Türkiye-KKTC gümrük birliği

8 Ağustos günü Türkiye ile KKTC arasında 'Gümrük Birliği Çerçeve Anlaşması'</br>imzalandı.

8 Ağustos günü Türkiye ile KKTC arasında 'Gümrük Birliği Çerçeve Anlaşması'
imzalandı. Basına önceden yeterince bilgi verilmediğinden biraz şaşkınlıkla
karşılanan anlaşma, AB üyeliğimizi engelleyeceği korkusuyla bazılarınca sert, bazılarınca da kendinden geçercesine eleştirildi.
Önce basit bir gerçeği bilmemiz gerek: Türkiye, KKTC'den zaten sıfır gümrük üzerinden ithalat yapıyordu. Bu durum AB ile gümrük birliğini oluşturduğumuz 1996 başından bu yana böyle. AB bu uygulamayı biliyor ama itiraz etmiyordu. Nedeni çok basit: 'de minimis' kuralı. Yani Türkiye'nin KKTC'den yıllık ithalatı olan 15-20 milyon dolar o kadar küçük bir rakam ki, sıfır gümrük üzerinden yapılması gümrük birliğinin dayandığı hukuki sistemi bozmuş sayılmıyor.
Bu konulara vâkıf olan Yaman Törüner, 25 Ağustos günü Milliyet'te KKTC ile ticaretin, AB ile gümrük birliğini ihlal etmeyen sınır ticaretine benzediğini yazıyor.
KKTC ile yapılan gümrük birliği aslında KKTC'ye bazı mükellefiyetler yüklüyor. KKTC bir yıl içinde, OGT denen, AB'nin üçüncü ülkelerden gelen ithalata uyguladığı 'ortak gümrük tarifeleri'ne uyum sağlayacak. Yani AB dışı ülkelerden ithal edeceği malların gümrüğünü OGT düzeyine düşürecek. Öte yandan KKTC, Türkiye'den yaptığı yıllık 250-300 milyon dolarlık ithalattan gümrük ve eşdeğerli vergileri kaldıracak. Bu, KKTC'nin gümrük vergileri şeklinde önemli bir bütçe kaynağını kaybetmesi anlamına geliyor. Türkiye, beş yıllık bir süre, bu kaybı vereceği mali yardımla telafi edecek.
Gümrük birliği çerçevesinde veya dışında, KKTC'nin Türkiye ve üçüncü ülke kaynaklı ithalata sıfır gümrük uygulaması, AB'nin itiraz edebileceği bir husus değil. Burada KKTC'nin kendi aldığı bir kararla yüklendiği mükellefiyetler söz konusu. KKTC, Kıbrıs sorununa çözüm bulunduktan sonra, GKRY ve AB ile yapmak zorunda olacağı gümrük birliğine şimdiden uyum sağlamaya çalışıyor. Bu amaçla da Türkiye ile yaptığı gümrük birliğinin imkânlarından yararlanacak. Zaten anlaşmanın giriş bölümünde AB ile bütünleşme amacı belirtiliyor ve AB norm ve standartlarına uyum hedefi vurgulanıyor.
Bunda şaşacak veya tepki gösterecek bir şey yok. Tersine Türkiye ve KKTC'nin ileri görüşlülüğünden dolayı memnun olmak gerek.
Tek itiraz edilebilecek konu KKTC'nin bu uyum çabalarını bizimle bir gümrük birliği anlaşması yaparak gerçekleştirmeye çalışması. Türkiye'nin AB ile gümrük birliği olduğundan, AB'nin izni olmadan üçüncü bir ülkeyle (eski RCD, şimdiki ECO hariç) tarife indirimlerini öngören bir anlaşma yapması hukuken mümkün değil. Ancak bu tamamen şekli bir husus. Kaldı ki Ankara Antlaşması'nda AB'nin üçüncü ülkelerle herhangi bir anlaşma yapmadan önce Türkiye ile danışmalar yapması öngörüldüğü halde, AB bugüne kadar bir kez olsun bu amir hükmün gereğini yerine getirdi mi?
Sayın Denktaş, GKRY'ye dönük açılımları yaparken, kişilerin serbest dolaşımı yanında mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını da öngörmüştü. AB Komisyonu bu girişimi desteklemek amacıyla 3 Haziran günü bir 'Açılım Paketi' sundu. Ancak bu paketin ticari yönü, KKTC'nin ihracatında sadece güneydeki hava ve deniz limanlarının kullanılması yolundaki GKRY ısrarı dolayısıyla uygulamaya konulamadı. GKRY bu tutumuyla, herhangi bir BM kararı olmadan uygulanan ambargonun baskısı altında KKTC ile Annan paketini müzakere etmeyi amaçlıyor.
KKTC'nin ilanı üzerine BM Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği iki karar KKTC'nin tanınmamasıyla ilgili. Ekonomik ambargo BM Şartı'nın VII. bölümü çerçevesinde açıkça alınması gereken bir yaptırım kararıyla uygulanabilir. Böyle bir karar olmadan, mahkeme kararı vs. vasıtasıyla fiilen uygulanan bir ambargo meşru ve hukuki sayılamaz. Kaldı ki ekonomik ambargonun aşılmasının siyasi tanınmayla ilişkisi yok. Aksi halde Tayvan'la kimsenin ticari ilişki kurmaması gerekirdi.
Türk tarafının çıkarı bu ambargonun şu veya bu şekilde aşılmasında. Bu amaçla sarf edilen çabalardan korkmaya gerek yok. Kaynağı korku olan bir şeyi de cesaretle savunmak ve Türkiye-KKTC gümrük birliğine karşı çıkmak en azından çelişkili.