'Üçüncü dünyacılık' mı?

29-30 Mayıs tarihlerinde Harp Akademileri'nde yapılan toplantıda Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın yaptığı açış konuşmasını...

29-30 Mayıs tarihlerinde Harp Akademileri'nde yapılan toplantıda Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın yaptığı açış konuşmasını üçüncü dünyacılık olarak algılayanlar oldu. Konuşmada gelişmiş/gelişme yolundaki, güçlü/daha az güçlü ülkeler ayrımı temelinde küreselleşmenin eleştirilmesi böyle bir izlenim vermiş olabilir.
Önce şunu belirtmek gerekir: Toplantıya çağrılan 30 civarındaki konuşmacının, bir-ikisi hariç, hiçbiri 3. dünyacı değildi. Küreselleşmenin Türkiye'nin güvenliği üzerindeki etkilerini anlatan Prof A. Karaosmanoğlu'nun tebliği Batılı doğrultuya uygundu. İlginç tebliğlerden birini NATO Genel Sekreteri'nin danışmanı sundu. Eşbaşkanları toplayan son panelde yer alan Justine McCarthy, Andrew Mango, Alan Makowsky gibi tanıdık kişileri herhalde 3. dünyacı sayamayız.
Sn. Büyükanıt'ın konuşmasında, bugünün 3. dünyacılığını temsil eden 'Porto Allegre' yaklaşımının izine bile rastlanmıyor.
Ancak küreselleşmeye güvenlik yaklaşımı, ekonomik yaklaşımdan daha olumsuz bir tablo çizilmesini gerektiriyor. Güvenlik analizinin doğasında en kötü ihtimali göz önüne alıp, bunu bertaraf edecek senaryolar geliştirmek bulunuyor. Bu amaçla küreselleşmenin yarattığı yeni tehdit ve tehlikeler irdeleniyor. Bu da küreselleşme karşıtı bir havanın doğmasına yol açıyor.
Bizde hâlâ hâkim olan ideolojik yaklaşım bir şeyin sadece iyi veya sadece kötü taraflarını görmek sonucunu veriyor. AB üyeliğini savunanlar nasıl AB'yi idealize ediyorlarsa, küreselleşmeyi de böyle görmek eğilimindeler. Bir durumun iyi ve kötü yanlarını birlikte görmek zorunda olan yöneticiler için bu tutum gerçekçi olamaz.
Sanayileşmiş ülkelerin (SÜ) kendilerinin tam uygulamadıkları liberalizasyonu gelişme yolundaki ülkelere (GYÜ) dayattıkları yanlış mı? Evian'daki G-8 toplantısı dolayısıyla bu konu yeterince dünya medyasına yansımadı mı? WTO'nun 'Doha (müzakere) Round'u hangi amaçla başlatıldı?
Güçlü ülkelerin güçsüzlere kendi tehdit algılamalarını dayattıkları küreselleşme karşıtlığıysa, Fransa ve Almanya da aynı durumda değil mi?
Türkiye, hem küreselleşme, hem AB içinde olabilir hem de her ikisini eleştirebilir. Parası konvertibl, borsası açık, özel medya araçları ve internet hizmetleri gelişmiş, IMF programı uygulayan ve bir gümrük birliği üyesi olan Türkiye'nin küreselleşme dışına çıkmasına esasen imkân yok. Ama küreselleşmenin zararlarını asgariye indiren, yararlarını azamiye çıkaran bir ekonomi politikası izleyemediğimizden, küreselleşme içinde yarı başarılı ülkeler grubunda bulunduğumuz da bir vakıa.
Emperyalizm bir küreselleşme olgusu değil. Çok daha önceden de vardı. Amerika'nın 'hegemon' olması süreci de küreselleşmeden ziyade Sovyetler'in yıkılmasıyla ilgili. Terörizm de yeni bir olgu değil. Küreselleşmenin kendisinin de SÜ ve ÇUŞ (çok uyruklu şirketler) yöneticilerinin yarattıkları bilinçli ve iradi bir emperyalizm projesi olduğu söylenemez. Ama küreselleşmenin, ulus-devleti ve ulusal kimlikleri yıpratan, yerel ve dini kimlikleri güçlendiren bir süreç olarak, terörizm için mevcut şartları vahimleştirdiği de aşikâr.
Sn. Büyükanıt'ın güçlü ülkelerin güçsüzlerde bölücü terörizmi teşvik ettiği yolundaki saptaması da eskiden beri var olan bir uygulamaya işaret ediyor. Bu, küreselleşme karşıtlığından ziyade, PKK ile mücadelemizde başımıza gelen bazı tatsız olayları hatırlatıyor. Avrupa Parlamentosu'nun bu konuda aldığı yüzlerce kararı başka nasıl yorumlayabiliriz?
Küreselleşmenin yarattığı şartlar ulus-devleti yıpratırken, henüz uluslaşmamış ve devletleşmemiş ülke ve halkların durumu giderek kötüleşiyor. Bu ülkelerin demokratikleştirilmesi de bu açıdan çok zor. Bunu Irak'ta açıkça görüyoruz.
Demokrasilerin aralarında savaşmadıkları doğru. Ama şimdiki savaşlar galiba küreselleşenlerle küreselleşemeyenler arasında çıkacak. Uzakdoğu kaplanları tam demokrasi olmadıkları halde savaş hedefi olmayacağa benziyor. İslam ülkeleri içinse durum biraz farklı.
TSK'nın AB üyeliği ve ABD'ye karşı tutumunu ayrıca incelemek daha doğru olacak.