Yaşasın AB

AKP yanlıları 'Bravo AB'ye, tarafsız kalan Amerika'dan farklı olarak, TSK'nın muhtırasına karşı çıktı, Türk demokrasisini savundu' diyorlar.

AKP yanlıları 'Bravo AB'ye, tarafsız kalan Amerika'dan farklı olarak, TSK'nın muhtırasına karşı çıktı, Türk demokrasisini savundu' diyorlar. AKP'li 'liberal' köşe yazarları AB olmazsa ne demokratik ne de ekonomik istikrarı sağlayamayacağımız yolundaki eski nakaratı tekrarlıyor; üyeliğe aday bir ülkede muhtıralara yer olmadığını; aksi halde 'sabrı taşan' AB'nin bizi üye yapmayabileceğini söylüyorlar.
Öte yandan büyük iş çevreleri ve büyük medya, haklı olarak, genel seçimlerden sonra oluşacak hükümetin AB'ye ilişkin politikasını merak ediyor. Yani muhtemelen koalisyon olacak bu hükümete katılacak partilerin Türkiye'yi AB üyeliğinden uzaklaştıracağından endişeli. AKP'nin 2005'ten itibaren AB üyeliği hedefine dönük reformları ağırdan aldığından şikâyetçi. Ancak geçenlerde açıklanan program uyarınca Türkiye'nin 2007-2013 yılları arasında, müzakere edilsin edilmesin, müktesebatın büyük bölümüne uyum sağlayacak olmasından da mutlu. AB'nin askıya aldığı 8 başlığın dışındaki başlıkların birkaçında daha müzakere açılmasını bekliyor. Sarkozy'nin cumhurbaşkanı seçildikten sonra, Merkel gibi, ahde vefa çizgisine gelip, imtiyazlı ortaklık tezini terk edeceğini umuyor.
Bu yaklaşımlarla genel seçimler sonunda koalisyon kurması muhtemel Cumhuriyetçi sol CHP, sağ MHP ve merkez DP'nin ciddi farklılıkları olduğu yadsınamaz. Bunlar, 57. hükümet gibi, AB üyeliğinden yanalar. Ancak AB'nin kendi hatalı tutumu dolayısıyla Türkiye ile ilişkilerinde marjinalize olduğunu; Türk halkının AB üyeliğinden umudunu kestiğini ve AB dışındaki konulara daha yüksek öncelik verdiğini görüyorlar.
AB'nin Türk demokrasisini savunduğuna kuşku yok. Zaten demokrasiyi savunmak AB'nin birkaç evrensel misyonundan biri. Demokrasi olmayan bir ülkenin AB üyesi olamayacağı da bir bedahet. Muhtıranın AB kurumları nezdinde Türkiye'nin demokratik görüntüsünü bozduğuna kuşku yok. Ancak Olli Rehn Türkiye'yi ve TSK'yı uyarırken, belki de ilk kez, laikliğe de işaret ediyor. Fazladan AKP yanlıların şiddetle karşı çıktığı Anayasa Mahkemesi kararına uyulmasını da istiyor.
Sorun, aslında Türkiye'nin üyeliği konusunda tüm umutları kıran AB'nin bu müdahalelerinin ne ölçüde samimi olduğu ve Türk halkının bu müdahaleleri ne ölçüde ciddiye alacağıyla ilgili.
AB için Cumhuriyet'in önemli olmadığını biliyoruz. Hatta bazı münasebetsiz AB'liler Kemalizm'in Türk demokrasisinin gelişmesini engellediğini defalarca söylediler. Bu bağlamda Cumhuriyet laikliği, bu sorunu tarihte çözmüş, şimdi halkının çoğu ateizme kaymış AB ülkeleri açısından demokrasi gibi öneme sahip değil. Hele bizdeki 'laiklik olmazsa demokrasi olmaz' tezi onlar için fazla bir anlam taşımıyor. Aynı şekilde Cumhuriyet'in tekillik ilkesinin de, 'Kürt' sorununun çözümüne bir engel oluşturduğunu düşünüyorlar.
Bu durumda Türkiye'deki cumhuriyetçilerle AB arasında Türk ulusal kimliğine ilişkin ciddi bir uyuşmazlık olduğu söylenebilir.
Sorun maalesef daha derinlerde yatıyor. Bazı AB ülkeleri, Türkiye'nin din/kültür farkı nedeniyle Avrupalı olmadığını düşünüyor. Bunlar geçmişte laiklik ilkesine karşı mücadele etmeleri için kendi içlerindeki fanatik dinci Türklerin faaliyetlerine göz yumdular. Bu Türklerle Türkiye'deki İslamcıların işbirliğini teşvik ettiler. Böylece demokratik-laik-modern bir Müslüman ülkenin kendi kimliklerine verdiği rahatsızlığı da bertaraf etmek istediler.
Bu durum 11 Eylül'e kadar sürdü. Belki hâlâ sürüyor ve demokrasi de bu amaçla kullanılıyor olabilir.
AB'de Türkiye ve Türk karşıtı tarihi önyargılar, Sarkozy'nin ağzına yerleşen Le Pen'in sözleriyle artık resmi ırkçılık düzeyine çıktı. Merkel gibi Sarkozy de AB taahhüdüdür diye tam üyeliğimizi destekliyormuş gibi görünebilir. Ama asıl niyetleri doğrultusunda Kıbrıs, Ermeni soykırım iddiaları, hatta 'Kürt' sorununu öylesine kullanırlar ki üyelik süreci sürekli kesintiye uğrayabilir.
Sorun, yeni hükümetin AB'nin bu 'uyutma' ve 'öteleme' taktikleri karşısında ne yapacağında. Ya AKP gibi sürünürüz ya da AB'yi akılcılığa sevk etmeye çalışırız.