14 Şubatçılara aşk bilmecesi

Bu öykü İtalyan yönetmeni Giuesseppi Tornatore'nin 'Sinema Paradiso' filminden...

Bu öykü İtalyan yönetmeni Giuesseppi Tornatore'nin 'Sinema Paradiso' filminden...
Bir gün kral diyarın en güzel prenseslerini çağırdığı bir davet verir.
Güzel olmasına kızların hepsi güzeldir ama kralın kızı gibisi yoktur. Kralın askerlerinden biri nöbet beklerken prenses önünden geçer. Bakış o bakış. Prensese âşık olur.
Basit bir askerin, kralın kızının yanında lafı mı olur? Ama her nasılsa, eninde sonunda prensesle tanışmayı başarır. Onsuz dayanamayacağını, beraber olamayacaklarsa ölmek istediğini söyler.
Prenses, askerin aşkının gücünden etkilenir. Ona şöyle der, "Eğer balkonumun önünde yüz gün yüz gece bekleyebilirsen, senin olacağıma söz veriyorum."
Asker başlar beklemeye.
Bir gün, iki gün, yirmi gün geçer.
Prenses her akşam balkonundan, aşağıda bekleyen askere bakar.
Ne zaman baksa asker hiç kımıldamadan dimdik durmaktadır.
Yağmurda, karda, rüzgârda hep orda bekler. Kuşlar askerin kafasına pisliklerini yapar, arılar onu her bir yerinden sokar.
Asker yerinden kımıldamaz.
Günler geçer, asker bekler.
Doksan günün sonunda bembeyaz, taş kesilmiş gibi durmaktadır.
Gözlerinden boşalmakta olan yaşları tutamaz. Uyuyacak takati kalmaz.
Ve bitmek tükenmek bilmeyen bu zaman boyunca Prenses de bekler.
Sonunda doksan dokuzuncu gece gelmiştir.
Asker arkasını dönmeden gider.
Filmde hikâyeyi anlatan kör sinemacı yanındaki delikanlıya dönüp sözlerini şöyle bitirir, "Ve sakın bunun ne anlama geldiğini sorma, çünkü ben de bilmiyorum.
Sen anladıysan bana söyle."