Acı tecrübeleri kadar yaşlı, rüyaları kadar genç

Venedik'te gondollar siyahtır. New York'un taksileri sarı. İstanbul' da da tek tip elbise giyer taksiler.

Venedik'te gondollar siyahtır. New York'un taksileri sarı. İstanbul' da da tek tip elbise giyer taksiler.
Altan'dan bayrak tasarımı isteseler ne yapardı bilmiyorum. Belki yapmazdı. Belki de öyle bir bayrak yapardı ki renkleri değişirdi durmadan.
Bir gece geç vakit Bebek'ten yola çıktık. Boğaz'da sahil boyu bir süre yürüdük. Taksiye bindik. Kuruçeşme'ye gelirken Altan, "Şurda inelim," dedi. İndik.
Önümüzden bir kaç taksi geçti. Ortaköy'e doğru yürümeye devam ettik. Altan birden başka bir taksiyi durdurdu. Bindik.
İnelim dedi. İndik. Yolun karşı tarafına geçti, uzaktan geldiğini gördüğü, Bebek'e doğru giden başka bir taksiyi durdurdu. Bindik. Bir saat içinde, o taksi bu taksi derken, istikamet de değiştirerek, birçok arabaya bindik.
Altan'la ilişkimizde birbirimize pek soru sorduğumuzu hatırlamıyorum. Neyi, kim, neden, niçin yaptı sorularının soframızda yeri yoktu. Sözler mecrasını bulurdu. Ya da tam tersi sözler peşimizden gelirdi. Saati sormaz, istediğimiz zaman istediğimizi yapardık.
Bir taksiden inip bir diğerine bindiğimizde de Altan'a bir şey sormadım. O gece Altan'ın yanında olsaydınız, siz de bir şey sormadan, sonunda anlardınız ne yaptığını.
Altan renklere biniyordu.
O yıllarda rengârenk olan İstanbul taksilerinin bir renginden inip bir diğerine biniyordu.
Yoksa her yere gidip, hiçbir yere gitmeyenlerdendi. Akademi, ev, tek tük dost eviyle sınırlamıştı coğrafyasını. Sizi de yanına alır düşlerinde dolaştırırdı. Gümüşsuyu'nda, devletin, kendine yakın bulduğu bir şahıs ismiyle adını değiştirdiği Bağodaları Sokağı'nda ki evinin bir köşesinde yığılı duran, imzasız, isimsiz, arkadan mühürlü tualleri de, Altan'ın, yaşamına adıyla iz bırakmak yerine, düşleriyle iç içe yaşadığının ifadesiydi.
Yoksa farkındaydı ressamların damgalarının değerinin. Andy Warhol'un imzasıyla az mı dolaşmadık birlikte. Evinin duvarında asılı Warhol imzalı dört küçük papatya resminin altındaki divanda oturur, tuallerin kaç para edebileceğinin pusulasıyla düşlerimize bilet kesip, içtikçe daha uzaklara giderdik. Divanın başucunda duran, dünyanın seslerini dinlediğimiz kısa dalgalı radyonın rehberliğinde de belki dolaştığımız olurdu. Ama Altan, Eflatun'a göre, ötesinde Atlantis olan Cebellütarık kayaları kadar da yerleşikti. Evinde bir gece, Orhan Veli'nin mısraları, muhabbetimize radyodan katılır, "Şu ada senin, bu ada benim, alıp başımı giderim" diye müphem bir yolculuğa çağırıken, Altan irkilmiş, "Başımızı alıp da nereye gideceğiz" diye karşılık vermişti bizi olduğumuz yerden kaçmaya itekleyen şarkıya.
Afrikalıları, sayı saymasını bilmez diye düşünen Viktorya döneminde yaşayan bir İngiliz antropoloğu, acaba bu insanlar kaç yaşlarında olduklarını neye göre hesaplar, merak etmiş. Afrikaya gitmiş, ilk gördüğüne sormuş, "Kaç yaşındasın?" diye.
"Acı tecrübelerim kadar yaşlı, rüyalarım kadar gencim" demiş karşısındaki.
Altan genç yaşında öldü.

* * * * *
Adalı, TÜYAP Sanat Fuarı'nda
Altan Adalı bugün açılan TÜYAP Sanat Fuarı'nda anılıyor. Ulusal Kanal Bindallı Sanatevi tarafından düzenlenen proje kapsamında '20. Yılında Altan Adalı' başlıklı bir sergi düzenleniyor. Sergiyle eşzamanlı olarak Adalı üzerine Fatma Kılıç'ın hazırladığı bir kitap yayımlandı. Önsözünü Gündüz Vassaf'ın yazdığı kitapta 'Çağdaş Resim Sanatında Nesne Kavramı' tezi ve gravürde özel baskı tekniklerinin oluşumuna yaptığı katkı çok önemli olmasına rağmen yeterince yakından tanınmayan sanatçı üzerine Mimar Sinan Üniversitesi- Paris W. Hayter Atölyesi'nden yakın arkadaşlarının ve eleştirmenlerin belge bilgi ve yorumları yer alıyor. Fuarda aralarında Özdemir Altan, Dinçer Erimez, Zehra Aral, Yusuf Taktak, Bahri Genç'in de bulunduğu Adalı'nın hocalar, dönem arkadaşları ve öğrencilerinden oluşan 23 sanatçının eserleri bulunuyor. Fuar kapsamında ayrıca 4 Kasım'da Adalı üzerine çekilen belgesel film gösterilecek. Aynı gün Prof Dr. Dinçer Erimez, Prof. Dr. Oktay Anılanmert, Argun Okumuşoğlu, Yusuf Taktak'ın konuşmacı olarak katılacağı '20. Yılında Altan Adalı' adlı bir panel düzenlenecek ve Hüsrev İsfendiyaroğlu panel öncesi bir dinleti gerçekleştirecek.