Siyasi yargı

Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi, Loizidou davasından dolayı mahkûm olduğumuz yaklaşık 1 milyon doları 19 Kasım tarihine kadar ödememizi istemiş.

Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi, Loizidou davasından dolayı mahkûm olduğumuz yaklaşık 1 milyon doları 19 Kasım tarihine kadar ödememizi istemiş. Yoksa gerekli gördüğü yaptırımları uygulayacakmış.
Türkiye, AİHM'de en çok dava edilen ülkelerden biri. Bugüne kadar yüzlerce davadan mahkûm oldu. Bunların milyonlarca dolar tutan tazminatlarını düzenli biçimde ödedi. Ama 1996'da sonuçlanan Loizidou davasının tazminatını bugüne kadar ödemedi. Çünkü mahkeme Kıbrıs sorununda bize baskı yapmak için hukuku çiğneyen siyasi bir karar verdi. Bunun böyle olduğunu herkes biliyor. Yabancılar 'Karar bir kere alındı. Kurallara göre ödemek lazım' diyorlar. Oysa bu karar lehine oy kullanan hâkimler mesleklerine saygısızlık ettiler. Yanlış kararı değiştirme yöntemini bir zahmet kendileri bulsunlar.
Bizden bazılarıysa 'Annan Planı temelinde çözüm olsaydı Loizidou davası türü davalara ilişkin sorun kendiliğinden halledilecekti' diyorlar. Gerçekten Annan Planı'nda bulunan bir maddede (s. 127, m. 5), AİHS'nin 37. maddesine göre, mahkemede bulunan benzer davalara ilişkin yargılamaların bırakılması isteniyor. AİHM de 37. madde çerçevesinde bu davaların görülmesinden vazgeçebiliyor. Ancak bu maddenin son paragrafında, mahkeme
'İnsan haklarına saygı gerektiriyorsa davalara devam eder' deniliyor. Loizidou davası da mülkiyet hakkına saygı açısından açıldığına göre, Kıbrıs konusunda çözümden sonra dahi mahkeme bu tür davalara bakabilecek. Yani Annan Planı bu sorunu kesin biçimde çözümlemiyor.
Loizidou davasına ilişkin birkaç önemli noktayı vurgulamak gerekiyor. Türkiye mahkemenin kazasını 1990 yılı sonrası için kabul etti. Oysa Loizidou'nun dava konusu 1974 yılındaki müdahaleyle ilgiliydi.
Türkiye, mahkemenin kazasını sadece ülkenin sınırları içinde vuku bulan olaylar konusunda kabul etti. Oysa Loizidou'nun şikâyeti Kuzey Kıbrıs'ta vuku bulan bir olayla ilgiliydi.
Türkiye'nin KKTC yokmuş da kendisi işgal gücüymüş gibi, tazminatı ödemesi düşünülemezdi. Sonra aynı tür yüzlerce dava açılmasını da durdurmak mümkün olamazdı.
Ama asıl kabul edilemez husus, Loizidou davasına bakan AİHM'nin Kıbrıs sorununun geçmişini göz önüne almamasından kaynaklandı. Sanki her şeyin normal olduğu bir düzende, bir kişinin kendi mülkünü tasarruf etmesi engellenmişti de, buna tevessül eden 'otorite' tazminata mahkûm oluyordu.
Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesi, sadece Samson darbesi sonucu 'enosis'i önlemek değil, 11 yıl süren ve 'insanlığa karşı suç' teşkil eden mezalimi durdurmak amacıyla da yapılmıştı. Bu mezalimin tekrarını önlemenin tek yolu mazlumla zalimi ayırmaktı. Bu nedenle nüfus mübadelesine gidildi ve iki taraf imzaladıkları bir anlaşmayla bunu teyit ettiler. Böylece geride kalan emlak üzerinde tasarruf etme imkânı fiilen ortadan kalktı. Ama mahkeme Türkiye'nin askeri müdahalesini, maliklerin tasarruf hakkını kullandırmama kastı taşıyormuş gibi yorumladı.
İşin aslı şu: Türk tarafını Kıbrıs'ta çözüme zorlamak için mahkeme kendisini kullandırdı. Eğer siyasi ihtilafların en kestirme çözüm yöntemi buysa, Bosna ve Karabağ'da da aynı yola başvurulmasını tüm gücümüzle teşvik etmeliyiz.
AİHM böylesine bir yetki aşımına nasıl cüret etti? PKK ile mücadele sırasında PKK yandaşlarının mahkemelere siyasi amaçlı başvurularının olağanüstü arttığı bir ortamda, AİHM esasen geciken davaların bitmesini beklemeden adeta bidayet mahkemesi gibi çalışmaya ve şikâyetleri bizzat yargılamaya başladı. Bu hukuk dışı uygulamaya itiraz etmememiz bizi bugüne getirdi. Ardından bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak ödeme karşılığında, benzer emlak sorunlarının KKTC'de kurulacak bir emlak komitesince halledilmesi konusunu müzakere ettik. Bu da mahkemeyi ve onu manipüle edenleri cesaretlendirdi.
Eğer ödemeyi yapmazsak Delegeler Komitesi yaptırım uygulayacak ve örneğin oy hakkımızı, hatta üyeliğimizi askıya alacakmış. Bu taktiğe başvuranlara verilecek en iyi ceza, onları Loizidou davası gibi sahte bir konuda bize yaptırım uygulamaya mecbur etmek olacak.