Yerinden bakış

ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) olarak 6-8 Aralık tarihlrerinde KKTC'ye yaptığımız ziyaret sırasında edindiğimiz izlenimleri özetlemeye çalışacağım.

ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) olarak 6-8 Aralık tarihlrerinde KKTC'ye yaptığımız ziyaret sırasında edindiğimiz izlenimleri özetlemeye çalışacağım.
2 Aralık günü Cumhuriyet Meclisi'nde ittifakla alınan karar, KKTC tarihinde bir ilk niteliğinde. Kararda Türkiye'nin Kıbrıs Rumlarını 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak tanımaması isteniyor. Bu husus 3 Aralık'ta Ankara'da Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'yla KKTC'li karşıtlarının yaptığı toplantıda ve 8 Aralık Çankaya zirvesinde teyit edildi.
Buradan Rumların AB üyeliğinden yararlanarak kullanmaya hazırlandıkları vetoya karşı, Türk tarafının ortak bir tutum oluşturduğu sonucu çıkıyor. Yani bu temel konuda, KKTC'de siyasi yelpazenin tümü arasında bir görüş farkı yok. Türkiye'yle ise görüş birliği mevcut. Referanduma kadarki tehlikeli bölünme göz önüne alındığında bu çok ciddi bir ilerleme sayılabilir.
KKTC'de bazı çevreler, Türkiye'nin Loizidou davasında uzun süre direndikten sonra tazminatı ödediğini, KKTC ile gümrük birliğinden cayıp Rumlarla yaptığını hatırlatarak, Rumları da er geç tanıyacağını söylüyor ve KKTC'nin de daha fazla zaman kaybetmeden çözüm için gayret sarf etmesini savunuyor. Bu amaçla Annan Planı 'temelinde' müzakerelere başlanmasını istiyor. Güneyde barışı isteyenlerin elini güçlendirmek için Annan Planı'nın uygulanmasına ilişkin güvencelerin verilebileceğini ve gerekirse Türkiye'nin asker çekebileceğini düşünüyor.
Öte yandan Rumların tanınma isteğini AB'nin desteklediği görülüyor. Ancak tanıma, sonuçları kendisiyle sınırlı bir fiil değil. Tanıma Rumların adayı hâkimiyetleri altına almak amacıyla öngördükleri 'çözüm'ün ilk adımı. Ardından Türk askerinin ve yerleşiklerin geri çekilmesi, Rumların eski emlaklarına dönmesi ve KKTC'nin lağvı gelecek. Böylece 1960 sisteminden de geriye, 1963-74 mezalim düzenine dönülmüş olacak.
Rumlar bu amaçlarına AB üyeliğinin kendilerine verdiği veto hakkını şantaja çevirerek ulaşmayı hesaplıyor.
Peki Annan Planı 'temelinde' yeniden müzakerelere başlanması bundan farklı bir sonuç verebilir mi? Vetoyu tanınmak amacıyla kullanan Rumlar 1963-74 dönemini meşrulaştırmak için gerekli tavizleri, bu müzakerelerde de aynı tehditle alamazlar mı?
Bu nedenle Türk tarafının başka bir yol izlemesi gerekiyor. Annan Planı'nın Rumlar lehine olduğu Annan'ın son raporunda da yer alıyor. Ama bir kere olan oldu ve Kıbrıs Türkleri referandumda olumlu oy verdiler. AB'de bir referandumda reddedilenin ikinci referandumda kabul edildiğinin birçok misali var. Şimdi Rum tarafı da planı yeni bir referandumla kabul edebilir. Ama planın bugünkü şartlarda uygulanmasında bazı sorunlar var.
Türkiye ve AB gibi, Kıbrıs Türkleri de, Rumların ret oyu dolayısıyla kendini aldatılmış hissediyor. Papadopulos'un tanınmada ısrar ederek adaya hâkimiyetini yaymaya ve Türkleri azınlık düzeyine indirgemeye kalkışması, Rumlara zaten çok az olan güveni tümüyle ortadan kaldırmış. Öte yandan AB verdiği sözlerin aksine KKTC üzerindeki ambargoları kaldırmadığından, Kıbrıs Türkleri artık AB'ye de güvenmiyor.
AB, 1999 Helsinki zirvesinde Kopenhag Siyasi Kıstasları'nı yerine getirmemiz halinde, diğer adaylarla aynı muameleye tabi tutularak giriş müzakerelerini başlatacağı sözünü vermişti.
Oysa şimdi üyeliğimizi zor şartlara bağlıyor.
Bu tavır bizim de AB'ye güvenimizi sarsıyor.
Türkiye'nin AB üyesi olacağı kesin değilken ve Rumların adanın tümüne hâkimiyet emelleri daha da azmışken, Annan Planı'nın uygulanmasını Türkiye'nin üyeliğine ertelemekten başka güvenceli bir çıkış yolu görünmüyor.
Annan Planı'nın müzakeresi sırasında AB üyesi olmak için veremeyeceğimiz bir şey olmadığı izlenimini hem AB hem de Rumlarda uyandırdık. Bu nedenle Rumlar Annan Planı'ndan çok daha fazlasını vetolarla elde edebileceklerini düşündüler. AB de Rumları tanımamızı isteyebiliyor. Böyle giderse, hiçbir şekilde veremeyeceğimiz şeyleri isteyecekler. O zaman ne Kıbrıs sorunu çözümlenecek ne de biz AB üyesi olabileceğiz. Fazladan Rumlara da kötülük yapmış olacağız.