Uygulanabilir bir çözüm (4)

TÜSİAD ve Boğaziçi Üniversitesi'nin 17 Temmuz günü Annan paketi konusunda düzenlediği toplantının çözüme ilişkin akla getirdikleri şunlar:</br>Türk tarafı, Kıbrıs sorununun çözümlenmesini ve AB'ye girmeyi tabii istiyor.

TÜSİAD ve Boğaziçi Üniversitesi'nin 17 Temmuz günü Annan paketi konusunda düzenlediği toplantının çözüme ilişkin akla getirdikleri şunlar:
Türk tarafı, Kıbrıs sorununun çözümlenmesini ve AB'ye girmeyi tabii istiyor.
Ama Kıbrıs başlı başına önemli bir konu. AB üyeliğimizin 'bağımlı değişkeni' değil. Yani sırf AB üyesi olmak için Kıbrıs sorunu çözümlenemez. Kıbrıs sorununu kendi şartları içinde çözmek gerekiyor.
Çözümün 2004 Mayısı'na kadar Annan paketi temelinde olmasını, Amerika, AB ve BM bir ağızdan savunuyor. Yunanistan paketin ne kadar bizim lehimize olduğunu anlata anlata bitiremiyor. AB görüşlerini toplantıda savunan kişinin saldırgan üslubu, bazı Amerikalıların Irak konusundaki tavrına rahmet okutacak boyutlarda. Bu üslupta, Kıbrıs Rum kesiminin üyeliğine karşılık Türkiye'nin AB, hatta Batı'yla ilişkilerini tehlikeye atmak gibi hesapsız bir politikanın sorumluluğunun telaşı hissediliyor.
AB, Kıbrıs sorununun çözümünü üyeliğimiz için önşart koşuyor. Ama kendisi bize giriş müzakereleri için tarih bile vermiyor. Oysa üye olmak için bizim sarf ettiğimiz çabalar, AB'nin bizi üye yapma istek ve iradesinden çok daha güçlü.
Bu durumda AB'nin kurduğu bağı tersine çevirip, Kıbrıs sorununun çözümünü bizim üye olmamıza bağlamak, asgari ihtiyat gereği. Böylece küçük ve önemsiz olan, daha büyük ve önemli olana bağlanmış oluyor.
AB'nin bir barış projesi olduğu doğru, ama AB içinde barış sürecine girdiği söylenen Fransa-Almanya, Almanya-Polonya, Almanya-Çek Cumhuriyeti, Portekiz-İspanya vb. hepsi devlet. Etnik nitelikte sorunların hallinde AB'nin başarıları aynı ölçüde parlak değil. Bu konular, Korsika, Bask ve Kuzey İrlanda örneklerinde görüldüğü gibi ilgili ülkelere bırakılıyor. 1963-74 arasında Rumların uyguladığı mezalim (persecution) Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) statüsüne göre insanlığa karşı suç oluşturduğu halde, değil herhangi bir Rum sorumlunun mahkûm olması veya bir Türk'e tazminat verilmesi, Rum/Yunan tarafından bir üzüntü ifadesi dahi gelmedi. Genç Kıbrıs Rum kuşağı, sorunun 1974'te 'sebepsiz' Türk istilasından kaynaklandığına inanıyor. Babalarından bile fazla Türklerden nefret ediyor. Nasıl olur da iki tarafın barışıp uzlaşması Rumların hâkimiyetindeki Kıbrıs'a bırakılabilir?
Türkiye Garanti Antlaşması'na göre Kıbrıs'ın bizimle birlikte üye olmasını istemek hakkına sahip. Kaldı ki üyeliğimize karşı ikircilikli tutumunu bir türlü terk edemeyen AB'ye karşı güven duymamız da zaten beklenemez.
Bu durumda tek çıkış yolu şu: Türkiye, Annan paketini, sakıncaları imkân ölçüsünde bertaraf edildikten sonra imzalar. Paketin uygulanması Türkiye'nin üyeliğine ertelenir. Bu arada GKRY adanın tümünü temsilen AB'ye girer. KKTC, AB yardımıyla hem AB'ye uyuma hem de Annan paketinin uygulamasına hazırlanır. Bu arada Sn. Denktaş'ın başlattığı güven artırıcı önlemler uygulanır ve taraflar birlikte yaşamaya alıştırılır. Kıbrıs Türklerinin AB'ye girişi bizimle birlikte olunca da, onları korumak için Annan paketinde bulunan istisnaların önemi kalmaz.
Annan paketinin 2004 Mayıs ayından önce imzalanıp uygulanmasını isteyen AB, BM ve Amerika'nın, bu öneriye karşı herhangi bir sav ileri süremediklerini gördük.
Özellikle T. Weston bir soruya verdiği cevapta her ihtimali düşünmekte olduğu izlenimini verdi.
TÜSİAD da hem Türkiye'nin AB dışında kalması hem de Kıbrıs'ı kaybetmesi riskini göze almamalı. Kıbrıs sorununun çözümüyle AB üyesi olma hedefini birleştirme gayretlerine yardımcı olmalı.
Türkiye'nin kendisinin üye olmadığı ve belki de olamayacağı bir AB'ye Kıbrıs'ın tümüyle girmesini sağlamak için sorunu çözmek mecburiyeti yok. Bu, her şeyden önce anlaşmalara aykırı. Çözüm olmazsa, iki taraf şimdiki açılımları devam ettirerek gevşek bir ortaklık kurabilirler.
Bu konuları anlamak isteyenler, 'The United States and Turkey, Allies in Need, A Century Foundation Book, 2003' kitabında, Amerika'nın eski Kıbrıs arabulucusu M. James Wilkinson'un uzun makalesini okumalı.