Teşbihte hata yok

Hepimiz 367'ye yoğunlaştık. İlk turda toplantı nisabı olarak bu sayıda milletvekili salonda bulunacak mı?

Hepimiz 367'ye yoğunlaştık. İlk turda toplantı nisabı olarak bu sayıda milletvekili salonda bulunacak mı? Bulunmaz da, CHP konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürürse, karar ne olacak? Açılan milletvekili borsası, cumhurbaşkanı seçimini tarihte ilk kez gayrimeşru hale mi getirecek?
Tam bu kavşakta Sn. Arınç geçen perşembe günü bir basın toplantısı yaptı. Söyledikleri Sn. Gül'ün aday gösterilmesine varan sürece ışık tuttu. Ve böylece tablonun vahim yüzü ortaya çıktı.
Bu açıdan Sn. Arınç'ın anlattığı fıkra tüm diğer söylediklerinden daha anlamlı. Usta pehlivan tutuştukları güreşte çırağına öğrettiği 39 oyunu karşı oyunlarla etkisiz kıldıktan sonra, öğretmediği 40. oyunla çırağının sırtını 'küt' diye yere getirmişti. Bu bağlamda Sn. Arınç kendi engin politik tecrübesine de atıfta bulundu. Hatta bir ara görüşünün kabul edilmesinin kabahatinin kendisine ait olmadığını da belirtti.
Buradan anlaşıldığına göre, Sn. Erdoğan, kendisinin Çankaya'ya çıkmasının sakıncalarını görüp, 'büyük fedakârlıkta' bulunduktan sonra, yerine Sn. Arınç'ı ve Sn. Gül'ü aday göstermeyi istememişti. Sn. Erdoğan'ın adayları Milli Görüş akımından gelmeyenlerden oluşuyordu.
İşte bu noktada Sn. Arınç'ın 40. oyunu devreye girdi. Üçü arasında, "Ya sen ya ben ya o" dedi. Kendisinin aday olması, Sn. Erdoğan'ın adaylığından daha sakıncalı olduğundan, Sn. Gül'ün adaylığı kesinleşti. Sn. Gül'ün her halinden ortaya çıkan isteksizliğinin kaynağı buydu.
Gelelim bu oyunun sonuçlarına. Görülen o ki cumhurbaşkanı seçiminde AKP için önemli olan, en uygun adayın bulunması değil, Milli Görüş çekirdeğinin partideki ve iktidardaki hâkimiyetinin sürdürülmesi. Diğer partililerse ikinci sınıf statüye sahip.
Milli Görüş'e yapılan bu vurgu, 'değiştik' tezinin o kadar da geçerli olmadığını gösterdi.
Üçlü dışındaki diğer adayların ortak özelliği eşlerinin türbansız olmasıydı. Sn. Arınç'ın oyunu, cumhurbaşkanlığına mutlaka eşi türbanlı birisinin getirilmesini amaçlıyor izlenimi verdi.
Böylece, muhalefetin dahi benimsediği ya da benimsemek zorunda kaldığı, 'Cumhurbaşkanının eşinin türbanlı olmasının değil, cumhurbaşkanının kafasının içinin yani zihniyetinin önemli olduğu' söylemi bir anda geçerliliğini yitirdi.
Sn. Arınç'ın oyunu sayesinde AKP, Atatürk'ün makamına türbanlı eşi olan bir cumhurbaşkanı çıkarmakta ısrar etmekle, Cumhuriyet'e meydan okuyan bir görüntü kazandı.
Sn. Arınç'ın oyunu, aslında kendisiyle güreşmeyen Sn. Gül'ün sırtını yere getirmeye aday görünüyor. Zira, türbana yapılan bu vurgu, gayrı ihtiyari, Sn. Gül'ün cumhurbaşkanı olmak açısından sahip olduğu meziyetlerin geri plana itilmesine yol açıyor. Bu anlamda Sn. Gül'ü, adeta tüm koruyucu kalkanlardan mahrum ederek, tehlikelere açık hale getiriyor.
Usta güreşçi Sn. Arınç'ın 40. oyununun muhatabı olan çırağın Sn. Erdoğan olduğu anlaşılıyor. Nasıl sunulursa sunulsun, Sn. Erdoğan'ın olağanüstü AKP çoğunluğuna rağmen cumhurbaşkanı olamamasının verdiği moral çöküntüye, şimdi bir de Sn. Arınç tarafından yenilmiş olması ekleniyor.
Fakat bu oyundan asıl darbeyi Türkiye'nin demokratik rejimi alabilir. Sn. Gül'ün işi zaten çok zordu. Bundan böyle eşi türbanlı olduğu için cumhurbaşkanı yapılmış bir insan muamelesi de görebilecek. AKP karşıtlarını ikna etmekte ya da toplumun diğer kesimlerini kucaklamakta bu büyüyen engeli aşması gerekecek.
Rejimin istikrarsızlaşması en olumsuz etkisini hemen her zaman iktidar partisi üzerinde gösterir.
Sn. Gül cumhurbaşkanı seçildikten sonra gerilimler devam ederse, bunun sorumlusu olarak, AKP'lilerin Sn. Arınç'ı görmeleri ihtimali göz ardı edilemez.
Büyük güreşçiler genelde çok oyunbaz olmazlar. Rakiplerinin oyunlarını rakiplerini yenmekte kullanırlar. Sn. Arınç 40. oyunuyla rakibini değil, 'kardeşini' yendi. Bu oyunu kendisine karşı kullanabilecek parti içi ve dışı rakiplerinin karşısında acaba dayanabilecek mi?
Güreşte olduğu gibi, politikada da böyle oyunlar oynadıktan sonra söylenmez. İnsanların anlayışına bırakılır. Tabii övünmek ihtiyacınız yoksa.