Zamanı mıydı?

Lokmacı geçidi gerçek boyutlarıyla ilişkisiz bir önem kazandı. Sorun Rum tarafına barışçı bir açılım olmaktan çıktı ve KKTC'nin Türkiye'den bağımsızlığı konusunda bir sınav niteliği kazandı.

Lokmacı geçidi gerçek boyutlarıyla ilişkisiz bir önem kazandı. Sorun Rum tarafına barışçı bir açılım olmaktan çıktı ve KKTC'nin Türkiye'den bağımsızlığı konusunda bir sınav niteliği kazandı. Sonunda yapılan iş ne barışa doğru bir adım ne de KKTC'nin egemenliğinin teyidi doğrultusunda bir ilerleme oluşturdu. Adada çözümü gerçekleştirmek için, KKTC'nin Türkiye'nin etkisinden çıkarak, kendisi için en iyi olanı yapabilmesi yolundaki 'liberal' görüşün gerçeklerle ilgisi olmadığı bir kez daha kanıtlandı.
Kıbrıs sorunu AB üyelik süreci önündeki en büyük engel haline geldi ya da üyeliğimizi istemeyenlerce getirildi. Bu durumda amacımız BM müzakere sürecini canlandırmak olmalı. Zira bu müzakere süreci başladıktan sonra, Rumların üyelik sürecimize karşı veto silahını kullanması zorlaşacak.
Bunu bilen Rumlar BM'de müzakerelere karşı çıkarken, AB üyelik sürecimizde kendi lehlerine parça parça kazanımlar sağlayarak sorunu çözmek istiyorlar. Rum yetkililere göre, bu çözüm Rum hâkimiyetindeki tekil devlet yapısında Türklere azınlık hakları verilmesi, Türk askerinin çekilerek, Türkiye'nin garantisinin kaldırılması amacını taşıyor.
BM'de müzakereleri başlatamadığımız, Rumların parça parça yutma politikasına da razı olamadığımız için, AB üyelik sürecinin duracak kadar yavaşladığı bir ortamda, Türkiye'nin Kıbrıs politikası Rumların uzlaşmaz taraf olduğunu dünya kamuoyuna teşhir etmeye yönelmiş görünüyor.
Adada çözümü kolaylaştıracak güven artırıcı adımlar içinde insani ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi de var. Bu bağlamda Rumların uyguladığı (ve AB ile Amerika'nın da katıldığı) ambargolar dolayısıyla Türklerin çektiği sıkıntılar ortaya konuyor ve iki tarafın da yararına olacak önlemler öneriliyor. Lokmacı kapısı da bu yolda yapılan bir öneri.
Oysa bugün bu politikalarla sonuç alınamayacağı açık. 24 Nisan 2004 referandumunda Annan'ın adını taşıyan uluslararası toplumun önerilerine Türklerin evet, Rumların hayır demesi kimin uzlaşmaz olduğunu zaten ortaya koydu. AB bu durumu unutacak kadar insaf ve adaletten uzak olduğunu gösterdi. Türkiye'nin Rumları Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımasına dönük yeni adımlar atmasını fütursuzca istemeye başladı. Bu nedenle Rumların uzlaşmazlığını kanıtlamak için her gün yeni bir konu bulmanın ve hep bir adım önde gitmenin artık bir yararı kalmadı. Tersine zayıflık işareti olarak algılandığından, zararlı olmaya bile başladı.
Bu bağlamda Türk tarafının Rumlarla eşzamanlı adımlar atması dahi yararlı olmayacak. Zira bu, Rumların kısmi çözümlerle nihai çözüme varma yaklaşımını kabul etmek anlamına gelecek. Yapılacak tek şey, BM çerçevesinde iki toplum arasındaki müzakere sürecini ihya etmeye çalışmak.
Durum buyken Sn. Talat'ın bağımsızlık gösterisinin anlamı ne? Lokmacı üstgeçidini yıktığı için şimdi daha mı bağımsız?
Türkiye'nin KKTC'de 40 bin askeri var. Bugün bu askeri çeksek, ertesi gün Rumlar adanın tümüne hâkim olurlar. Garanti Anlaşması Enosis veya taksim ihtimaline karşı askeri müdahale imkânı tanıyor. Hukuki tabiriyle 1960 sistemi Kıbrıs'ın tümünün egemenliğini 'servitude' altına alıyor yani sınırlıyor. Bu nedenle Kıbrıs'ın ne güneyi ne de kuzeyi bağımsız sayılabilir.
Bırakın işin bu yönünü, Türkiye her yıl AB'nin verdiğinin en az 10 katı mali yardım yapmasa, KKTC yaşayabilir mi? Bir devlet, ekonomisi ve güvenliği böylesine dışa bağımlıyken, tam bağımsız hareket etse bile kimseyi bağımsızlığına inandıramaz.
Ama anlaşılan yabancı psikolojik harekâtlar sayesinde iktidara gelmiş ve politikacı pazarında alışveriş yüzünden siyasi meşruiyeti darbe yemiş olanlar, Türkiye'nin ya da TSK'nın etkisinde olmadıklarını göstermeyi kimlik sorunu haline getiriyorlar.
BRT'deki mülakatında Sn. Talat, Lokmacı ile ilgili olanlara 'değip değmediği' sorulduğunda, 'Değmedi' diyecek dürüstlüğü gösterdi. Ama Papadopulos'tan bir kez daha şamar yendikten sonra.
Artık içerde aşağılık duygusundan kurtulup, dışarıda birlikte mücadeleye dönsek daha iyi olacak.