara göre ateşkesin sona ermesi anlamına geldiğinden, yeni bir karar olmadan da, Amerika dahil herhangi bir ülkenin, Irak'ı uluslararası vecibelerine riayet ettirmek için, silahlı kuvvetlerini kullanması mümkündü.
1441 sayılı kararın 10. giriş paragrafında, ateşkesin Irak'ın 687 sayılı karardaki vecibelerini kabul etmesine bağlı olduğu tekrarlanıyor. 1. işlem paragrafında, bu ülkenin 687 sayılı kararı 'somut biçimde ihlal' (material breach) halinde olduğu kaydediliyor. 2. işlem paragrafında Irak'a yükümlülüklerini yerine getirmesi için, BM dilinde ültimatom olan, belli bir tarihe (27 Ocak) kadar bir 'son fırsat' veriliyor. Yeni denetleme rejimiyle yeterince 'işbirliği' yapmamasının ilave 'somut ihlal' sayılacağı
yani ateşkesin sona ermiş olacağı vurgulanıyor.
12. işlem paragrafında, denetçilerin raporu üzerine, Güvenlik Konseyi'nin Irak'ın Konsey kararlarına riayetini 'değerlendireceği' bildiriliyor. Görüntüsü basit olmakla birlikte çok uzun müzakerelere konu olan bu paragrafta, Konsey'in Irak'ın vecibelerini yerine getirip getirmediği konusunda bir karar vermesi istenmiyor. Zira böyle bir şey istenseydi, Konsey'in silah kullanma izni için ikinci bir karar vermesi gerekecekti. Oysa 'değerlendirme' kelimesi silah kullanma kararı alınmasını içermiyor. Böylece Amerika, denetçilerin Irak yeterince 'işbirliği yapmıyor' beyanının ateşkese son verdiği olgusundan hareketle, başka bir karara ihtiyaç olmadan, harekât yapma imkânını kazanmış oluyor.
İkinci karar olmadan yapılacak harekâtı gayrimeşru saymak kolay değil.