'Türkiye imparatorluğu'

Osmanlı İmparatorluğu, Sevr Antlaşması'yla tasfiye oldu. Türkiye Misak-ı Milli çerçevesinde yaptığı Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanan Lozan Antlaşması'yla da ulus-devlet olarak tarih sahnesinde yerini aldı.

Osmanlı İmparatorluğu, Sevr Antlaşması'yla tasfiye oldu. Türkiye Misak-ı Milli çerçevesinde yaptığı Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanan Lozan Antlaşması'yla da ulus-devlet olarak tarih sahnesinde yerini aldı.
PKK'nın 15 yıllık terörizmi dahil, geçen yüzyılda üç kez 'Kürt ayaklanması'
vuku buldu. Bu ayaklanmalar, insan hakları veya otonomi adı altında, genelde Batı, özelde Avrupa tarafından desteklendi. Bazı AB ülkeleri, Aleviler için dini içerikli kolektif haklar verilmesini savundu.
İsveç hükümetinin hazırlattığı bir broşürde Türklerin bir millet olmadığı, aynı dil etrafında toplanan gruplardan oluştuğu belirtildi. Bir Hollanda gazetesi de, Türkiye'nin ulus-devletten ziyade imparatorluğun tasfiyesi sürecinde Anadolu'ya sığınan Müslüman toplumlarından müteşekkil küçük bir Osmanlı İmparatorluğu olduğunu yazdı.
AP Türkiye raportörü Oostlander'in Kemalizm'e karşı çıkışı da aynı yaklaşımın bir başka tezahürü. Kemalizm'in ülkede demokrasinin yerleşmesine
imkân vermediği tezinin ardında, tekil yapıda bir devlet için gerekli tecanüse sahip bir ulus olmadığımız söylenmek isteniyor. Almanya'daki bazı vakıflar da aynı görüşte. Ulus-devletin temeli olan laikliği de İslam kimliğiyle bağdaştıramayan Almanya'daki bazı çevreler, 11 Eylül'e kadar, din özgürlüğü adına, fanatik İslamcıların örgütlenmesini destekledi.
Kısaca, Türklerin bir ulus olmadığı, Kemalizm ve laikliğin tarihi bir anomali niteliği taşıdığı, Türkiye'nin gerçekte bir imparatorluk yapısına sahip olduğu, özellikle bazı AB ülkelerinde yaygın bir kanı haline gelmiş durumda.
Öte yandan dış politikada imparatorluk özelliği olarak algılanan eylem ve sözlerimize karşı Batı'da ve komşularımızda aşırı bir hassasiyet mevcut. Bunların hemen hepsi şu veya bu vesileyle aldığımız her dış politika kararının arkasında Osmanlı İmparatorluğu'nu ihya etme girişimi görmek eğilimindeler.
Bosna, Kosova ve Makedonya'daki çatışmalar sırasında ve sonrasında Türkiye'nin barış sürecine aktif katılma ve barış gücü gönderme isteğine karşı, imparatorluğun mirasçısı olarak yerel nüfusun tepkisiyle karşılaşacağımız 'endişe'siyle önce olumsuz cevap verdiler; ancak ısrarımız üzerine katkımızı kerhen kabul ettiler.
Yunan basınını yakından izleyenler bu açıdan ne kadar abartıya gittiğini bilirler. Onlar için Kıbrıs müdahalemiz, Ege'de karasularını 6 milin üstüne çıkarma girişimlerine karşı 'casus belli' ilanımız, adaların silahsızlandırılmasını istememiz, Batı Trakya Türk azınlığıyla ilgilenmemiz
Osmanlı'nın ihyasını amaçlıyor.
Jivkov'un Bulgaristan'daki Türklerin isimlerini değiştirmesine gösterdiğimiz tepki de Osmanlılığa benzetilmişti. Belki Avrupa'nın soruna kayıtsızlığı bundan kaynaklanıyordu. Yani Osmanlı'yı ihya izlenimi vermemek için, diğer normal ülkelerden farklı olarak bizim soydaşlarımızla ilgilenmememiz gerekiyordu.
1996 Kardak krizinden sonra ortaya attığımız Ege'deki oluşumların (adacık ve kayalıkların) egemenliği konusu Yunanistan'daki Türk 'irredentism'i korkusunu güçlendirdi. Ege sorunları için hukuk yolunu kabul etmemiz bile bu kuşkuları dağıtamadı.
Kıbrıs sorununun bir türlü çözümlenememesi, aslında fethettiğimiz eski Osmanlı toprağından çıkmak istemediğimiz şeklinde yorumlanıyor olabilir. Kıbrıs'ı Girit'e benzetmemize de aynı kuşkuyla bakıyorlar. Belki de çözümsüzlükten sürekli Türk tarafının sorumlu tutulması da bu kuşkuyla ilişkili.
Irak krizi sırasında Musul ve Kerkük ile Irak petrollerinden kalan alacağımızın tartışılması, Batı'da yine Osmanlı korkularını canlandırmışa benziyor. Irak'a muhtemel müdahalemize karşı, Amerika ile bozuk ilişkilerine rağmen, Avrupa'nın hemen tümüyle ayağa kalkmasını sadece Kürt aşkıyla izah edemeyiz.
Özetle, Türkiye'nin iç yapısını imparatorluğa benzetip ulus-devlet olmamıza karşı çıkanlar, dış politikamızda her adımımızı imparatorluğu ihya teşebbüsü olarak görme eğilimindeler.
Onlardaki Lozan sendorumu, bizde Sevr sendromu yaratıyor galiba.